1984 & CESUR YENİ DÜNYA

İşin gerçeği, Kafkasyalı örgütlenmesinin saf ırkını tahrip edemeyeceğinizdir. Bu fizyolojik bir olgudur... Ve şu ânda, yüzyılların, on yüzyılların aşındırmasına rağmen, Yahudi zihni Avrupa işleri üzerinde yaygın ve büyük bir etki yapıyor. Hâlâ itaat ettiğiniz yasalarından, zihinlerinizi doyuran edebiyatlarından değil, yaşayan İbrani zekâsından söz ediyorum. Avrupa’da Yahudilerin büyük ölçüde katılmadığı hiçbir büyük entelektüel hareket gözlemleyemezsiniz. İlk Cizvitler Yahudiydi; Batı Avrupa’yı alarma geçiren gizemli Rus Diplomasisi Yahudilerce örgütlenmiş ve esas olarak onlar tarafından yürütülmektedir; bu ânda Almanya’da hazırlanmakta bulunan ve işin doğrusu ikinci ve daha büyük bir Reformasyon olacak olan ve henüz İngiltere’de hakkında pek az şey bilinen muazzam devrim, bütünüyle Almanya’nın profesyonel makamlarını neredeyse tekeline almış bulunan Yahudilerin denetiminde gelişmektedir...

Coningsby, , s. 182-183.


http://covenersleague.com/tcs/item/206-the-fabian-society



Biz o düşüncedeyiz ki, din öğretiminin örgün eğitim ve öğretimden ayrılması ancak geçici bir olaydır ve eğitim, gerek amacı ve gerek ruhu ile pek yakında tekrar yine dinsel bir içerik kazanacaktır.

H.G. Wells

 

lthough this science will be diligently studied, it will be rightly confined to the governing class and the populace will not be allowed to know how its convictions were generated …

Education should aim at destroying free will, so that, after pupils have left school, they will be incapable of thinking or acting otherwise than their schoolmaster would have wished.

Bertrand Russell, Fabian Socialist

“I also made it quite clear that Socialism means equality of income or nothing, and that under socialism you would not be allowed to be poor. You would be forcibly fed, clothed, lodged, taught, and employed whether you like it or not. If it were discovered that you had not character enough to be worth all this trouble, you might possibly be executed in a kindly manner; but whilst you were permitted to live you would have to live well.”

G. Bernard Shaw, Fabian Socialist

 Kardeşlerim !

Hatırlarsanız ilk sayfada Cesur Yeni Dünya diye bir kitaptan bahsetmiş ve birilerinin kurgulamak istedikleri dünyayı anlatan bir ütopya kitabı demiştim. Kitabın yazarı Aldous Huxley’in ve sosyalizmin bayraktarlığını yapan ve logosu kuzu postuna bürünmüş bir kurt olan ezoterik Fabian Society üyesi olduğundan söz etmiş, dedesi Thomas Henry Huxley'in de mason olduğunun, agnostisizmin fikir babası olduğunu ve evrim teorisini Darwin’in kendinden bile daha iştiyakla savunduğunun altını çizmiştim. Öyle ki kendisine Darwin’in buldog’u lakabı takılacak kadar.



“ Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam ise başkalarının aklını da kullanır. „

George Bernard SHAW


Logo seçimi gibi isim seçimi de Fabian Topluluğu'nun zihniyetinin yansımasıdır. Zira Fabian ismi bir Roma generali olan, Quintus Fabius Maximus Verrucosus'dan gelir. Fabius'un ünü düşmanları ile sıcak çatışmaya girmek yerine, onları çok uzun vadeli planlar, stratejiler ve kandırmacalar ile yorup yıpratarak zafer elde etmesi üzerinedir. Bu mantaliteye paralel olarak grubun kendine biçtiği misyon, marksizm gibi devrimci ve çatışmacılık yerine sosyalist felsefeyi uzun vadede toplumun damarlarına işlemek ve toplumun bunu kendi seçimi olarak kabul edeceği bir düzen kurmak üzerinedir.

Francis Galton öjeninin kurucusu darwinin kuzeni



'su ya da bu oldugum surece ya da suna veya buna sahip oldugum surece, tum seyler degilim ve tum seylere sahip degilim. suna ya da buna sahip olmayincaya ya da su ya da bu olmayincaya kadar saflasin. o vakit her yerde olursunuz ve su veya bu olmayarak butun her sey olursunuz.'



