İNANÇ (28.8)

MÜMTAZ : Antik Yunanlıların dünyanın merkezi olarak düşündükleri yer Delphi tapınağı idi. Tapınağın üzerine inşa edildiği mağarada pythia denilen kahin kadınlar yılan motifleri ile bezeli bir yerde oturlardı. Tanrı apollo da kadınların dilinden konuşurdu. Pythia sözcüğü de anlatıya göre mağaranın eski sahibi olan python isimli yılandan gelmekteydi. Pek çok yerde görülen bu kadın kahinlere sibly denilirdi. Felsefe Taşı, Zümrüdü Anka Yoldaşlığı gibi baştan aşağı simya ve büyü öğretileri üzerine algı öğeleri ile dolu olan Harry Potter filmlerinin birinde profesör Sybill Trelawney adlı karakter de ismiyle müsemma bir şekilde bilinci dışında bedenini kullanan bir varlık tarafından kehanetin aktarılması amacıyla kullanılmaktaydı.

KAAN : Harry Potter fantastik bir çocuk filmi yahu. Ne mesajı olacak. Yine biraz paranoyakçı geldi bu söylediğiniz.

MÜMTAZ : Durum hiç de öyle değil. Örneğin filmde ölümsüz olarak ortalarda dolaşan Nicholas Flamel karakteri ezoterik gelenek için çok önemli bir figürdür. Simyacı olan bu vatandaşın felsefe taşını bulduğuna ve ölümsüzlüğe erdiğine inanılır. Yine masonlukta ve ezoterik gelenekte önemli bir sembol olan zümrüd-ü anka (phoenix) kuşunun kendi ateşinde yanarak yeniden doğduğuna inanılır. Bu yeniden doğma da inisiye olarak tanrısal vasfa erme halini sembolize eder.

 Harry Potter ve benzer temalı zibilyon tane film ve dizi çekilmesinin amacı z jenerasyonuna ezoterizmi, okültizmi ve büyü kavramını sevdirmektir. Ben daha ortaokula giden ve wiccalık ile bilmem ne ile uğraşan çocuklar gördüm. Ne yaptıklarından haberler dahi yok. Gizemli şeyler hoşlarına gidiyor. Neyse bu konuya ileride değineceğiz. Madem paranoyakça geldi dediniz, konuyu dağıtma pahasına bir kaç örnek daha vereyim o zaman. Meşhur Allice Hariakalar Diyarında kitabını bilirsiniz.

MÜMTAZ : Bu kitabın yazarı Lewis Caroll önemli bir simyacı ve okültisttir. Tabi ki kitapları da bu anlamda tamamen ezoterik mesaj ve sembolizmler içermektedir. Hikayeye göre Alice, yelek cebinden bir saat çıkarıp bakan ve ardından koşup kaçan beyaz bir tavşanın peşine takılıp onun deliğine düşer. Burada kendini pek çok kapının bulunduğu, damalı zemine sahip bir holde bulur. Kapılar kilitlidir ve anahtarı olan tek kapı ise çok küçüktür. Orada ki 3 ayaklı bir masanın üzerinde yer alan sihirli sıvıyı içerek küçülür kapıdan geçer. Sonrasında girdiği fantastik dünyada sihirli mantarlar yer ve olaylar gelişir vesaire.

İlk olarak beyaz tavşan nedir ona bakalım. Hristiyanlıkta yer alan ve boyanmış tavşan ya da yumurların hediye edildiği paskalya (easter) yortusunu bilirsiniz. Aslında bu kökeni Fenikelilere kadar giden bir wicca bayramıdır. Sembolleri pentagram, yumurta ve tavşann olan ilkbahar tanrıçası eostre (ostara, asteherot, iştar, inanna) adına düzenlenir. Tavşan yeniden doğuşu yani sembolize eder.

