AH!R BETER

Kardeşlerim, verdiğm haritada yer alan Filistin-İsrail arasında ki toprak dengesinin yıllara göre değişimlerini çok iyi inceleyin. Ve şu soruları kendinize ısrarla sorun. Nasıl oluyor da 20 yüzyılın başında nüfusun % 8 civarını Yahudilerin oluşturduğu bir coğrafyada kurulan yahudi devleti 100 sene içersinde Filistin topraklarının nerdeyse % 85 ‘ini işgal ediyor da her tarafa demokrasi götürenlerin umrunda olmuyor ??? Kıytırıktan bir kınama olarak bile. Dünyada hepi topu 15-18 milyon yahudi varken nasıl oluyor da Amerika ve Dünya  bunların her yaptığına TAMAM diyor. Ne dinleri, ne dilleri ne de milletleri bir. Peki neden ???

Yine nasıl oluyor da İran denilen “çakma” müslüman devlet, sabahtan akşama küçük şeytan dediği İsrail’e tarihinin hiçbir döneminde fiske dahi atmıyor ama Irak'ta, Yemen'de, Suriye'de müslüman kanı döküyor. Ve yine nasıl oluyorda kısaca İslamcı Cihad Devleti (DAEŞ) denilen blackwater vb. Amerikan menşeili paralı askerlerce koordine edilen kukla kafirler, tüm dertlerinin İslam’ın zaferi olduğunu iddia ettiği halde bu kadar zulüm işleyen israil’e tek kurşun atmıyor da, mütemadiyen müslüman boğazlıyor. Ki bu örgütün kuranın Obama yönetimi olduğunu Donald Trump dahi itiraf ediyor.



Ve neden ABD Genelkurmay Başkanlığı hepi topu 3-5 pikaplı çapulcudan ibaret olan bu barbarlar ile mücadelenin dünyanın en ağır silahlarına sahip ülkerinin oluşturduğu koalisyon gücüne rağmen 20 sene süreceğini beyan ediyor. Ve neden tüm dünyada müslümanlar terörist ilan edilirken ironik biçimde 2015 yılında dünyada ölen insanların % 85’ini Müslümanlar oluşturuyor. Eğer beyninizi çıkartıp bir kavanozda muhafaza etmiyorsanız ortada dönen ciddi çarpıklıklar kafanızı bulandırmış olmalıdır.

Önce şu fotoğraflara bir bakalım ardından da İslam ile ilişkilendirilmeye çalışılan ve sözde halife özde ajan Ebu Bekir El Bağdadi'nin liderliğinde ki daeş denilen bu barbar köpekler hakkında bizleri mucizevi şekilde asırlar öncesinden uyaran Hz. Ali (r.a.) efendimize kulak verelim.



HZ. ALİ (R.A.) :

Siyah bayrakları gördüğünüzde yere yapışın, ellerinizi ve ayaklarınızı oynatmayın. Sonra zayıf bir topluluk çıkar ki (başta) onlara itina edilmez. Kalpleri demir parçası gibi (katıdır). Devlet iddiasıyla ortaya çıkarlar. Ahde vefa göstermezler. Sözlerine uymazlar. Hakka çağırırlar ama kendileri hak ile değildirler. İsimleri künyedir (Ebu Bekir gibi), nispetleri memleketleridir (El Bağdadi gibi). Saçları kadın saçları gibidir. Sonra aralarında ihtilafa düşerler ve Allah hakkı istediğine bahşeder.

[Naim Bin Hammad, Kitabul Fiten]


Ekranlarda stratejist ünvanıyla boy gösterip de bir saçmalardan seçmeler sunanlara kulak vererek Amerika'nın derdinin petrol olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Amerika dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkelerinden ve yakın gelecekte dünyanın 1 numaralı petrol üreticisi olması öngörülüyor. Bunun yanında savaşlara harcadığı trilyonlarca dolara hiç uğraşmadan petrol satın alsa bile çok daha karlı çıkıyor. Daha enteresan olanı dünyayı 100 yıldır petrol üzerinden sömüren ve mal varlıkları hemen tüm ülkelerden daha fazla olan yahudi Rockefeller'lar bir anda çevre aşığı kesilerek petrol piyasasından çıkıyor.



Devasa yahudi şirketlerinin hükmettiği ve %25 ' lik oran ile dünyanın en fazla karbon salınımına sahip ülkesi Amerika, Kyoto Protokolüne imza atmaya dahi tenezzül dahi etmezken ironik biçimde yahudi kanalları National Geographic vs. akşama kadar iklim değişikliğini, ve çevresel kirlilikten etkilenen hayvanları kurtarma operasyonlarını belgesel diye kitlelere iteliyor.



Ama yüzyıllardır sürdürdükleri sömürgecilik faaliyetleri sebebiyle açlıktan kırılan Afrika'nın kavruk çocuklarını hiç ekrana getirmiyor bu kanallar. Sanırım onların neslinin tükenmesi çok da umurlarında değil. Pulitzer ödülü verdikleri birkaç fotoğraf üzerinden akıttıkları iki damla timsah gözyaşı onları aklamaya yetiyor da artıyor nasıl olsa.



 j



İzleyeceği Hollywood filmi öncesi Burger King'te snack birşeyler atıştırıp sinema çıkışı Starbucks'da french press kahvesini yudumlayan standart donanım paket olarak ayağında adidas, bacağında levis, üstünde polo olan fabrikasyon tipleriyle rayban gözlüklerinin arkasından emperyalizme söven insanlar.


Emperyalizmin kucağından kalkıp kapitalizmin kucağına oturduğunun ayrımına bile varamayacak kadar hipnotize olmuş, haftasonu oynanan kritik Çemişgezekspor maçının ve survivorda çikolatalı gofreti kimin kazandığının çok yönlü analizleri yaptıktan sonra ülkenin içinde bulunduğu berbat (!?) halden, aklı hiç birşeye yetmeyen bidon kafalardan ve içinde olduğu kapitalist çizgiden kurtulabilmesi adına gezi ruhu ve komünist manifesto güzellemeleri yaparak evlere dağılan insanlar... Bu trajikomik senaryodan 5 perdelik piyes çıkar. Ne gülebilir ne ağlayabilir kitlenip kalırsınız.

Kullandığım ve kullanacağım görece ağır ya da alaycı ifadeler için özür dilerim kardeşlerim. Ama bazen insanları kendine getirebilmek ve şok halinden çıkartabilmek için tokatlamak gerektiğini bilirsiniz.