TARİHE DAMGA VURAN KİTAP KUR’AN-I KERİM

 

-- { BAKARA SURESİ ( 146 ) } --  

O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin uleması onu -o Peygamber’i- oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı hakkı bile bile gizlerler.


Ayet-i Kerime de zikrolunduğu üzere


-- { ŞUARA SURESİ ( 196 ) } --  

Şüphesiz bu (Kur'an'ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, Onlar için bir delil değil midir ?


-- { BAKARA SURESİ ( 189 ) } --  

Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın lâneti inkarcıların üzerine olsun.


ss



(Tevrat, Haggay 2/6-7)

Her şeye egemen Efendiniz diyor ki: “Bir kere daha, vakit azdır ve Ben göklerle yeri, denizle karayı sarsacağımVe bütün milletleri sarsacağım ve bütün milletlerin Himada gelecek ve bu mabedi şanla, şerefle dolduracağım.”


fdsfdsf


(Tevrat, Yasanın Tekrarı 18/18)

Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.


Aralarından bir peygamberin çıkacağını söylenen ve İsrailoğullarının kardeşleri olarak bahsedilen bu kimseler kimlerdir.


(Tevrat, Yaratılış 16/11-12)

İşte hamilesin, bir oğlun olacak, Adını İsmail koyacaksın. Çünkü RAB sıkıntı içindeki yakarışını işitti. Oğlun yaban eşeğine benzer bir adam olacak, O herkese, herkes de ona karşı çıkacak. Kardeşlerinin hepsiyle çekişme içinde yaşayacak. (ya da) Bütün Kardeşlerinin yaşadığı yerin doğusuna yerleşecek.


(Tevrat, Yaratılış 25/18)

İsmailoğulları Aşur'a doğru giderken Mısır sınırı yakınında, Havila ile Şur arasındaki bölgeye yerleştiler. Kardeşlerinin yaşadığı yerin doğusuna yerleşmişlerdi.


İfadelerden açıkça anlaşılmaktadır ki bahsedilen bu kimseler İsmailoğullarıdır. Yani Hz. Peygamberimizin (s.a.v.) ait olduğu soy. Hz. İsmail'in (a.s.) soyundan gelen tek peygamber de Hz. Muhammed'dir (s.a.v.). 

Burada bahsederek uzatmak istemediğim diğer yahudilik metinlerinde çok daha fazlasıyla işaret olunan ve tıpkı Ayet-i Kerime'de zikrolunduğu üzere "babalarının oğlu gibi tanıdıkları" Hz. Peygamberimize (s.a.v.) iman etmeyen lanetli yahudi aklının yansıması bir video ile devam edelim.



-- { SAF SURESİ ( 6 ) } --  

Hani, Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim" demişti…



(İncil, Yuhanna, 16/7-8)

Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü gitmezsem Paraklit size gelmez... Ve O geldiği zaman günah, doğruluk ve gelecek yargılama konusunda dünyayı suçlu olduğuna ikna edecektir.


(İncil, Yuhanna 16/13-14 )

Fakat o hakikat ruhu gelince size her hakikate yol gösterecek: zira kendiliğinden söylemeyecektir: fakat her ne işitirse söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir. O beni ta'ziz edecektir (sevgiyle yadedecektir): çünkü benimkinden alacak ve size bildirecektir.


Grekçe :        Paráklêtos  

Aramice : "Ahmed" anlamına gelen Himda

Aramice : "Ahmed" anlamına gelen Mawhamana

Himda = Mawhamana = Períklytos


Burada 


(İncil, Yuhanna 1/19-20)

Yahudi yetkililer Yahya’ya, “Sen kimsin?” diye sormak üzere Yeruşalim’den kâhinlerle Levililer’i gönderdikleri zaman Yahya’nın tanıklığı şöyle oldu –açıkça konuştu, inkâr etmedi– “Ben Mesih değilim” diye açıkça konuştu.


(İncil, Yuhanna 1/24-25 )

Yahya’ya gönderilen bazı Ferisiler (Yahudiler) ona, “Sen Mesih, İlyas ya da beklediğimiz peygamber değilsen, niye vaftiz ediyorsun?” diye sordular.


barnabas


BARNABAS İNCİLİ



Puranaların temel kitabı Bhavişya Puran;

"Melekhalı öğretici, kendi dostlarıyla zuhur edecek. Adı Mahamada  olacak. Raca ona en samimi sadakatini ve bütün saygılarını sunduktan sonra şöyle dedi: Sana bağlı kalacağım. Sen ey Parbatis Nath/Beşeriyetin Efendisi, Arabistan'ın sakini. Sen şerri yok etmek için büyük bir güç topladın

 

Vedaların Sama Veda adlı kitabı;

"Ahmed, şeriatı Rabbından aldı. Bu şeriat hikmet doludur


Hindu kutsal kitapları Veda ve Puranalarda yukarıda verdiğim gibi pek çok ifade geçmektedir. Prof. Dr. Pundit Vaid Prakash isimli bir akademisyen ise Veda ve Puranalarda geçen ve ileride geleceği beklenen ve Son Peygamber anlamına gelen The Last Kalki Avtar'ın tasvir ve özelliklerini bir kitapta derlemiştir. Şimdi adeta Peygamberimizin (s.a.v.) hayatını anlatan bir siyer kitabı okuyormuş hissiyatı veren bu ifadelere bir göz atalım.