Kitabın konusu genel olarak Friedrich Nietzsche'nin yukarıda hafiften değindiğim ideal toplumunu güya ! distopik olarak anlatır. Bilimsel ve teknolojik olarak oldukça gelişmiş olan, hastalık, yaşlılık, obezite ya da aşırı zayıflık gibi durumların ilaçlar sayesinde yaşanmadığı, toplumun kast sistemi şeklinde çeşitli zeka düzeylerine göre sınıflara (beta, alfa...) ayrıldığı, her türün kendine has görevinin olduğu, doğal yollardan üremenin ayıplandığından bebeklerin doğarak değil sentetik olarak tüplerde beslenip doğar doğmaz şartlandırmayla eğitilmeye başlandığı, çocukların birbirleriyle bir oyun olarak özgürce seks yaptığı dolayısıyla yetişkinlerinde cinsellikle ilgili hiçbir tabularının olmadığı, herkesin herkesle düşüp kalktığı, insanların kendi seçim haklarının olmadığı sadece merkezi otorite tarafından kendisi için belirlenen hayatı yaşadığı ama yine de uykuda aldığı eğitim (Hipnopedya) ve soma isimli hapın etkisiyle mutlu olduğu bir dünya. Bu kitabın günümüz için güncellenmiş The Truman Show vs. gibi birçok türevi olmakla birlikte en derin algı ve mesajı bünyesinde barındırmakta olanı hiç şüphesiz yahudi Wachowski kardeşlere ait olan Matrix'dir. Bu filmin çözümlemesini de yapacağım inşallah.

Velhasıl John isimli kahramanımız bu düzenin insanı tükenişe götürdüğünü farkeder vs. vs. Kitap ile ilgili son söyleceğim bu merkezi otorite tarafından Tanrı kavramının ört bas edildiğinin vurgulanmasıdır. Yani bir Tanrı vardır ama insanların bunu bilmesi istenmiyordur. Bunu söyleyen de dünya denetçilerinden olan Mustapha Mond isimli karakterdir. Bu karakterin söylediklerine bir kulak verelim öncelikle:

Kızgın bir sesle konuşan Vahşi:

“Eğer Tanrı’yı biliyorsanız niye onlara anlatmıyorsunuz?” diye sordu.

“Tanrı hakkındaki bu kitapları niye vermiyorsunuz insanlara?”

Mustapha Mond:

“Onlara Othello’yu neden vermiyorsak, bunları da aynı nedenle vermiyoruz: eskiler de ondan; yüzlerce yıl öncesinin Tanrı’sını anlatıyorlar. Şimdinin Tanrı’sını değil.”

Hmm ! Demek biz henüz son güncellemeyi almamışız. Peki ! Bu kitabın başka bir yönü de karakterlerin gerçek hayattan özenle seçilmiş olmasıdır. Zaten gerçek hayatta olanları, olması arzu edilenleri anlatan bu kitabın insanları tükenişe götüren yahudisinden, masonuna, gül-haç'lısına uzanan ekibini de gerçek hayattan seçmesi şaşırtıcı değildir. İçlerinde bulunan tanıdık yüzler için de söyleyecek sözlerimiz vardır elbet.


Bernard Marx George Bernard Shaw   -   Karl Marx Primo Mellon Miguel Primo de Rivera   -   Andrew Mellon
Mustapha Mond Mustafa Kemal   -   Sir Alfred Mond Darwin Bonaparte Napoleon Bonaparte - Charles Darwin
Lenina Crowne Vladimir Lenin Sarojini Engels Friedrich Engels   -   Sarojini Naidu
Polly Trotsky Lev Troçki Fifi Bradlaugh Charles Bradlaugh
Benito Hoover Benito Mussolini   -   Herbert Hoover Joanna Diesel Rudolf Diesel
Jean-Jacques Habibullah Jean-Jacques Rousseau   -   Habibullah Han Helmholtz Watson Hermann von Helmholtz   -   John B. Watson
Herbert Bakunin Herbert Spencer   -   Mikhail Bakunin