Ortadoğuda ki tezahürü ise sabbath‘tır. Bir yönüyle yahudiliğe de girmiştir. Her cumartesi gecesi, tanrılarla büyücülerin birlikte yaptığı toplantıya verilen addır. Grup seks yapılıp ve kurbanlar kesilir. Pek çok kez örneklerini gördüğümüz üzere tanrılar wiccaların dilinden konuşur. Dolunay ve gezegen döngüleri önemlidir. Tanrıçası sümer mitolojisindeki inanna‘dır. İnanna, iştar vesaire tanrıçaların hep sirius yıldızı ile ilişkili olduğunu söylemiştik. Hatta star (yıldız) kelimesinin de iştardan geldiğini söylemiştik. Peki sirius yıldızına büyük önem atfedilen başka bir yer neresidir dersiniz ?

MÜMTAZ : Pek tabiki mason locaları yani tapınakları. Masonluk dininde de sirius bilgeliğin, aydınlanmanın ve farkındalığın sembolüdür. Güneş doğmadan önce görüldüğü için aydınlığın habercisidir. Karanlığa düşüp kaybolan ruh için o bir yol göstericidir.

MÜMTAZ : Sirius ile ilgili film ve çizgi filmlerde de pek çok gönderme bulunur. Örneğin Harry Potter’ın akıl hocası, Sirius yıldızının içinde yer aldığı orion takım yıldızına yani köpek takım yıldızına atfen siyah bir köpeğe dönüşebilen Sirius Black‘tir. Ya da Gepetto usta‘nın tanrıça Sirius’a yalvarışı sonunda Pinokyo‘ya şuur verilir. Ya da Truman Show‘da Jim Carrey üzerinde sirius yazılı bir spot lambasının önüne düşmesiyle içinde yaşadığı dünyanın sahte ve sanal olduğunun ayrımına varıp gerçeğin peşine düşer. Örnekler çoğaltılabilir.

Pekala beyaz tavşandan devam edelim. Sihirbaz deyince aklınıza nasıl bir imge geliyor ?

KAAN : (Gülerek) Yani herkesin aklına aynı imge gelir herhalde. Üzerinden pelerin olan ve şapkasından beyaz bir tavşan çıkartan bir adam.

MÜMTAZ : Bu imgenin kafanızdan oluşmasının sebebi tabi ki  çizgi roman karakteri Mandrake‘dir. Görselde Mandrake’nin bir küp aracılığıyla üst boyutlar ile irtibata geçtiğini de dikkatinizi çekiyorum. Sihirbazın şapkasında tavşanı yok etmesi işte bu boyutlar arası geçişin sembolizmidir. Ezoterizmde alt ve üst dünyalar teması vardır. Sembolü de 6 köşeli yıldızdır. Yahudi yıldızı olarak bilinen yani. Hermes‘in yazdığı düşünülen ve simyagerlerin  sihirli taşı olan felsefe taşını özet olarak anlatan bir simya el kitabıdır. Zümrüt tablet denilen bu metinde yer alır “As Above So Below” kavramı vardır ki bunun çok basit şekilde ifadesi makrokozmoz ve mikrokozmoz iç içedir. Yani dışarıda tanrı aramaya gerek yoktur. Tanrı insanın içindedir. İnisiye olup aydınlanması onu açığa çıkarması gerekmektedir ki sonsuz yaşama erebilsin. Bu inanç da aslında tanrı yoktur. Evrenin yani kozmozun kendisi yaratıcıdır. Bu kapsamda antik yunan filozoflarının inançlarından yahudi Spinoza‘nın icadı olan ve panteizm e uzanan pek çok inanç sistemi vardır. Hepsi aynı tatava olsa da sadece ambalajları farklıdır. Bu anlattıklarımın hele ki şu saatte çok fantastik şeyler olduğunun farkındayım ama bütünün parçaları olduğu için de bahsetmek zorundayım.

Velhasıl bugünlerde bilimmiş gibi dile dolanan paralel evrenlerden Stranger Things ya da Dark gibi dizilerine ya da Harry Potter ve Pan’in Labirenti gibi filmlere kadar uzanan geniş bir yelpazede bu boyut kavramlarının yansımaları işlenmektedir.

