İNANÇ (28.9)

KAAN : Tabi ki duydum. Pozitif bilimlerin kurucusudur. Modern düşüncenin ilk yapı taşlarını döşeyenlerden biridir. Doğayı anlamanın ve onu denetleyerek ele geçirmenin yolunun bilim olduğunu söyler.

MÜMTAZ : Söyledikleriniz kısmen doğru olsa da aslında eksik. Örneğin yazmış olduğu en meşhur eser olan ütobik tarzda ki New Atlantis‘i (Yeni Atlantis) ele alalım. Keçi bacaklı ve kanatlı bir varlığın yer aldığı kitabın kapağında şöyle yazar “Tempore patet occulta veritas” yani “Zaman gizli kalmış (okült) gerçeği ortaya çıkartır”

Kitap da deniz de kaybolmuş bir grup denizcinin düştükleri saklı adada karşılaştıkları olaylar anlatılır. Bu keşfedilmemiş ve dış dünyadan kopuk yaşayan adanın sakinleri adaya Bensalem adını vermişlerdir. Dış dünyadan kopuk bir hayat süren bu halk, 12 yılda bir diğer ülkelere seyahat ederek seyahat ettikleri ülkelerdeki bilim, sanat, edebiyat gibi gelişmeleri gözlemler, bunlar hakkında bilgi toplarlar.

Adada bir de Salamona evi vardır yani Süleyman evi. Yaklaşık 1900 yıl önce yaşamış ilahi bir aracı ve aynı zamanda kralları olan Salomana’nın en önemli eseridir. Bu ev tarikat ve bilim evidir. Bensalem halkına göre bu kuruluş, yeryüzündeki en yüce kuruluş ve krallıklarını aydınlatan bir fenerdir. Burası Tanrı’nın eserlerini ve yarattıklarını incelemeye adanmış bir yerdir. Akademide daha çok önem verilen çalışma alanı doğaya hakim olmaktır. Böylece doğa insanın bir nesnesi haline gelecek ve insanoğlu daha üstün olacaktır.

Bu anlatılan hikaye tamamen masonik dinin anlatımıdır. Masonluk dinine göre Atlantis kıtasında bilim ve refah çok ilerlemişti. Nihayetinde bilimin gücünü kötüye kullananlarca çıkan savaş adanın felaketine sebep oldu. Bir grup bilge buradan kaçarak Tibet’e gitti. Bir grubu antik Mısırı’ı kurdu. Ancak bu bilgi herkesin anlayamacağı bir mahiyette olduğundan herkesten saklanmalıydı. Masonlukta karanlıktan çıkan birinin gözüne direk ışık tutarsanız gözleri kamaşır. O yüzden kutsal ışığın aşama aşama verilmesi gerektiği düşünülür. Neyse de bu kadim bilgiyi en iyi anlayanlardan biri de Jerusalem (Kudüs) kralı Süleyman‘dı. Kral Süleyman bilgeliği ile hem fizik dünyaya hem de metafizik aleme hükmedebiliyordu.

Kral Süleyman Kuran’da geçen Hz. Süleyman‘dan (a.s.) başkası değildir. Allah’ın katından bir lütuf ve bir imtihan vesilesi olarak kendisine bahşettiği bazı ilimler ardından gelen başta yahudilerce tahrif edilmiş ve çok farklı anlamlar yüklenmiştir. İşin bu kısmına sonra değineceğiz.

İşte Francis Bacon öncüllerinin ve ardıllarının düştüğü bu davanın adı simyacılıktır. Adına kadim bilgelik denir. Temeli okültizmdir. Aristo felsefesi, stoacılık ve hermetizmi bir araya getiren bir felsefe geliştirmişlerdir. Ortaçağ aydın ve bilim insanlarının hemen hepsi de simyacılık ile iç içedir. Simya bir bilim olarak görülmektedir. Onlar büyüyü veya mistisizmi ret etmek şöyle dursun olup biteni tam manasıyla anlayıp, algılamak ve ona hükmetmek isterler. Örneğin Isaac Newton‘ın eserlerinin sadece 3’ te 1’i pozitif bilimler ile ilgilidir. Çalışmalarının büyük çoğunluğunu gematria denilen kabalistik metot ile tevrattan kehanetler bulmak üzerinedir. Simyacılık ile ilgili vurgulanması gereken önemli bir nokta da gezegenler ve konumları ile çok yakından ilgili olduğudur.

