METROPOLIS


“ Şov dünyası yahudi inancının bir uzantısıdır. „

“ Toplumumuz delirmiş insanlar tarafından delice amaçlar doğrultusunda yönetiliyor. Bence bizler manyakça sonları arzulayan manyaklar tarafından yönetiliyoruz, ve bunu söylediğim için de deli muamelesi gören ben olabilirim. İşte asıl delilik de budur. „

JOHN LENNON


 Eğlence ve medya sektörünün içinde hatta tepesinde yaşayıp şüpheli şekilde öldürülmüş olan Beatles'ın solisti John Lennon'dan yaptığım bu iki alıntı size şaşırtıcı hatta absürt gelmiş olabilir. O zaman şu resimlere bir göz atalım.


Bu resimlerde görülenler nelerdir. Hristiyanlıkta şeytanın sayısı olarak geçen 666 sayısının sembolik hareketi, devil horn yani şeytanın boynuzları anlamına gelen hareket, satanik bir sembolizm olan ters haçı ters tutma hareketi, parçalanmış bebek ve et parçaları ile bezenen pagan ritüellerini andıran manyakça bir poz. Ve son olarak kahramanlarımız diye nitelendirdikleri kimselerin yer aldığı albüm kapaklarında dikkat çeken bir isim Aleister Crowley. Adını ilk defa duyanlar için söyleyeyim yakın tarihin en büyük okültist, majisyen ve satanisti kabul edilen "The Great Beast" lakaplı şahıs. Beat kuşağı


Bu filmi kısaca da olsa özel olarak analiz etmek istememin nedenleri nelerdir derseniz :

1 - Görsel ya da yazılı medyada boy gösteren yapıtların mutlaka inanç temelleri üzerine inşa edildiğini ve bunun en başından beri böyle olduğunu geçen yüzyılın başında ve daha sinemanın emekleme döneminin en önemli yapımlardan biri üzerinden göstermek. 

 



Filmin senaryosu yönetmen Fritz Lang‘in karısı Thea Von Harbou‘nun aynı isimli romanından uyarlanmış. Romanda kullanılan doğa üstü güçler ve büyü kavramları film senaryosunda kullanılmamış. 



filistinlilerde* astarte, sumerlerde inanna, babil'de ishtar, asur ve akkadlarda ashtar - ashtoreth - asherah - astoreth, misirlilarda isis - ashet - aset, fenikelilerde tanit-ashtart - ashtaroth



http://www.hebrew-streams.org/works/hebrew/mediator.html#T2


1 Timothy 2:5 New International Version (NIV)

For there is one God and one mediator between God and mankind, the man Christ Jesus,



ş



kjşjk



i



ş



- “21. yüzyıl dünya kontrolörlerinin devri olacak. Eski diktatörler düştü; çünkü hedeflerine, yeterli gıda, yeterli eğlence, yeterli mucize ve sırrîlik sağlayamadılar. İlmî bir diktatörlükte, eğitim gerçekten işleyecek. Çoğu kadın ve erkek, kendi köleliklerini severek yetişecek ve asla devrimi arzulamayacak. İlmî bir diktatörlüğün yıkılması için hiçbir makul sebep görünmüyor.”

Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya


Imagine there's no heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
Imagine all the people living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
Imagine all the people living life in peace, you
You may say I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope some day you'll join us
And the world will be as one

https://youtu.be/Cllqr1nmdYk

 


 

Şimdilik konumuza devam edelim. Kardeşlerim hatırlarsanız yine ilk sayfada Cesur Yeni Dünya diye bir kitaptan bahsetmiş ve birilerinin kurgulamak istedikleri dünyayı anlatan bir ütopya kitabı demiştim. Kitabın yazarı Aldous Huxley’in ve sosyalizmin bayraktarlığını yapan ve logosu kuzu postuna bürünmüş bir kurt olan ezoterik Fabian Society üyesi olduğundan söz etmiş, dedesi Thomas Henry Huxley'in de mason olduğunun, agnostisizmin fikir babası olduğunu ve evrim teorisini Darwin’in kendinden bile daha iştiyakla savunduğunun altını çizmiştim. Öyle ki kendisine Darwin’in buldog’u lakabı takılacak kadar. Hemen hemen aynı distopyayı anlatan bir başka kült kabul edilen eser de George Orwell'in yazdığı 1984

'tür. Ne tesadüftür ki George Orwell de Fabian Society üyesidir. Biz yolumuza ile Cesur Yeni Dünya ile devam edelim ve ne anlatıyor bu kitap biraz ona bakalım.