◊     Bhagwan’ın (Allah) Resûlü olduğu ve tüm insanlığa gönderileceği

◊     Onun Narasansah (Övülen) olup düşmanlarının içinde bile güvende olacağı

◊     Babasının adı Vishnu-bhagat “Allah’ın kulu”  (Abdullah), annesine Somanib “güvenilir” (Âmine) denileceği

◊     Çölün hâkim olduğu bir yarımadada, dünyaya geleceği hurmalıkların bol olduğu bir yerde yaşayacağı ve herkes tarafından sözüne güvenilir ve emin bir şahsiyet olacağı (Muhammedül Emin)

◊      Bulunduğu bölgede soylu ve saygı gösterilen bir kabile içinde (Kureyş) dünyaya geleceği

◊      İlk vahyin bir mağarada (Hira) Bhagwan’ın (Allah) çok özel bir elçisi (Cebrail) tarafından getirileceği

◊      Bhagwan’ın (Allah) ona göndereceği çok süratli özel bir at (Burak) ile dünyanın etrafını dolaşacağı ve yedi kat göğe yükseleceği (Miraç)

◊      Özel elçilerinin ona savaşta (Bedir) destek vereceği


ZERDÜŞT



Zerdüşt dininin kutsal kitabı olan Zend-Avesta’nın Yasht 13, 28, 129 kısımlarında Saoşyant (alemlere rahmet) adında birinin ahir zamanda geleceği, bütün insanlara rehberlik edip onları ıslah edeceği ve putları kıracağından bahsedilmektedir.

 


 

 


Kavimlerin helakı konusuna ve Göbeklitepe'ye oldukça ilgimi çeken bir husus ile veda etmek istiyorum. Dediğim gibi bu yer açık ara ile şu ana kadar insan yerleşiminin tespit edildiği en eski yerdir.


-- { YUSUF SURESİ ( 50 ) } --  

Kral, "Onu bana getirin" dedi. Elçi Yûsuf'a gelince (Yûsuf) dedi ki: "Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir."

 


Kuran Kerim’de Hz. Yusuf (as) döneminin Mısır yöneticisinden söz edilirken “hükümdar, kral, sultan” anlamlarına gelen Arapça “El melik” kelimesi kullanılır. Hz. Musa (as) döneminin Mısır yöneticisinden ise “Firavun” kelimesi ile bahsedilir. Oysa bu ayrım, Eski ve Yeni Ahit’te ya da Musevi tarihçilerce yapılmaz. Eski Ahit’te Hz. İbrahim ile Hz. Yusuf zamanındaki Mısır Hükümdarından da Firavun diye bahsedilir. Halbuki Firavun hitabı her iki peygamberden çok sonra kullanılacaktır. Mısır tarihinde “Firavun” teriminin kullanımı sadece geç döneme aittir.


 


-- { KASAS SURESİ ( 5-6 ) } --  

Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.


-- { KASAS SURESİ ( 38 ) } --  

Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.


 

Eski Mısırlıların kelimeleri yazmak için kullandıkları işaretlere “hiyeroglif” denir. Eski Mısırlılar, Hititler, Maya ve Aztekler hiyeroglif yazısını kullanırlardı. Hiyeroglif yazısı çeşitli yaratık ve eşyalarla ilgili düşünceleri temsil eden ilkel resim ve işaretlerden meydana gelen bir yazıdır. Resimlere uygun manalar verilmeye çalışılmasına rağmen, hiyeroglifi çok karmaşık bir yazıdır.

Mısırın tarihi ve dili Roma İmparatorluğunun işgali esnasında tümüyle değişmiştir. Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul eden Roma, putperest olduğunu düşündükleri Eski Mısır dinine karşı yasaklayıcı bir tavır aldı. Mısır tapınaklarını yıkıp, kitabeleri söktüler. Hiyeroglif yazısının kullanılmasını yasakladılar. M.S 300’lerden sonra Hiyeroglif yazısı unutuldu ve yeryüzünde bu yazıyı okuyabilen kimse kalmadı. 18. yüzyıla kadar bu durum böyle sürdü. Bu dili bilen olmadığı için Mısır papirüslerinde ve yazıtlarında neler yazdığı hiç kimse tarafından bilinemiyordu. Bu durum 1799’da Mısır’ı işgal eden Fransız ordusundaki bir askerin, kendine siper kazarken bulduğu Rosetta Stone isimli bir yazıtla değişti. Bu yazıtı diğer yazıtlardan ayıran özellik, aynı metnin hem Hiyeroglif, hem demotik hem de Yunanca olarak yazılmış olmasıydı. Yunanca bilinen bir dil olduğu için buna bakılarak Hiyeroglif yazısı Jean Françoise Champollion adlı bir Fransız tarafından çözüldü. Bu şekilde Eski Mısır hakkında birçok şey öğrenilebildi.



