SİON PROTOKOLLERİ TAM HALİ

-- PROTOKOLLER --


PROTOKOL 1


Edebiyat yapmayı bir kenara bırakarak her fikrin manasını söyleyeceğiz. Mukayese ve istidlal ile çevremizdeki hadiselere ışık tutacağız. İleride meydana koyacağım sistemimiz iki görüş noktasından hareket eder; Kendimiz ve Yahudi olmayanlar. Dikkat etmelidir ki kötü düşünceli insanlar sayıca iyi insanlardan fazladır. Bundan dolayı onları idare etmekte en iyi neticeler akademik müzakerelerle değil, şiddet ve yıldırma ile elde edilir. Herkes iktidar mevkiinde olmayı arzu eder, her şahıs bir diktatör olmayı ister, yeter ki buna muktedir olsun. Kendi menfaatim temin etmek uğrunda herkesin menfaatim feda etmeğe istekli olmayan insanlar gerçekten pek azdır.

İnsan denilen yırtıcı hayvanları zapteden nedir? Onlara şimdiye kadar rehberlik için ne hizmet etmiştir? Cemiyet hayatinin başlangıcında onlar, kaba ve kör kuvvete tabi oldular. Sonra ise aynı mahiyette ve sadece kıyafet değiştirmiş bir kuvvet olan kanunlara boyun eğdiler. Bundan şu neticeyi çıkarıyorum: Yaratılışın kanununa göre, hak, kuvvette yatar. Siyasî hürriyet bir fikirdir, fakat bir gerçek değildir. Otorite mevkiinde bulunan bir partiye baskı yapmak gayesi ile halk kitlelerini diğer bir partiye çekmek lüzumu ortaya çıktığı zaman, bu fikrin bir yem olarak nasıl kullanılacağı bilinmelidir. Liberalizm de denilen bu hürriyet fikrine eğer hasmın kendisi de kapılmış ye bu fikrin uğrunda iktidarının bir kısmım teslim etmeye arzulu ise görev daha da kolaylaşır. Burada bizim nazariyemizin zaferi kesinlikle meydana çıkıyor. Gevşetilen hükümet dizginleri hayat kanunu gereğince derhal yeni bir el tarafından ele geçirilir ve bir araya toplanır. Çünkü milletin kör kuvveti bir gün dahi rehbersiz kalamaz ve yeni otorite, liberalizm ile zayıflatılan eskinin sadece mevkiine yerleşmekten ibaret kalır.

Günümüzdeki liberal idarecilerin iktidarının yerini, «altının iktidarı» almıştır. Bir zamanlar ise iman hükmetmişti. Hürriyet, gerçekleşmesi imkansız bir idealdir. Çünkü kimse onun ölçülü olarak nasıl kullanılacağım bilmez. Halka muayyen bir müddet için kendi kendisini idare etme yetkisi vermek, onları düzensiz bir güruh haline getirmeğe yeter. Ondan sonra orada öldürücü bir didişme ortaya çıkar ve kısa zamanda sınıf mücadelesine dönüşür. Bu durumun içinde devletler yanıp yok olur ve onların değeri bir kül yığını derecesine iner. Bir devlet kendi sarsıntıları içinde kendini tüketse, veya dahili anlaşmazlıkları onu dış düşmanlarından zayıf duruma getirse telafi edileme;bir kayba uğramış sayılabilir. O, bizim hakimiyetimize girmiştir. Tamamı ile bizim ellerimizde olan sermayenin istibdatı (despot, zorba), ona bir saman çöpü uzatır. Devlet ister istemez ona sarılır. Eğer sarılmazsa dibi boylar.