Kitabın konusu genel olarak Friedrich Nietzsche'nin yukarıda hafiften değindiğim ideal toplumunu güya ! distopik olarak anlatır. Bilimsel ve teknolojik olarak oldukça gelişmiş olan, hastalık, yaşlılık, obezite ya da aşırı zayıflık gibi durumların ilaçlar sayesinde yaşanmadığı, toplumun kast sistemi şeklinde çeşitli zeka düzeylerine göre sınıflara (beta, alfa...) ayrıldığı, her türün kendine has görevinin olduğu, doğal yollardan üremenin ayıplandığından bebeklerin doğarak değil sentetik olarak tüplerde beslenip doğar doğmaz şartlandırmayla eğitilmeye başlandığı, çocukların birbirleriyle bir oyun olarak özgürce seks yaptığı dolayısıyla yetişkinlerinde cinsellikle ilgili hiçbir tabularının olmadığı, herkesin herkesle düşüp kalktığı, insanların kendi seçim haklarının olmadığı sadece merkezi otorite tarafından kendisi için belirlenen hayatı yaşadığı ama yine de uykuda aldığı eğitim (Hipnopedya) ve soma isimli hapın etkisiyle mutlu olduğu bir dünya. Bu kitabın günümüz için güncellenmiş The Truman Show vs. gibi birçok türevi olmakla birlikte en derin algı ve mesajı bünyesinde barındırmakta olanı hiç şüphesiz yahudi Wachowski kardeşlere ait olan Matrix'dir. Bu filmin çözümlemesini de yapacağım inşallah.

Velhasıl John isimli kahramanımız bu düzenin insanı tükenişe götürdüğünü farkeder vs. vs. Kitap ile ilgili son söyleceğim bu merkezi otorite tarafından Tanrı kavramının ört bas edildiğinin vurgulanmasıdır. Yani bir Tanrı vardır ama insanların bunu bilmesi istenmiyordur. Bunu söyleyen de dünya denetçilerinden olan Mustapha Mond isimli karakterdir. Bu karakterin söylediklerine bir kulak verelim öncelikle:

Kızgın bir sesle konuşan Vahşi:

“Eğer Tanrı’yı biliyorsanız niye onlara anlatmıyorsunuz?” diye sordu.

“Tanrı hakkındaki bu kitapları niye vermiyorsunuz insanlara?”

Mustapha Mond:

“Onlara Othello’yu neden vermiyorsak, bunları da aynı nedenle vermiyoruz: eskiler de ondan; yüzlerce yıl öncesinin Tanrı’sını anlatıyorlar. Şimdinin Tanrı’sını değil.”

Hmm ! Demek biz henüz son güncellemeyi almamışız. Peki ! Bu kitabın başka bir yönü de karakterlerin gerçek hayattan özenle seçilmiş olmasıdır. Zaten gerçek hayatta olanları, olması arzu edilenleri anlatan bu kitabın insanları tükenişe götüren yahudisinden, masonuna, gül-haç'lısına uzanan ekibini de gerçek hayattan seçmesi şaşırtıcı değildir. İçlerinde bulunan tanıdık yüzler için de söyleyecek sözlerimiz vardır elbet.

Bernard Marx, George Bernard Shaw - Karl Marx

Lenina Crowne, Vladimir Lenin

Polly Trotsky, Lev Troçki

Benito Hoover, Benito Mussolini - Herbert Hoover

Helmholtz Watson, Hermann von Helmholtz - John B. Watson

Darwin Bonaparte, Napoleon Bonaparte - Charles Darwin

Herbert Bakunin, Herbert Spencer - Mikhail Bakunin

Mustapha Mond, Mustafa Kemal Atatürk--- Sir Alfred Mond

Primo Mellon, Miguel Primo de Rivera - Andrew Mellon

Sarojini Engels, Friedrich Engels - Sarojini Naidu

Fifi Bradlaugh, Charles Bradlaugh

Joanna Diesel, Rudolf Diesel

Jean-Jacques Habibullah, Jean-Jacques Rousseau - Habibullah Han


Peki seçtiği isimler bile bunun kanıtı olsa da ben neden bu kitabın distopya değil de ütopya kitabı olduğunu söylüyorum. Çünkü yazarın üyesi olduğu Fabian Society aynı zamanda sıkı bir öjenizm destekçisidir. Kendisi de 1932’de BBC’ye verdiği bir röportajında “soy gelişimini kontrol etmek gerektiğini” açıkça söylemiştir