Hiyeroglif yazısının çözümüyle konumuzu ilgilendiren çok önemli bir bilgiye ulaşılmış oldu. “Haman” ismi gerçekten de Mısır yazıtlarında geçiyordu. Viyana’daki Hof Müzesi’nde bulunan bir anıt üzerinde bu isimden söz ediliyordu. Aynı yazıtta Haman’ın Firavun’a olan yakınlığı da vurgulanıyordu.

Antik Mısır kültürü ve tarihini incelemiş ve yazdığı eserler Atlas başyapıtı olarak kabul edilmiş Alman bilim adamı Walter Wreszinski, Hof müzesinde sergilenen bir anıt üzerinde Haman isminin geçtiğinden ve aynı yazıtta Haman’ın Firavun’a olan yakınlığından bahsedildiğini eserinde haber vermektedir.

(207. Walter Wreszinski, Aegyptische Inschriften aus dem K.K. Hof Museum in Wien, 1906, J. C. Hinrichs’ sche Buchhandlung.)

Yine bir antik Mısır tarihçisi olan Hermann Ranke tüm bu yazıtlara dayanarak hazırladığı “Yeni Krallıktaki Kişiler” sözlüğünde Haman’dan “Taş ocaklarında çalışanların başı” olarak bahsetmektedir.

(Hermann Ranke, Die Ägyptischen Personennamen, Verzeichnis der Namen, Verlag Von J. J. Augustin in Glückstadt, Band I, 1935, Band II, 1952.)

Evet, Hâman, aynen Kur’an’da geçtiği gibi Hz. Musa zamanında Mısır’da yaşayan bir kişiydi. Kur’an’da bahsedildiği gibi, Firavun’a çok yakındı ve inşaat işleriyle ilgileniyordu. Kur’an’da, Firavun’un kule yapma işini Haman’dan istemesini haber veren ayet, bu arkeolojik bilgiyle tam bir uyum içindedir.



-- { KASAS SURESİ ( 2-9 ) } --  

Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir. İman edecek bir kavim için Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana dosdoğru şekilde okuyacağız. Çünkü Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını parça parça etmişti. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Belli ki o bozgunculardandı. Biz ise istiyorduk ki, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım, onlara (ötekilerin) yerini aldıralım. Ve o yerde onları hakim kılalım, Firavun ile Hâmân ve ordularına, onlardan çekinmekte oldukları şeyi gösterelim. O esnada Musa'nın annesine "Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden kaygılandığında onu suya (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu tekrar sana vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız" diye bildirdik. Nihayet Firavun ailesi onu yitik olarak aldı. Çünkü o, sonunda kendileri için bir düşman ve bir tasa olacaktı. Şüphesiz Firavun ile Hâmân ve askerleri yanılıyorlardı. Firavun'un karısı (sepetin içinden çocuk çıkınca kocasına), "İkimizin de gözü aydın! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlad ediniriz" dedi. Halbuki onlar işin sonunu sezemiyorlardı.


İbn Kesir, Kasasu’l-Enbiya, 2/4-5) 'da rivayet olduğu üzere Firavun rüyasında Kudüs tarafından tarafından çıkan ve İsrail oğulları hariç bütün Mısır'lıları ile Kıpti'leri yakan bir ateş görmüştür. Uyandığında bunu topladığı rüya tabircilerine, kâhinlere ve sihirbazlara sormuştur. Onlar da rüyayı, “İsrail oğulları soyundan gelen bir çocuk Mısır krallığının yıkılmasına sebep olacak” şeklinde yorumlamışlar. Bundan böyle Firavun İsrail oğullarının erkek çocuklarını kesmeye başlamıştır.

Böyle bir ortamda dünyaya gelen Hz. Musa'yı  (a.s.) annesi Allah'ın emri ile Nil nehrine bırakmıştır.

 

  Exodus (Çıkış) Bölüm 2-10

Çocuk büyüyünce, onu geri getirdi. Firavunun kızı çocuğu evlat edindi.  "Onu sudan çıkardım" diyerek adını מֹשֶׁה (moşe) koydu


-- { ARAF SURESİ ( 130 ) } --  

Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. 