Liberal düşünceli bir kimse, yukarıdaki gibi fikirlere ahlaka aykırı derse şu sualleri sorarım. Her devletin iki düşmanı olduğuna ve hariç düşmana karşı onları taarruz ve müdafaa planlarından habersiz tutmak onlara gece vakti veya üstün sayıda kuvvetlerle hücum etmek gibi mücadelenin her tarz ve maharetini kullanma, ahlaka aykırı mütalaa edilmediğine göre daha kötü bir düşmana karşı, cemiyetin yapışım ve amme menfaatini bertaraf edenlere karşı aynı vasıtalara, nasıl olur da ahlaka aykırı ve müsaade edilemez denilebilir? Sağlam mantıklı herhangi bir dimağ için akla uygun müşavere ve münakaşalar yardımı ile kalabalık güruhları bir yöne sevk etmede herhangi bir başarı ümit etmek mümkün müdür ? O zaman akılsızca itiraz ve tekzipler de yapılabilir. Bu gibi itirazlar halk arasında daha çok taraftar bulursa muhakeme kuvveti su yüzüne çıkabilir mi?

Avam tabakasından olan ve olmayan insanlara sadece küçük ihtirasları, önemsiz kanaatları, adetleri, ananeleri, hissî naziriyeleri rehberlik ettiğinden parti anlaşmazlıklarına düşerler, hatta tamamı ile uygun müzakere temeline dayanan herhangi bir anlaşmaya engel olurlar. Bir kalabalık güruhunun her kararı, bir çoğunluk ihtimaline veya çoğunluğa dayanır. Onlar siyasî sırları bilmediklerinden bir kısım gülünç kararlar ortaya koyarlar ki bunlar idareye bir anarşi tohumu eker. Siyasetin ahlak ile ortak hiçbir yönü yoktur. Ahlaka uygun bir şekilde hüküm süren bir hükümdar mahir bir politikacı değildir ve bundan dolayı tahtında sağlam duramaz. Hükmetmek isteyen kimse hem kurnazlığa hem de yapmacıklığa baş vurmalıdır. Açık sözlülük ve dürüstlük gibi halk arasında meziyet sayılan vasıflar siyasette kusurdurlar. Çünkü bunlar en kuvvetli düşmandan daha tesirli olarak ve daha kesinlikle hükümdarları tahtlarından düşürürler. Bu gibi vasıflar Yahudi olmayanların krallıklarına ait olmalıdır. Fakat biz hiçbir surette o vasıfları rehber edinmemeliyiz.

Bizim hakkımız kuvvette yatar. Mücerret bir düşünce olan «hak» kelimesi hiç bir şey ile ispat edilemez. Bu kelimenin manası şundan başka bir şey değildir: İstediğimi bana ver ki onunla senden kuvvetli olduğuma dair delil sahibi olayım. Nerede hak başlar? Nerede sona erer ? Merkezî otoritenin zayıf olduğu, liberalizmin durmadan çoğalttığı hakların seli ortasında; kanunların ve hükümdarların şahsiyetlerini kaybetmiş oldukları herhangi bir devlette; kuvvetlinin hakkı ile hücum etmek ve mevcut bütün kaide ve düzeni darmadağın etmek, bütün müesseseleri yeniden kurmak, kuvvetlerinin hakkını kendi liberalizmleri içinde gönüllü olarak bırakıp bize terkedenlerin hükümdarı olmak için kendimde yeni bir hak buluyorum. Her çeşit iktidarın sallantı halinde olduğu şimdiki zamanda bizim iktidarımız diğer herhangi birinden daha yenilmez olacaktır. Çünkü o hiçbir kurnazlığın artık kendisinin temellerini çürütemeyeceği bir kuvvete sahip oluncaya kadar görünmez kalacaktır. Şimdi işlemek zorunda bırakıldığımız geçici kötülükten, sarsılmaz bir idarenin iyiliği meydana çıkacaktır.