Nedir öjenizm ? Sakat, hasta, zeka düzeyi düşük insanların ayıklanması ile sağlıklı ve zeki bireylerin çoğaltılması yoluyla bir insan ırkının ıslah edilmesidir. Devlet eliyle yapılacak bir çeşit zorlama evrim yani. Öjeni teorisine göre, nasıl sağlıklı hayvanlar birbirleriyle çiftleştirilerek iyi hayvan cinsleri oluşturuluyorsa, bir insan ırkı da ıslah edilebilirdi.

Şaşılacak birşey yok. Zaten evrim teorisinin kendisi ayrıştırmacıdır. Kategorize edicidir. Evrim teorisini benimseyen insan eninde sonunda elitist olur. Kendi gibi düşünmeyenleri hakir görür. Çomar der, kezban der onlara. Islah edilmesi gereken yabaniler olarak görür. Şeytan elinden çıkma kökeni yahudi ırkçılığı olan bir öğretiden de çok fazlasını beklememek lazım. Kendisi de nefs sahibi olan çok aldatıcı şeytan, kendi düştüğü hatadan ders çıkartarak nefsin zayıf noktasını anlamış, planını da buna göre hazırlamıştır.


[ARAF 12]

Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.


Öjeni projesi bitti mi sanıyorsunuz. Tabi ki hayır. Hızlanarak devam ediyor. Sadece daha süslü daha janjanlı pazarlanıyor. İnsanların kendi insiyatifleri ile bu projenin bir parçası haline gelmeleri için algılar pazarlanıyor. Bir yandan Dan Brown'ın İnferno'su vs. yayınlarla dünya nüfusunun çok arttığı, küresel ısınma sebebiyle yakında kaynakların herkese yetmeyeceği bunun için de radikal tedbirler alınması gerektiği (Nüfus Azaltımı) algısı pazarlanırken diğer taraftan aynı adamlar tohum sektörünü ele geçirip kısırlaştırarak kıtlık planları için çalışmalarını sürdürüyorlar. İnsanların açlıktan birbirini öldürdüğü günlerin hayaliyle yaşayan manyaklar oturuyor bu dünyanın tepesinde. Ve işin ilginci bunu iyi birşey yaptığını düşünerek yapıyorlar. Nasıl mı ? Anlatacağım. Akıl alır gibi değil ?



Oysa Allah ve Resulu bizi uyardı. Ama biz dinlemedik. Hala da dinlememekte ısrar ediyoruz. Kendimiz düşüyoruz. Ağlamayı bile haketmiyoruz.


[BAKARA 204-206]

 İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez. Ona: «Allah'tan kork!» denildiği zaman da gururu kendisini daha çok günaha iter. Cehennem de onun hakkından gelir. O, gerçekten ne kötü yataktır.


[BAKARA 11-12]

Kendilerine: 'Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın' dendiği zaman, 'Bizler sadece ıslah edicileriz' derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.


RESULÛLLAH (S.A.V.)

İnsanlar öyle aldatıcı yıllar görecek ki, o yıllarda yalancılar tasdik, doğru söyleyenler tekzib edilecekler. Keza o yıllarda hâine itimad edilecek, emin kimseye de hainsin denecek. O zaman ruvaybıda adam amme işinde söz sahibi olacak."Ruvaybıda kimdir?" diye sorulmuştu. Amme işlerinde (söz sahibi olan) değersiz adam" diye cevap verdi.

[İbn Mace (4036) (7217)]


Peki Aldous Huxley isimli bu arkadaşın insanlığın bu gidişattan kurtulması için tavsiyesi neymiş bir de ona bakalım. Gördüğünüz üzere yine bir ada göndermesi ile karşı karşıyayız.