-- { ARAF SURESİ ( 132-133 ) } --  

Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.” Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.

 


Orta Krallık devrinden kalan Ipuwer papirüsü 19. yüzyılın başında Mısır’da bulunmuştur. Bu papirüs bulunduktan sonra, 1909 yılında Leiden Hollanda Müzesi’ne götürülüp Gardiner tarafından çevrilmiştir. Papirüste Mısır’daki kıtlık, kuraklık gibi felaketler ve Mısır’dan kölelerin kaçışı anlatılmaktadır. Ayrıca söz konusu papirüsün yazarı İpuwer’in de bu olayların tanığı olduğu anlaşılmaktadır. Kur’an’da da bildirilen bu felaketlerden Ipuwer papirüslerinde şöyle bahsedilmektedir:

“Felaketler tüm memleketi sarmıştı. Her yerde kan vardı. Nehir kan oldu. Böyle dün gördüğüm her şey helak oldu. Biçilmiş gibi her toprak çırılçıplak… Mısır’ın aşağısı mahvoldu. Tüm saray ıssız kaldı. Sahip olunan her şey: buğday ve arpa, kazlar ve balıklar… Gerçekten ekin her yerde mahvoldu. Topraklar tüm kargaşaya ve gürültüye rağmen… Dokuz gün boyunca saraydan hiçbir çıkış yoktu ve kimse o şahsın yüzünü göremedi. Şehirler kuvvetli akıntılar tarafından yerle bir oldu. Yukarı Mısır harap olmuştu. Her yerde kan vardı. Ülkede salgın hastalıklar baş gösterdi. Bugün gerçekten kimse kuzeye Byblos’a gidemiyor. Mumyalarımız için ne yapacağız? Altın azalıyor… İnsanlar sudan korkar oldu. Su içtikten sonra bile susadılar. İşte suyumuz! Mutluluğumuz! Yapabileceğimiz ne var? Her şey talan… Şehirler yıkıldı. Yukarı Mısır kurudu. Yerleşim alanları bir dakika içinde altüst oldu.“

20. yüzyılda bilgi sahibi olduğumuz bu papirüste yazılan yazıyı dinlerken sanki ayet-i kerimeleri dinliyormuş gibi oldunuz değil mi? Bunun sebebi, papirüsteki yazıların Kur’an ayetleriyle neredeyse aynı olması Kur’an’ın verdiği haberleri birebir doğrulamasıdır.


-- { ŞUARA SURESİ ( 61-66 ) } --  

“İki topluluk birbirini görünce, Musa’nın adamları “Eyvah, yakalandık!” dediler. Musa: “Hayır, asla! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolu gösterecektir.” dedi. Bunun üzerine Musa’ya: “Vur asan ile denize!” diye vahyettik; vurunca deniz hemen yarılıverdi ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu. Ötekilerini de buraya yaklaştırdık. Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık, sonra da ötekileri suda boğduk.


-- { YUNUS SURESİ ( 90-91 ) } --  

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi. Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Biz de, bu gün seni bedeninle bir tepeye atacağız ki arkandan geleceklere bir ibret olasın, maamafih insanların bir çoğu âyetlerimizden cidden gafildirler.


Şimdi, bu konuyla ilgili olarak İngiltere’de British müzesindeki Firavun zamanından kalma 6 no lu Mısır papirüsündeki yazıyı okumak istiyoruz:

“Sarayın beyaz odasının muhafızı, kitaplarının reisi Amenamoni’den kâtip Penterhor’a:
Bu mektup elinize ulaştığı vakitte ve noktası noktasına okunduğu zaman, kalbini müteessir edecek bir halde olan acıklı felaketi, dalgalarda boğulma felaketlerini öğrenerek kalbini kasırga önündeki yaprak gibi en şiddetli ıstıraba teslim et. Musibet şiddetli, zaruret birden bire onu zabdetti. Sular içinde uyku, canlıyı acınacak bir şey yaptı. Reislerin ölümünü, kavimlerin efendisini, şarkların ve garpların kralının mahvolmasını tasvir et. Sana gönderdiğim haber hangi habere kıyas edilebilir?”

İşte bu yazıtta Mısır Firavun’unun denizde boğulduğu açıkça anlatılmaktadır. Yani 6 no lu Mısır papirüsü Kur’an’ın verdiği haberi tasdik etmektedir. Kur’an’ın verdiği haber, tarihi yazıtlarla da doğrulanmıştır.



Krallar vadisinde bulunan mumya Mısır'ın başkenti Kahire'de yer alan müzenin Kraliyet Mumyaları galerisinde



VV

http://www.ilmedavet.com/nuh-tufani.html

http://www.ilmedavet.com/irem-sehri.html

http://www.ilmedavet.com/sebe-halki-ve-arim-seli.html



h



h