Mandarake’nin pelerini yine ezoterik dinlerin önemli bir öğesidir. Ritüeller esnasında giyilmesine büyük önem verilir. Bu aynı şekilde yahudiliğe de geçmiştir.

(Tevrat, Exodus 29)

Harun’un oğullarına mintanlar, kuşaklar, görkem ve saygınlık kazandıracak başlıklar yap. Bu giysileri ağabeyin Harun’a ve oğullarına giydir; sonra bana kâhinlik etmeleri için onları meshedip ata ve kutsal kıl.

Mandrake’ni adı aslında antik Mısır’dan beri okült amaçlı kullanılan mandarake bitkisinden ya da adam otundan gelir. Tapınak şövalyelerinin de tapmakla suçlandıkları şeylerden biridir. Bu bitki halüsünatif etkileri olan psikedelik bir bitkidir. Bu bitkiyi de Harry Potter ya da Pan’ın Labirenti filmlerinde görüyoruz. Pan’ın Labirenti demişken o filmden de kısaca bahsedeyim.

MÜMTAZ : Aslında detaylı olarak üzerinde durulması gereken bir film ama ben özet geçeceğim. Filmde asıl olarak Ofelia isimli bir kızın Alice‘in kine benzer olan hikayesi anlatılmaktadır. Ofelia’nın içinde bulunduğu İtalyan faşizminin korkunç gerçekliğinden kaçmak için kendine bir dünya yaratmasının hikayesi olan bu filmde arka planda işlenen diğer önemli bir algı ise toplumlarınn devlet kavramına karşı başkaldırıya hazırlanmasıdır. İşin bu kısmını sonra koşuruz.

Dedik ki Ofelia’nın hikayesi Alice’in kine benzer. Görevlerden birinde tıpkı onun gibi giyinir. Diğerinde ise duvarda açtığı sihirli küçük kapıdan geçerek damalı zeminli bir koridora girer. Bu duvarda ki kapı anlatımını Aldous Huxley‘in Algı Kapıları kitabında da sıkça geçen bir anlatımdır. Bu kitabı Güney Amerika ve Meksika yerlilerinin ritüellerinde kullandığı ve peyote bitkisinden elde edilen meskalin isimli psikedelik uyaranı kullanarak yazmıştır. Kitabın mottosu William Blake‘in  şu sözüdür : “Algı kapıları temizlenseydi eğer, her şey olduğu gibi görünürdü, sonsuz.”

MÜMTAZ : Kült kabul edilen distopik konulu kitaplar Cesur Yeni Dünya ve 1984‘ün yazarları Aldous Huxley ile talebesi George Orwell‘in geleceği ne kadar da iyi öngördüklerinden falan bahsedilir. Oysa onları ve üyesi oldukları Fabian Society‘i yakından tanıdığınızda olayların bambaşka boyutları olduğunu, görürsünüz. Zaten Aldous Huxley’in yazdığı diğer kitaplar da bu farklı boyutların dışa vurumudur. (Gülerek) Bunları da ileride konuşacağımız diğer mevzular listesine ekleyelim. Sırası gelmişken George Orwell’in 1984 kitabında bahsedilen ve bugün sistematik olarak uygulanan bir algı operasyonu tekniğinden bahsetmek istiyorum. Çiftdüşün. Nedir peki bu çiftdüşün? Özetle, bir insanın birbirine tamamen zıt fikirlere ve kabullere aynı anda sahip olması durumudur.

Devam.. Pan’ın Labirenti filminin ana teması ezoterik inançlarda görülen negatif mistik aşamalardan geçerek inisiye olunması ve sonsuz yaşama kavuşulmasıdır. Örneğin Ofelia’nın görevlerinden biri sırasında kesinlikle orada göreceği yemeklerden yememesi gerekmektedir. Bu tıpkı kabalistik merkava uygulamasına benzer. Merkava yani tanrı ile görüşme denilen 7 aşamalı bir tekamülü gerektiren bu tehlikeli uygulamada sigil denilen büyülü sözler söylenmeli ve o aşamanın sorumlu meleği aşılmalıdır.