Bu idare, liberalizmin nice indirdiği millî hayat mekanizmasının düzenli işleyişini geri getirecektir. Gaye, vasıtaları haklı kılar. Bu duruma göre planlarımızda, dikkatlerimizi iyi ve ahlakla uygun olandan ziyade lüzumlu ve faydalıya çevirelim. Önümüzdeki stratejik bir plandır. Birçok yüzyıllar boyu devam eden çabaların boşa gittiğini görmek riskine girmeden bu plandan sapamayız. Faaliyetin memnuniyet verici şekillerini üzerinde inceden inceye durarak meydana getirmek için avamın seviyesizliğini, gevşekliğini, sebatsızlığını, kendi hayat veya refahının şartlarını anlamak ve onlara uymaktaki kabiliyetsizliğini dikkat nazarına almak gereklidir. Bilinmelidir ki avamın kuvveti kör, hissiz ve akılsızdır. Daima herhangi bir taraftan gelen telkinlerin elinde kalır. Bir kör diğer bir köre onu uçuruma yuvarlamaksızın rehberlik edemez. Binaenaleyh büyük bir zeka sahibi olsalar bile avamın fertleri ve halk arasından çıkan sonradan görme kimseler henüz siyasetten anlamadıklarından bütün milleti mahva götürmeksizin kitlenin liderleri olarak ileri çıkamazlar. Ancak çocukluğundan beri müstakil olarak hükmetmek için eğitilmiş bir kimse siyaset alfabesi ile tertip edilebilen kelimelerin manasını anlayabilir. Kendi haline, yani aralarından çıkan sonradan görme kimselere bırakılan halk, iktidar ve itibar elde etmeğe çalışmanın tahrik ettiği parti çekişmeleri ve bundan doğan karışıklıklarla kendisini mahva götürür. Halk kitlelerinin sükunetle ve küçük kıskançlıklardan arî olarak karar vermesi ve şahsî menfaatlari ile karıştırmadan memleket işleri ile uğraşabilmesi mümkün müdür? Bunlar haricî bir düşmandan kendilerim koruyabilirler mi? Bu düşünülemez. Çünkü halk kitlesindeki kafa sayısınca parçalanmış bir plan bütün birliğini kaybeder, bu suretle anlaşılmaz olur ve tatbiki imkansız hale gelir. Ancak müstebid bir hükümdar ile bu planlar geniş ve açık bir şekilde, üzerinde dikkatle durularak hazırlanabilir ve devlet mekanizmasının parçaları arasına uygun şekilde dağıtılabilir.

Bundan çıkan zarurî sonuç şudur ki, herhangi bir memleket için tatmin edici, hükümet şekli birdir. O da sorumlu bir şahsın ellerinde toplanmasıdır. Kesin bir istibdat olmaksızın medeniyet mevcut olamaz. Medeniyet, kitleler tarafından değil onların yöneticisi tarafından devam ettirilebilir. Avam vahşîdir ve vahşetini her fırsatta gösterir. Avam, hürriyeti ellerine aldığı an o hürriyet çabucak vahşetin en yüksek derecesi olan anarşiye dönüşür. Hürriyetin kendilerine çok miktarda içki kullanma hakkı verdiği, içki ile düşünce kabiliyetini kaybetmiş, alkollenmiş hayvanlara bakın. Bu bizim için değildir ve bu yol bizim yürüyeceğimiz yol değildir. Yahudi olmayan halk, alkollü içkilerle düşünce kabiliyetlerim kaybetmişlerdir. Onların gençliği klasisizm ve ilk çağ ahlaksızlığı ile ve içlerine soktuğumuz özel ajanlarımız, öğretmenler, hizmetçiler, zenginlerin evlerinde mürebbiyeler, katipler vasıtası ile ve Yahudi olmayanların sık sık gittikleri sefahat yerlerindeki kadınlarımız vasıtası ile zehirlenerek ahmak bir şekilde yetiştirilmişlerdir. Bu sonuncular arasına kötü yol ve lüks içindeki kimseleri gönüllü olarak takip eden ve kendilerine sosyete kadını denilen kimseleri de dahil edeceğim.