Francis Bacon, Leonardo Da Vinci, Isaac Newton, Rene Decartes, Robert Boyle, Johannes Kepler, Galileo Galilei, Desiderius Erasmus, Nicolaus Copernicus, Roger Bacon, Paracelsus, Tycho Brahe, John Locke, Leibniz gibi daha pek çok ortaçağ ve rönesans bilim adamı ve filozoflarının bu arayışının sebebi hristiyanlığın onları tatmin etmemesi idi. Bu durum antik yunan filozofları ve antik yunan dinleri arasında ki ilişki içinde aynen geçerliydi. Modern düşüncenin öncülleri kabul edilen Platon, Aristo ve Sokrates antik yunan dinlerini bir yana bırakarak hakikatin arayışına girişmişler cevabı da okültizm ve simyacılıkta aramışlardır. Bize bu arkadaşların hep ahlak felsefesi, erdemler, iyilik ve kötüğün kaynağı vb. konular üzerine düşünceleri ya da “Gerçek bilgi nedir ki hafız ?” mealinde ki arayışları anlatıldı. Ki evet bunlar çok önemi kavramlardır ve biz de üzerinde konuşacağız. Peki yine bu arkadaşların bahsettikleri Damion kavramını duydunuz mu hiç ? İnsanları yönettiğine ve geliştirdiğine inanılan görünmez, yüce varlıklar.  Örneği bu anlamdaki daimonları Platon üç gruba ayırmıştır: İlk iki gruptakilerin bedenleri esir ve ateşten oluşur, görülemezler. Üçüncü gruptakiler buharımsı bedenlere sahiptir, görülmezlerse de, nadiren birkaç saniyeliğine tezahür edebilirler. Enteresanmış değil mi ?

MÜMTAZ :Süleyman mabedi demişken ekleyelim. Süleyman mabedi masonlar için de çok önemlidir. Bir tevrat karakteri olup masonluğun atası kabul edilen kendisine tanrısallık atfedilen Hiram‘ın Süleyman mabedini inşa eden kimse olduğunu kabul ederler.

MÜMTAZ : Öyle ki her mason mabedinde yer alan sütunlar bu mabedin girişinde yer alan sütunları sembolize eder. Masonluğun nihai maçlarından biri de bugün Mescid-i Aksa‘nın bulunduğu yere Süleyman mabedini tekrar yapmaktır. Bugün ortadoğu ve Filistin’de akan kanın temelinde bu mabet hayali yatmaktadır.

Her mason locasında bulunan bir başka öğe ise tıpkı Alice’in girdiği koridor da yer aldığı üzere damalı zemindir. Damalı zemin ezoterizmde boyutlar arası geçişi ve iletişimi sembolize eder.

Mandrake otunun ya da Alice’in yediği mantarların psikedelik olduğundan bahsetmiştik. Buna benzer pek çok bitki vardır. Bunların kaynatılıp suyunun içilmesi veya yakılarak yada tütsülenerek dumanın teneffüs edilmesi ile insanın gerçeklik algısını kırarak metafizik alem ile temas kurmasına sebep olurlar. Bunun sebebi de bu bitkilerin insanda epifiz bezi (kozalaksı bez) tarafından salgılanan DMT hormonunu bol miktarda ihtiva etmeleridir. Bu sebeptendir ki antik Mısır’ın lotus çiçeğinden Hasan Sabbah‘ın haşhaşına kadar bu bitkiler hep mistik alemle irtibat için kullanılır. Bu, aynı zamanda size sormuş olduğum “Neden antik medeniyetlerde kozalak sembolizmi görülür” sorusunun da yanıtı olmuş oluyor. Diğer sorumuz ise “Bunun antik Mısır tanırısı horusun gözü ile ilgisi nedir ?” sorusu idi.

MÜMTAZ : Görselde de gördüğümüz gibi meşhur horus’un gözün aslında beyin kesitinde görülen epifiz bezidir. Bu aynı zamanda tüm mistik inançlarda yer alan 3. göz’dür. Masonlukta ve yahudilikte yer alan all seing eye‘dir (her şeyi gören göz).

Şimdi DMT-Ruh Molekülü isimli belgesele bir göz atalım.

Play Video

MÜMTAZ : 

Videoda

 

 

Psikedelik bitkilerden bir diğeri de bugün hala başta amazonda olmak üzere dünyanın dört tarafında şamanik kullanımı yaygın olan ayahuasca bitkisidir. Bu bitkiyi özellikle zikretmemin sebebi size sorduğum sorulardan birine daha cevap verecek olmam. Sorum şuydu. 

“Neden insanlar binlerce yıldır fizik dünyada görülmeyen değişik değişik formda varlıklara tapmışlardır ?”

MÜMTAZ : Cevabı Oxford Üniversitesi‘nce yayınlanan The Antipodes Of The Mind isimli kitapta buluyoruz. Ayahuasca bitkisiyle yapılan deneylerden kişilerin vizyonlarında hem aynı formlara sahip varlıklar gördükleri tespit edilmiştir. Ejderhalardan, altın boğalara (molech), kanatlı atlardan (ikarus) ya da aslanlardan (lamassu), zümrüdü anka kuşlarına ve yarı hayvan-yarı insan formunda ki imgelere varıncaya kadar. Kısacası mitolojilerde görüp görebilceğiniz her şey.