Peki seçtiği isimler bile bunun kanıtı olsa da ben neden bu kitabın distopya değil de ütopya kitabı olduğunu söylüyorum. Çünkü yazarın üyesi olduğu Fabian Society aynı zamanda sıkı bir öjenizm destekçisidir. Kendisi de 1932’de BBC’ye verdiği bir röportajında “soy gelişimini kontrol etmek gerektiğini” açıkça söylemiştir

Nedir öjenizm ? Sakat, hasta, zeka düzeyi düşük insanların ayıklanması ile sağlıklı ve zeki bireylerin çoğaltılması yoluyla bir insan ırkının ıslah edilmesidir. Devlet eliyle yapılacak bir çeşit zorlama evrim yani. Öjeni teorisine göre, nasıl sağlıklı hayvanlar birbirleriyle çiftleştirilerek iyi hayvan cinsleri oluşturuluyorsa, bir insan ırkı da ıslah edilebilirdi.

Şaşılacak birşey yok. Zaten evrim teorisinin kendisi ayrıştırmacıdır. Kategorize edicidir. Evrim teorisini benimseyen insan eninde sonunda elitist olur. Kendi gibi düşünmeyenleri hakir görür. Çomar der, kezban der onlara. Islah edilmesi gereken yabaniler olarak görür. Şeytan elinden çıkma kökeni yahudi ırkçılığı olan bir öğretiden de çok fazlasını beklememek lazım. Kendisi de nefs sahibi olan çok aldatıcı şeytan, kendi düştüğü hatadan ders çıkartarak nefsin zayıf noktasını anlamış, planını da buna göre hazırlamıştır.


[ARAF 12]

Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.


Öjeni projesi bitti mi sanıyorsunuz. Tabi ki hayır. Hızlanarak devam ediyor. Sadece daha süslü daha janjanlı pazarlanıyor. İnsanların kendi insiyatifleri ile bu projenin bir parçası haline gelmeleri için algılar pazarlanıyor. Bir yandan Dan Brown'ın İnferno'su vs. yayınlarla dünya nüfusunun çok arttığı, küresel ısınma sebebiyle yakında kaynakların herkese yetmeyeceği bunun için de radikal tedbirler alınması gerektiği (Nüfus Azaltımı) algısı pazarlanırken diğer taraftan aynı adamlar tohum sektörünü ele geçirip kısırlaştırarak kıtlık planları için çalışmalarını sürdürüyorlar. İnsanların açlıktan birbirini öldürdüğü günlerin hayaliyle yaşayan manyaklar oturuyor bu dünyanın tepesinde. Ve işin ilginci bunu iyi birşey yaptığını düşünerek yapıyorlar. Nasıl mı ? Anlatacağım. Akıl alır gibi değil ?

Peki Aldous Huxley isimli bu arkadaşın insanlığın bu gidişattan kurtulması için tavsiyesi neymiş bir de ona bakalım. Gördüğünüz üzere yine bir ada göndermesi ile karşı karşıyayız.

Cesur Yeni Dünya, bilim ve tekniği kötü amaçları için kullanan zorba bir iktidarın, kitleleri köleleştirmek ve bütün insanî değerleri törpülemek için uyguladığı yöntemler üzerine kurulmasına mukâbil, Ada’da bütün bireyler, hiçbir baskıcı iktidar olmaksızın, mutlak mutluluğu içselleştirerek özgürce, diledikleri gibi eylemlerde bulunuyorlar. Savaşların, kişisel ve toplumsal yıkımların, demografik baskının, amansız rekabetin, yeryüzünü çılgınca saran tüketim tutkusunun, yozlaşan insani değerlerin yol açtığı kozmik umutsuzluğun yerini umut, barış ve sevecenlik almıştır. Ada halkı olan Palalılar dinsel yaşayışında bir nevi aydınlanma ve kendinden geçiş yaratan “moksha”yı kullandığında tam bir bilince ve kavrayışa erişir. Budist Palalılar için asıl amaç, gerçek dünya ile kendileri arasında duyular yoluyla uyumlu bir ilişki kurmaktır. Beş duyunun yarattığı sınırsız algılama biçimleri insanın benliğini aşmasını sağlar. Bu yüzden, sevişme töresi el üstünde tutulur Pala’da. Sevişmenin doruğunda yaşanan coşku ise bireysel yaşamın sonsuz mutluluğu olmalıdır. Moksha kavramı sanskritçede ki ölüm ve yeniden doğum çemberinden kurtuluşu tanımlar.

