İNANÇ (28)

MÜMTAZ : Şimdi bir kaç başlık halinde çıkarımlarımızı özetleyelim:

1- Dediğim gibi her tanrının iletişime geçtiği kendi kahinleri vardır. Tanrı, bazı bitkilerden elde edilmiş tütsü ya da sıvıları kullanarak trans haline geçen bu kahinlerin bedenlerine girerek onların dilinden konuşur.

2- Bu tanrılar hep ya bir mağarada ya bir su kaynağında yaşarlar. Onlar ile görüşmek için oraya gidilmelidir. Daha sonra o mağara ya da su kaynağının üzerine tapınaklar inşa edilir. Khnum tapınağı ya da Delphi tapınağı gibi.

3- Tanrılar ile görüşebilmek için önce arınma ritüeli denilen bazı ayinler gerçekleştirilmelidir. Bu ayinlerde tütsüler yakılması, kurbanlar kesilmeli ve kurbanların kanı, kemikleri vesaire tanrılara sunulmalıdır. Kan aynı zamanda arınmanın enstrümanı olarak vücuda, elbiselere vs. sürülür ve içilir. Roma’da bu ritüele taurobolium veya criobolium denir.

4- Piramitlerin ve tapınakların yapılmasını ve ne şekilde yapılması gerektiğini tanrılar kahinlerine emretmiştir. 

5- Antik dinlerde tanrıların belli bedensel formları vardır. Davranış ve/veya görünüş olarak da antropomorfik yani insansıdır. Yarı insan yarı hayvan ya da tamamen fantastik formları vardır. Diğer metafizik varlıkların da fantastik formları vardır ve bu formlar yeryüzünün dört bir tarafında ki dinlerde benzerdir. Yılan, keçi ve köpek her mitolojide kendine yer bulur.

6- Antik dinlerin hiçbirinde ex-nihilo yani yoktan var oluş kavramı yoktur. Tanrılar sonradan ortaya çıkar. Bu ilksel tanrılar hem eril- dişil hem de yer-gök ilkelerini temsil ederler. Örneğin Sümer mitolojisinde anu (gök)(eril), ki (yer)(dişil) ya da Yunan mitolojisinde aether (gök)(eril), gaia (yer)(dişil) yada Mısır mitolojisinde nut (yer)(dişil)ve geb (gök)(eril)Roma mitolojisi daha çok Yunan mitolojisinin devamıdır ve gaia’nın karşılığı terra’dır. Madre terra diye geçen ifadenin günümüze yansıması ise toprak ana ifadesi olarak görülür. Bu dinlerin temel anlatıları ve öğretileri ise enteresan şekilde islamın haber verdikleri ile paralellikler gösterir. Khnum’un insanları topraktan yaratıp ve onlara ka vermesi gibi.

7- Gezegenler ve bazı yıldızlar tüm mitolojilerde inancın asli bir unsurudur. Öyle ki Roma mitolojisine gelindiğinde gezegenler direkt olarak tanrılara dönüşmüştür.

Bu çıkarımları antik dinlerin oluşum sürecini ortaya koymak için yaptık. Tek tek her mitoloji hakkında konuşmak gereksiz ve çok uzun olacağından merceğimizi Sümerlerin üzerine tutacağız. Zaten Sümerler mevzunun her daim tam odağında olduğundan onları çözümlemek diğer antik dinlerin hikayesini de büyük oranda anlamamıza vesile olacaktır.

Antik dünyadan doğup evrim teorisine giden yolun nereden geldiğini de görmek için Hz. İbrahim’in (a.s.) uyardığı Nemrut’un yaşadığı zamana ve inançlara bir göz atalım. Yani Akadların, Sümerlerin, Babillilierin, Asurluların inançlarına.

MÜMTAZ : Kendisinin ilah olduğunu düşünen Nemrut’un gözünü açmak için onu düşünmeye sevketmeye çalışan Hz. İbrahim (a.s.) bu çabasından sonuç alamaz.

Şimdi lütfen düşünün antik medeniyetlerde kralların ya da firavunların kendilerini ilah olarak görebilmeleri nasıl izah edilebilir. Bu kesinlikle güç sarhoşluğu falan değil. Evet güç sarhoşluğunun doğurduğu bir kibirlilik zaten var bu olağan tarafı. Ama işin diğer yanında bu adamlar gerçekten de kendilerini tabiat olaylarına dahi hükmedebilecek ilahlar olarak görüyorlardı. Halkları da aynı şekilde buna inanıyorlardı. Sizin bizim gibi adamlardı bunlara inananlar da.

Ben bu sorunun cevabını Kuran’ın rehberliğinde cevabı buldum. Dediğim gibi bu sorunun cevabı evrim teorisi ile de birebir ilişkili. Nemrut’un ya da firavunların inançları, bugün dünyayı yönetenler ile ve şu vereceğim görselde ki dövmenin sahibi ile hemen hemen aynı. Ve dünyayı yöneten bu irade, insanları, özellikle de Z jenerasyonu gençleri bu inanca sevk etmek için gece gündüz çabalıyor.