Parolamız kuvvet ve yapmacıktır. Siyasette sadece kuvvet, bilhassa devlet adamlarına çok lüzumlu olan kabiliyetler içinde gizlenmiş kuvvet galip gelir. Taçlarının bir kısım yeni kuvvetlerin ajanlarının ayaklarına düşmesini istemeyen hükümetler için şiddet bir prensip, ve desise ile yapmacık usul olmalıdır. Bu kötülük, sonunda iyiliği elde etmek için tek ve yegane vasıtadır. Bundan dolayı gayemizi elde etmeğe hizmet edecekleri zaman rüşvetçilik, düzenbazlık ve hıyanet hususularında duraklamamalıyız. Siyaset yolu ile başkalarının mülkünü tereddütsüz olarak nasıl ele geçireceğimizi bilmeliyiz. Bu yolla başkalarına boyun eğdirmeyi ve hükümdarlığımızı temin edebiliriz. Bizim devletimiz, bu sessiz işgal yolunda ilerlerken körü körüne itaat meydana getirmek için lüzumlu olan dehşet havasım sürdürmek hususunda harp korkusunun yerine daha az farkedilebilen fakat daha tatmin edici olan ölüm cezasını koymak hakkına sahip bulunmaktadır.

Adil fakat merhametsiz şiddet, devlet kuvvetinin en büyük amilidir. Sadece menfaatimiz için değil aynı zamanda vazifemiz icabı olarak ve zaferimiz için şiddet ve yapmacık programı devam ettirmeliyiz. Hesaba dayanan bu doktrin kesinlikle kullanılan vasıtalar kadar kuvvvetlidir. Bundan dolayı o vasıtalar ile olduğu kadar şiddet doktrini ile de zafer kazanacağız ve bütün hükümetleri bizim hükümetimizin tebası haline getireceğiz. Bütün itaatsizliklerin ortadan kalkması için bizim merhametsiz olduğumuzu bilmek onlara yetecektir.

Çok eski zamanlarda «hürriyet, eşitlik, kardeşlik» kelimelerini halk kitleleri arasında ilk defa biz bağırdık. O günlerden beri her taraftan gelip bu oltaya takılan budala papağanlar tarafından bu kelimeler çok defalar tekrar edildi. Bunlarla, evvelce avamın baskısına karşı çok güzel muhafaza edilen dünyanın refahı ve ferdin hakiki hürriyeti giderildi. Yahudi olmayanların sözde zeki insanları, ilim sahipleri, bu mücerret kelimelerin hakiki manalarım anlayamadılar. Bunların manalarının ve karşılıklı münasebetlerinin çelişmesine dikkat etmelidir. Görmediler ki mahlukat arasında eşitlik yoktur ve hürriyet olamaz. Yaratılıştan akıl, seciye ve kabiliyetler eşit değildir. Düşünmediler ki avam tabakası kördür. Onların arasından seçilip yönetimi üzerlerine alan sonradan görmeler de siyaset mevzusunda avam tabakasının kendisi gibi kördürler. Yetişmiş bir kimse bir budala da olsa yine hükmedebilir. Halbuki yetişmemiş kimse çok zeki de olsa siyasetten bir şey anlamaz. Bütün bu hususlara Yahudi olmayanlar dikkat atfetmedi. Oysa ki her zaman hanedan hükümdarlıkları bu fikirlere dayanmıştır. Çünkü baba, siyasi işlere dair bilgileri oğluna naklederdi. Bu suretle bunları hanedan ailesinden başka kimse bilmez ve kimse onları yönetilenlere ifşa edemezdi. Zaman geçtikçe siyasi işlerin gerçek pozisyonu olan hanedan içindeki intikal, manasını kaybetti ve bu durum davamızın başarısına yardımcı oldu.