Cesur Yeni Dünya, bilim ve tekniği kötü amaçları için kullanan zorba bir iktidarın, kitleleri köleleştirmek ve bütün insanî değerleri törpülemek için uyguladığı yöntemler üzerine kurulmasına mukâbil, Ada’da bütün bireyler, hiçbir baskıcı iktidar olmaksızın, mutlak mutluluğu içselleştirerek özgürce, diledikleri gibi eylemlerde bulunuyorlar. Savaşların, kişisel ve toplumsal yıkımların, demografik baskının, amansız rekabetin, yeryüzünü çılgınca saran tüketim tutkusunun, yozlaşan insani değerlerin yol açtığı kozmik umutsuzluğun yerini umut, barış ve sevecenlik almıştır. Ada halkı olan Palalılar dinsel yaşayışında bir nevi aydınlanma ve kendinden geçiş yaratan “moksha”yı kullandığında tam bir bilince ve kavrayışa erişir. Budist Palalılar için asıl amaç, gerçek dünya ile kendileri arasında duyular yoluyla uyumlu bir ilişki kurmaktır. Beş duyunun yarattığı sınırsız algılama biçimleri insanın benliğini aşmasını sağlar. Bu yüzden, sevişme töresi el üstünde tutulur Pala’da. Sevişmenin doruğunda yaşanan coşku ise bireysel yaşamın sonsuz mutluluğu olmalıdır. Moksha kavramı sanskritçede ki ölüm ve yeniden doğum çemberinden kurtuluşu tanımlar.


Hayatı boyunca LSD vs. psikedelik uyuşturucuların bayraktarlığını yapan Huxley ölürken eşine kanına kendi mokshası olan LSD zerketmesini ister. LSD ve türevleri olan halüsünatif uyuşturucular hakkında ileride daha detaylı birşeyler söyleceğim ama şimdilik konuyu dağıtmamak için es geçiyorum.

Bir başka LSD türevi olan meskalin kullanarak kaleme aldığı kitabı Algı Kapıları - Cennet ve Cehennem isimli kitabından bir alıntı yapalım.

“Her tarafı kirli balçıkla sıvalı bir pencere düşünün. Dışarıyı hiçbir şekilde görmenize imkân yok. O kirli pencerenin ardından gerçekliği anca varla yok arası bir hayal olarak seçebilirsiniz. İşte bizler bu çamurun ardından seyrediyoruz her şeyi. Kendimizi bile… Meskalin benzeri maddeler o balçık sıvanmış kirli camın ufak bir noktasının bir ânlığına temizlenmesine benzetilebilir. O bir ânlık temiz noktadan her şeyi olduğu gibi seyredebilirsiniz. İlk defa gerçekten görebilirsiniz. Eğer algının kapıları temizlenebilseydi, her şey insana olduğu gibi görünürdü: Sonsuz… 

Jim Keith, “Amerikan Derin Devleti ve Beyin Yıkama Operasyonları” isimli kitabında Huxley’den ve bağlantılarından sözeder. Tavistock kurumu yöneticisi General John Reese’le birlikte çalışan Huxley, aynı zamanda, CIA’in “zihin kontrol operasyonlarının” önemli ismi Luis Jolyon West’in yakın arkadaşıdır. Üstelik “hipnozla çoklu kişiliğin yerleştirilmesi” üzerine çalışan Estabrooks ve “elektromanyetiğin insan üzerine etkileri” üzerine ilk kez çalışan araştırmacı Andhrija Puharic’le birlikte çalışır. 1968 tarihli bir FBI notunda, Huxley’in birlikte çalıştığı bir müzik grubu için “gençlik isyanını daha iyi huylu ve tehlikesiz yönlere kanalize edilmesinde” kullanıldığı yazılıyor.

Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club BandAleister Crowley

Led Zeppelin, Iron Maiden grubunun solisti Bruce Dickinson, David Bowie, Marilyn Manson, The Rolling Stones'un solisti Mick Jagger, Red Hot Chili Peppers, ozzy osbourne ve daha birçoğu bu gizemli kişilikten esinlenmiş ve bu etkileri albümlerine de yansıtmışlardır.

Yani çok birşey söylememe gerek var mı bilmiyorum. Döndük dolaştık yine geldik pagan dünyadan kalma aydınlanmaya, reenkarnasyon döngüsüne, üst bilince ulaşmaya, transa girmeye, seks ritüeline (tantra). İslamiyete gericilik diyenler ileride şaşırarak okuyacakları ile görecekler ki dünyanın tepesindekilerin inancı antik mezopotamyada, mısırda ya da güne amerikada her ne idiyse tepeden tırnağa hala aynı. Sizi de götürmeye uğraştıkları yer orası.