Bu vizyonlarda dikkati çeken bir diğer husus da geometrik şekiller ve örüntülerdir. Ezoterik inançlarda neden geometrinin çok önemli olduğuna cevabın birinci kısmı bu. İkinci ve üçüncü kısımlar daha sonraya kalsın.

Bazı bağlantıları kurabilmek için verdim bu bilgileri. Şimdi konumuza devam edelim. Çocuk film ve çizgi filmeri bu mistik mesajlar ile doludur demiştik en son. Başka bir örnek daha vereyim. Kendisi de mistisizm ve ezoterizm ile iç içe olan Walt Disney‘in bir çizgi filmini izleteyim bakın size. Ezoterik felsefeyi özetleyen çok somut bir yapım.

KAAN : Walt Disney mi ? (Gülerek) Bu kadarına da inanamam artık.

MÜMTAZ : Medya sektörü hakkında biraz araştırma yaptığınızda bu durumda şaşılacak bir şey olmadığını görürsünüz. Walt Disney,  masonluğun sponsorluğunda olan ve adını son tapınakçı üstadı  Jacques de Molay dan alan Kansas City/Missouri’ de yer alan The Order of De Molay Society üyesidir.

Dediğim gibi bu sadece Walt Disbey ile sınırlı değil. Örneğin diğer büyük film yayım şirketlerine göz atalım.

MGM (Metro-Goldwyn-Mayer) : Kurucusu Louis B. Mayer yahudidir ve 568 nolu St. Cecile/New York locasında kayıtlı bir masondur.

20th Century Productions : Kurucusu Darryl F. Zanuck 506 nolu Mount Olive/Los Angeles locasında kayıtlı bir masondur. Diğer kurucusu Joseph M. Schenck 233 nolu Pacific mason locasının kurucularındandır.

Universal Studios : Kurucusu Carl Laemmle yahudidir ve 233 nolu Pacific locasında kayıtlı bir masondur.

Gelin bir de görsel, yazılı medya ve internet camiasına göz atalım.

KAAN : Yok artık bu adamların hepsi yahudi demek he ?

MÜMTAZ : Aynen öyle. Bilginin izini sürmek demiştik ya. Bu iz sürüşün sonunda şunu çok net anlıyorsunuz ki aslında başkalarının düşünmenizi istediğiniz şekilde düşüyorsunuz. Tamamen buna kodlanmışsınız ve sürekli bu algınız pekişeceği şekilde yönlendirliyorsunuz. Neyse biz şimdi çizgi filmimize dönelim.

Play Video

MÜMTAZ : Şimdi bu filmden size sadece bazı başlıklar söyleceğim. Yeri geldikçe hakkında konuşacağız.

1-Pentagram Altın oran

MÜMTAZ : 

Örneğin masonlar tanırıları için evrenin ulu mimarı adını kullanırlar.

MÜMTAZ : Bu kahinlik müessesinin görüldüğü yerlerden biri de pek tabi ki Mezopotamya’dır. Örneğin Babil-Akad mitolojisinde yer alan ve yaratılıştan ve Nuh tufanına kadar olan olayları anlatan Atra-Hasis tabletlerinde yazanlar bir vizyon sırasında tanrıça tarafından yazdırılmıştır. Vizyon denilen şeye trans halinde zihinde tecrübe edilenler diyebiliriz kabaca. Bilincin açık olduğu rüya hali de diyebiliriz.

MÜMTAZ :

SU-İL-LA tabletinde sümerlerde tek tanrı inancının olduğu görülüyor.


1-2. Efendi, tanrıların üstünü ki yerde ve gökte onun tekliği büyüktür. (En büyük O’dur)

9-10. Sen, senin sözünü kim kavrayabilir. Kim eş olabilir, benzeyebilir.

11-12. Bey, gökyüzünde beylikte, yeryüzünde üstünlükte, Tanrılar arasında kardeşi olan karşıt sana yoktur.

13-14. Krallar kralı, yüksek. O’nun farzıyla hiç kimse eşit olamaz. O’nun tanrılığına hiçbir tanrı benzemez.

 36-37. Ta içine hiçbir tanrının giremeyeceği (nüfus edemeyeceği) en önde gelen, en üstün,

44-45. Her şeyi meydana getiren baba, bütün canlılara bakan devamlı arayan,

46-47. Göğün ve yerin hükümlerini tespit eden ki, onun emrini hiç kimse değiştiremez.

49-51- Hangi Tanrı sana eş olabilir?

52-53- Gökte kim büyüktür, sen! Yalnız sen büyüksün, senin tekliğin uludur.


Büyü metinlerinin yer aldığı SAG.BA tabletine göz atmamız gerekiyor.


Büyü, ant, aşılmayan ant dairesi Tanrıların aşılmayan ant dairesi Göğün ve yerin değiştirilmeyen ant dairesi Tanrı tektir ve değiştirilemez Tanrı ve insan birbirinden ayrılamazlar