Dünyanın her köşesinde «hürriyet, eşitlik, kardeşlik» kelimeleri şuursuz ajanlarımız sayesinde, bizim sancağımız coşkunluğu taşıyan çok sayıda kimseleri saflarımıza soktu. Bu kelimeler daima Yahudi olmayanların refahını kemiren, her tarafta sulhu, sükuneti, dayanışmayı, yok eden, Yahudi olmayan devletlerin bütün müesseselerini tahrip eden mahvedici kurtçuklar oldular. İlerde göreceğiniz gibi bu durum bize zaferimiz için yardım etmektedir. Bu, diğer şeyler meyanında en kuvvetli imkanı, yani imtiyazları yıkma, başka bir ifade ile Yahudi olmayanların aristokrasisini tüm mevcudiyetini yok etme imkanım elimize geçirmeğe bizi muktedir kıldı. Bu sınıf, halkların ve memleketlerin bize karşı sahip oldukları yegane müdafaa vasıtası idi.

Yahudi olmayanların tabii ve soya dayanan aristokrasisinin yıkıntıları üstünde biz para aristokrasisinin önderliğinde bizim tahsil görmüş tabakamızın aristokrasisini kurduk. Bize bağlı olan serveti ve bizim Siyon Liderlerimizin tertip ettiği tahrik kuvveti olan bilgiyi bu aristokrasinin şartları olarak tesis ettik.

İhtiyacımız olan İnsanlarla münasebetlerimizde daima beşer düşüncesinin en hassas duyguları, para hesabı, tamah ve ihsanın maddi ihtiyaçları hususundaki açgözlülük üzerinde istemek suretiyle zaferimiz kolaylaştırılmış bulunmaktadır. Bu beşeri zafiyetlerin her biri tek başına ele alınınca şahsi teşebbüsü felce uğratmaya yeterlidir. Çünkü insanların temayüllerine göre istedikleri verilerek faaliyetleri satın alınmıştır. Hürriyetin mücerretliği, her memlekette avamı; hükümetlerin, memleketin sahipleri olan halkın kahyası olmaktan başka bir şey olmadıkları ve kahyanın ise eskimiş bir eldiven gibi değiştirilebileceği fikrine inandırmağa bizi muktedir kıldı. Halk temsilcilerinin bu değiştirilme imkanı, onları bizim emrimize tabi hale getirdi ve böylece bize onları tayin etme kuvveti verdi.


PROTOKOL 2


Gayelerimize erişebilmek için harplerin mümkün olduğu kadar arazi kazançları ile neticelenmemesi zorunludur. Böylece harpler ekonomik alana kaydıralacaktır. Bu alanda milletler, verdiğimiz yardımda üstünlüğümüzün kuvvetini sezmekte gecikmeyeceklerdir. Bu durum her iki tarafı bizim beynelmilel ajan kadromuzun merhametine terk edecektir. Bu kadromuz milyonlarca göze sahip olup devamlı olarak gözetleme halindedir ve hiçbir tahdit onları engellememiştir. Sonra bizim beynelmilel hukukumuz, milli hukuku ortadan kaldıracak ve devletin medeni kanunları, tebası arasındaki münasebetleri nasıl idare ediyorsa milletleri öyle idare edecektir.

