NEFS, AKIL VE YASAK AĞAÇ

Belirtilmesi gereken bir başka husus ise İlahi adalet, imtihan  ve kanun gereği herkesin aynı sayıda parça içeren yap-bozları çözmekle mükellef olmamasıdır. Kimisinin akli melekeleri ile doğru orantılı olarak uğraşması gereken 100 parça varken kimisi 10.000 parçadan sorumludur.


RESULÛLLAH (S.A.V.) :

Melekler şöyle derler:

-Ey rabbimiz! Arşından daha büyük birşey yarattın mı?

-Evet, aklı yarattım. 

- Aklın kıymetine ulaşan nedir?

- Heyhat! Hiç kimse bunun bilgisine sahip değildir. Ey meleklerim! Acaba sizde, kum tanelerinin adedini bildiren bir ilim var mı?

- Hayır!

- İşte ben, kumların adedi gibi akılları da çeşitli dereceler halinde yarattım. İnsanların kimisine bir kum tanesi kadar verdim. Kimisine iki, kimisine üç, kimisine dört ve kimisine bir ölçek, kimisine bir çuval, kimisine de bunlardan daha fazla..

(İmam Gazali, İhya-i Ulumiddin) (İbn Mihber, Hâkim-i Tirmizî, en-Nevadir)


Allah-u Teala imtihan koşullarının oluşması için nasıl ki malı, mülkü, güzelliği vs. insanlara çeşit çeşit miktarlarda bahşetmiş ise aynen akıl nimetinini de kutsi hadis-i şerifte işaret olunduğu üzere insanlara kısım kısım dağıtmıştır. Dolayısıyla ne birinin daha akıllı olması kendisi için övünç kaynağı olabilir ne de diğerinin kavrayışının daha zayıf olması kendisi için bir utanç vesilesi. Allah katında üstünlük sadece ve sadece takva iledir. Takva, Allah'ın emir ve yasaklarına riayet etmek konusunda gösterilen hassasiyettir.

Bugün geldiğimiz noktada ne acıdır ki lanetli şeytan, zamanında kendi düştüğü hataya ezeli düşmanı ademoğlunu da düşürme hususunda önemli aşama katetmiştir.


[ARAF 11-12]

Andolsun sizi yarattık; sonra size şekil verdik; sonra da meleklere, "Âdem’e secde edin" diye emrettik. İblîs’in dışındakiler secde ettiler. O secde edenler arasında yer almadı. Allah buyurdu: "Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblîs), "Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.


Adına sosyal darwinizm diyebileceğimiz bir hastalık insanların kanına hergün biraz daha fazla karışmakta ve aklını ilah edindikçe şeytanlaşan insanlar kendilerini herkesten büyük ve yetkin görmeye doyamamaktalar. Şeytanın bu hataya binlerce yıl önce düşürüp maşası haline getirdiği ve herşeyin sadece kendileri için yaratıldığına inanmalarını sağladığı lanetli yahudi kavmi ve avenelerinin kurduğu günümüzün seküler dünya düzeninin yazılı ve görsel argümanları da fareli köyün kavalcısı gibi kitleleri megolomanyaklaştırarak aynı uçuruma doğru sürüklemeye devam ediyor. Tahrif edilmiş Tevrat'tan konuya ilişkin bir alıntı yaparak şeytanın hilesini gün yüzüne çıkaralım.


"Akıllı, nefsini kontrol altına alıp, ölümünden sonraki ebedi hayat için hazırlanan kimsedir."  (İbn-i Mace, Züht, 31) 


İnsan hata yapabilir kardeşlerim. Hatta hata yapma fıtratı üzerine yaratılmıştır. Ne demişler beşer şaşar. Önemli olan o hata da ayak diretmemek.


[KIYAMET 2] (Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).


RESULÛLLAH (S.A.V.) :  Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teâlâ hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği  kimseler yaratırdı. [Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizî, Da'avât 105, (3533)



Dolayısıyla günahkarlık ve hatta inançsızlık yolunun neresinde olduğumuza bakmaksızın bize gerekli olan sadece kurtuluşa direksiyon kırmak ve ani bir HU dönüşü yaparak tekrar özümüzü, fıtratımızı hatırlamaktır. Sonrasında ise bir ayağımız referans olarak iman dairesine sabitlenmek kaydıyla diğer ayağımızla farklı coğrafyalarda, kültürlerde, iklimlerde dolaşıp tefekkür etmek suretiyle imanımızı pekiştirerek Hz. Mevlana (k.s.) gibi vecd ile dönmeye devam devam etmektir.


RESULÛLLAH (S.A.V.) : ….Kendinden başka ilah olmayan Zat'a yemin olsun, sizden biri, (hayatı boyunca) cennet ehlinin ameliyle amel eder. Öyle ki, kendisiyle cennet arasında bir ziralık mesafe kaldığı zaman ona yazısı galebe çalar ve cehennem ehlinin ameliyle amel ederek cehenneme girer. Aynı şekilde sizden biri (hayatı boyunca) cehennem ehlinin amelini işler. Kendisiyle cehennem arasında bir ziralık mesafe kalınca yazısı ona galebe çalar ve cennet ehlinin amelini işleyerek cennete girer…. [Buhari, Kader 1, Bed'ü'l-Halk 6, Enbiya 1, Tevhid 28; Müslim, Kader 1, (2643); Ebu Davud, Sünnet 17, (4708); Tirmizi, Kader 4, (2138)]


[ALİ İMRAN 7-8] ….(Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."


Dolayısıyla kardeşlerim ne bu satırları yazan benim sonumun ne olacağı belli ne de bu satırları okuyan ateist demeye dilimin varmadığı birşeyleri eksik bildiği için aklı karışmış olan kardeşimin. Şeytanın "Artık herşey için çok geç. Allah seni affetmez." minvalinde ki ayartmalarına pabuç bırakmayın. Sadece çok geç olmadan sonsuz merhamet sahibinin çağrısına kulak verin.


“Allah sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmez vaziyette çıkardı” (Nahl, 78)


“Size düşünüp taşınacak kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi?! Hem size peygamber de gelip uyardı.” (Fâtır, 37)