KAAN : Ya açık sözlüğümü affedin ama sanki muhabbet boka mı sarıyor ? Bu ne yahu yoga mıdır nedir ? (Kahkaha atarak) Her şeyin arkasında budist rahipler mi var yoksa ?

MÜMTAZ : (Ciddi görünmeye çalışarak) Şştt ! Sessiz olun. Onları deşifre ettiğimizi anlamasınlar. Neyse şaka bir yana ezoterik ve mistik öğretiler ile bunları metot ve yöntemleri dünyanın her yerinde benzerdir. Hint mistizmi, mezoamerika inançları, afrika ve latin amerika voodosu, hasan sabbah’ın haşhaşileri, tapınak şövalyeleri, müslümanlığın içinden türemiş ismailik, batınilik, yahudi kabalası, masonluk dini, orta asyanın şamanlığı, druidler, nordik inançları, kadim mısır inancı vesaire liste uzarrr gider. Bunların hepsinin içeriği aynıdır. Farklı olan sadece ambalajlarıdır. Hepsine yer yer değineceğiz.

Dediğim gibi insanlar bir gücü tanrı olarak görmek için olağanüstülükler görmek isterler. Peki bu insanları güdüleyen mekanizma neydi sizce lütfen bunu da bir düşünün. Bize ipucu verecek bir ayeti kerime ile devam edelim.

KAAN : (Gülerek) Ne yani satanistler miydi ?

MÜMTAZ : Bizim bugün popüler kültürde tanımladığımız anlamda olmasa da dolaylı olarak evet. 

KAAN : E iyi ama siz şimdi kendinizle çelişmiyor musunuz ? Bir yandan diyorsunuz ki insanlar kendi kendilerine soyut şeyleri kavramlaştıramazlar. Ya da diyorsunuz ki insanlar inanmak için olağan dışı şeyler görmek isterler. Diğer yandan da kimsenin ne kendisini ne de olağan üstülüğünü görmediği bir şeyden, şeytandan bahsediyorsunuz.

MÜMTAZ : (Gülerek) Belki de görüyorlardır kim bilir ? Ne olup bittiğini ve bu adamların ne gördüklerini anlamak için devam edelim.

MÜMTAZ : Sümerlere ait bu kabartmalarda yer alan insanların ellerinde kurbanlık bir keçinin ve haşhaşın olduğu görülmektedir. Bunları kanatlı bir varlığa verirler ve karşılığında o da onlara bir kozalak verir. 

MÜMTAZ : Bu kozalak sembolünü hemen her inançta görürüz. Bunlardan biri de mason localarıdır. Şu orta sıranın en sağında ki fotoğraf bir bir mason locasına ait örneğin. Kozalağın yanında birbirine sarılmış iki yılan vardır. Yine hemen bütün inaçlar da yılan sembolizmini görürüz. Nedir bütün bu kozalak teranesi, bu yılan hikayesi, neden bu kadar önem atfedilmektedir. Bugünler de her yerde karşımıza çıkan ra’nın gözü ile ilgisi nedir bir fikriniz var mı ?

KAAN : Doğrusu hiç yok. Sadece şu sümerlerde ki kanatlı varlıkların anunnakiler olduğunu biliyorum. İzlediğim bir kaç belgeselde de onların da uzaylılar olabilecekleri falan söyleniyordu. Tanrılar olarak bilinen şeyin aslında onlar oldukları, dünyada hayatı onların başlattığı falan anlatılıyordu. Bana da çok mantıksız gelmiyor açıkçası bu teori.

MÜMTAZ : Bingo ! Zokayı yutmuşsunuz. Bilim ambalajına sarılınca en saçma teorilere bile inanmakta hiç zorluk çekmiyoruz malesef. Richard Dawkins’in izlediğimiz videoda söylediklerini de hatırlatayım size.

(Gülerek) Ama bu uzaylı anunnakiler kan, kemik, sakatat falan seviyor biliyor musunuz ? Kahinlerden kendileri ile iletişime geçebilmeleri bunları istiyorlar. Avrupa Birliği normları galaktik konfederasyonda da geçerli sanırım. Sakatat oralarda da yasak demek ki. Ha bir de NASA‘dır ESA‘dır uzayda hayat var mı diye kendini yırtarken adamlar gidip tıpkı sümerlilerde kullandıkları metotlar ile amazonda ki ilkel kabileler ile falan iş tutuyorlar. Kusura bakmayın takılıyorum ama cidden çok saçma yani.

Pekala şimdi dedik ya insanlar kanatlı varlıklara kurban verirler onlardan kozalak alırlar. Önce kurban meselesi üzerine biraz konuşalım.