MÜMTAZ :

Resimde görülen Tevrat anlatısıyla Ezekiel’in merkava meditasyonunu tamamlayarak tanrının kutsal tahtına ulaşmasıdır. Tahtın etrafında

Metatron in the Beginning and in the End of Days.

 

Uygulamayla ilgili olarak kabalistik zohar kitabında yer alan 4 kişinin merkava yolculuğu hikayesinde sadece Rabbi Akiva başarılı olabilmiştir. Örneğin bu 4 kişiden bir tanesi mermer taşın yanına geldiklerinde kesinlikle su istememesi gerekliliği şartını ihlal ettiği için ölmüştür. İnanca göre bu yolculuğu sadece saf ve günahsız olanlar tamamlayabilir. Dolayısıyla ezoterik ve mistik inançlarda arınma (purify) kavramı çok önemlidir. (Gülerek) Tabi bu arınma pek ismiyle müsemma değildir. Örneğin romanın mistik mithraizm dininde de aynı şekilde 7 aşamalı bir tekamül ritüeli sırasında arınmanın insanın üzerine başından aşağı boşalan kurban kanıyla olduğunu söylemiştik. Ya da kral djozer‘in tanrı khnum‘la görüşmek için benzer şekilde kurban kesmesinden vesaire bahsetmiştik. Senaryo yine benzer.

Ofelia’nın son görevi gereğince saf ve masum birinin kanı dolunayda akmalıdır. Bu uygulamayı da pek çok pagan inançta sıklıkla görmekteyiz. Filmin sounda Ofelia da kendini feda ederek saf ve günahsız olduğunu gösteren son aşamayı geçmiş olarak 3 sütunun bulunduğu salonda görülür. Bu 3 sütun (trinity) mason localarında da görülen çok önemli bir sembolizm olup kökeni antik Mısır’a Isıs, Osiris ve Horus‘a dayanır. Hristiyanlıkta ki baba-oğul-kutsal ruh üçlemsine kadar pek çok inançta da türevleri mevcuttur demiştik daha önce. Detayına girmeyeceğim. Filmde Ofelia’ya mistik yolculuğunda kendisine eşlik eden ve yol gösteren Pan‘dır. Biz bugün onu Baphomet olarak biliyoruz.

MÜMTAZ : Baphomet aslında tarih boyunca görülen pek çok tanrı motifinin bir sentezidir. Ama yine de nihai kökeni yahudilik ve kabala olup Azazel, Samael, Lilith, Molech, Baal ve Shabbat keçisi ile ilişkilidir. Nitekim sağda solda gördüğümüz baphomet görselini tasarlayan ünlü yahudi okültist Eliphas Levi‘dir. Detayından sonra bahsederiz.

MÜMTAZ : Resimde görülen yapı en büyük ve köklü mason locası olan Londra mason locası. Resimde de görüldüğü üzere keçi ayaklı ve kanatlı varlıklar tapınak şövalyelerinde olduğu gibi masonlukta da aydınlanmanın sembolüdür. Tıpkı sirius yıldızı gibi. Tüm anlattıklarımı “Ne alaka ya ? Ne konuşuyoruz ki ?” diye dinlediğinizin farkındayım. Tüm bunlar size boş beleş muhabbetler gibi geliyordur muhtemelen. Ki aslında gerçekten öyleler de. Ama dedik ya dünyada olup biteni anlayacağız. Olayların arka planına bakacağız ve herşeyin teorisini ortaya koyacağız. Dolayısıyla şimdi bu anlattıklarımın aslında bizim dikkat kesildiğimiz parlak bulvarların hemen arka sokaklarında olan biten şeyler olduğunu hatırlatmak için bir soru soracağım. Francis Bacon‘ı duymuş muydunuz ?