Hayatı boyunca LSD vs. psikedelik uyuşturucuların bayraktarlığını yapan Huxley ölürken eşine kanına kendi mokshası olan LSD zerketmesini ister. LSD ve türevleri olan halüsünatif uyuşturucular hakkında ileride daha detaylı birşeyler söyleceğim ama şimdilik konuyu dağıtmamak için es geçiyorum.

Bir başka LSD türevi olan meskalin kullanarak kaleme aldığı kitabı Algı Kapıları - Cennet ve Cehennem isimli kitabından bir alıntı yapalım.

“Her tarafı kirli balçıkla sıvalı bir pencere düşünün. Dışarıyı hiçbir şekilde görmenize imkân yok. O kirli pencerenin ardından gerçekliği anca varla yok arası bir hayal olarak seçebilirsiniz. İşte bizler bu çamurun ardından seyrediyoruz her şeyi. Kendimizi bile… Meskalin benzeri maddeler o balçık sıvanmış kirli camın ufak bir noktasının bir ânlığına temizlenmesine benzetilebilir. O bir ânlık temiz noktadan her şeyi olduğu gibi seyredebilirsiniz. İlk defa gerçekten görebilirsiniz. Eğer algının kapıları temizlenebilseydi, her şey insana olduğu gibi görünürdü: Sonsuz… 

Jim Keith, “Amerikan Derin Devleti ve Beyin Yıkama Operasyonları” isimli kitabında Huxley’den ve bağlantılarından sözeder. Tavistock kurumu yöneticisi General John Reese’le birlikte çalışan Huxley, aynı zamanda, CIA’in “zihin kontrol operasyonlarının” önemli ismi Luis Jolyon West’in yakın arkadaşıdır. Üstelik “hipnozla çoklu kişiliğin yerleştirilmesi” üzerine çalışan Estabrooks ve “elektromanyetiğin insan üzerine etkileri” üzerine ilk kez çalışan araştırmacı Andhrija Puharic’le birlikte çalışır. 1968 tarihli bir FBI notunda, Huxley’in birlikte çalıştığı bir müzik grubu için “gençlik isyanını daha iyi huylu ve tehlikesiz yönlere kanalize edilmesinde” kullanıldığı yazılıyor.

Kurt Cobain Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club BandAleister Crowley

Led Zeppelin, Iron Maiden grubunun solisti Bruce Dickinson, David Bowie, Marilyn Manson, The Rolling Stones'un solisti Mick Jagger, Red Hot Chili Peppers, ozzy osbourne ve daha birçoğu bu gizemli kişilikten esinlenmiş ve bu etkileri albümlerine de yansıtmışlardır.

Yani çok birşey söylememe gerek var mı bilmiyorum. Döndük dolaştık yine geldik pagan dünyadan kalma aydınlanmaya, reenkarnasyon döngüsüne, üst bilince ulaşmaya, transa girmeye, seks ritüeline (tantra). İslamiyete gericilik diyenler ileride şaşırarak okuyacakları ile görecekler ki dünyanın tepesindekilerin inancı antik mezopotamyada, mısırda ya da güne amerikada her ne idiyse tepeden tırnağa hala aynı. Sizi de götürmeye uğraştıkları yer orası.

 


George Orwell, (real name Eric Blair), was educated at Eton College, a well known Illuminati education center – it has produced 19 British Prime Ministers including David Cameron. While at Eton, Orwell was taught French by Aldous Huxley, it was here they became lifelong friends. Huxley, who was also the author of another interesting book, ‘Brave New World’, introduced Orwell to the Fabian society.

 

 


Hemen hemen aynı distopyayı anlatan bir başka kült kabul edilen eser de George Orwell'in yazdığı 1984'tür. Ne tesadüftür ki George Orwell de Fabian Society üyesidir. Biz yolumuza ile Cesur Yeni Dünya ile devam edelim ve ne anlatıyor bu kitap biraz ona bakalım