Halkın içinde kabiliyetleri ve kölece itaatlerine göre titiz bir dikkatle saçeceğimiz idareciler, idare etme sanatında eğitim görmemiş kimselerden olacak ve bundan dolayı kendilerinin müşavirleri ve uzmanları olan ve çocukluklarından beri bütün dünya işlerini idare etmek için yetiştirilen bilgi ve zeka canibi kimselerin ellerinde oyuncak olacaklardır. İyice bildiğiniz gibi bizim bu uzmanlarımız idare hususunda ihtiyaç duydukları malumatı bizim Siyasî planlanmızdan, tarih derslerinden ve her an geçen hadiselerin müşahadcisinden çıkarmışlardır. Yahudi olmayanlar peşin hükümsüz tarih müşahadelerinin tatbikatı ile yönetilemezler. Onlar neticelerden tenkidi bir görüş çıkarmayan nazari usule alışıktırlar. Bundan dolayı bizim onları hesaba katmaya ihtiyacımız yoktur. Bırakın onları vakti gelinceye kadar kendilerini eğlendirsinler veya girişken mazilerinin yeni şekillerinin ümidi içinde ve zevklerinin hayalleri ile yaşasınlar. Bırakın; bizim onları ilmin emirleri diye kandırdığımız oyunların baş rolünü oynasınlar. Bu maksatla devamlı olarak basınımız vasıta ile bu nazariyelere körü körüne itimat uyandırıyoruz. Yahudi olmayanların bilim adamları bilgileri ile böbürlenecek ve ilimden elde edeceği bütün malumatı makul bir şekilde doğruluğunu ispat etmeden tatbik mevkiine koyacaktır. Halbuki bizim uzman ajan kadromuz onların kafalarım bizim arzu ettiğimiz istikamette eğitmek için bunları kurnazlıkla tertip etmişlerdir. Bir an bile bu ifadelerimizi boş sözler sanmayın. Bizim tertip ettiğimiz Darvinizm, Marxizm, Nietzcheizmin başarılarını dikkatle düşünün. Biz Yahudiler için bu direktiflerin Yahudi olmayanların fikirleri üzerinde nasıl bir bölücü etki yaptığını görmek herhalde zor olmayacak.

Siyasette ve idari işleri yönetmekte hata yapmaktan kaçınmak için milletlerin düşüncelerim, seciyelerini ve temayüllerini hesaba katmak bizim için zaruridir. Siyasetimizin zafer ve onun meydana getirdiği mekanizmanın işleyişi, karşılaştığımız halkların mizacına göre değişmelidir. Onun tatbikatı şimdiki zamanın ışığında geçmişten alınan derslerin hülasalarına dayanmadıkça temin edilmeyecektir. Bu günün devletlerinin elinde büyük bir kuvvet vardır ki halkın içinde düşünce hareketleri meydana getirir. Bu, basındır. Basının rolü devamlı olarak ihtiyaçları zaruri imiş gibi göstermek, halkın şikayetlerim ifade etmek ve hoşnutsuzluk meydana getirmektir. İfade hürriyetinin zaferi basında mücessem hale gelir. Fakat Yahudi olmayan devletler bu kuvvetin nasıl kullanılacağım bilmediler ve o kuvvet bizim ellerimize geçti. Basın vasıtası ile kendimiz gölgede kalarak tesir yapmak gücünü kazandık.

Her ne kadar kan ve göz yaşı deryaları içinde toplanmağa mecbur olmuş isek de basın sayesinde altını elimize geçirdik. Gerçi halkımızın içinden birçoğunu feda ettik, fakat altın elimize geçti. Safımızdan feda edilen her şahıs tanrı nazarında bin Yahudi olmayan şahsa bedeldir.


PROTOKOL 3


Bugün size söyleyebilirim ki hedefimiz şimdi bize sadece birkaç adım uzaklıktadır. Uzun yolun yürünecek ancak ufak bir kısmı kaldı. Kendisi ile halkımızı temsil ettiğimiz sembolik yılanın, önünde yürüdüğümüz çemberi kapanacaktır. Bu halka kapanınca bütün Avrupa devletleri kuvvetli bir mengene içinde onun büklümlerine kilitlenecektir. Bu günlerin anayasal terazileri kısa zamanda kırılacaktır. Çünkü üzerinde döndüğü ekseni aşınıncaya kadar durmadan sarsılsın diye biz onu dengesiz kurduk. Yahudi olmayanlar o eksene yeterli derecede sağlam kaynak yaptıklarını zannediyorlar ve o terazilerin dengeye geleceğini umuyorlardı. Fakat eksenler —tahtlarındaki krallar— kontrolsüz ve sorumsuz yetkileri ile şaşkına dönmüş olan ve budalaca hareket eden temsilcileri tarafından kuşatılmışlardı. Bunlar bu yetkileri saraylarda teneffüs edilen dehşet havasına borçluydular. Bu şahıslar halkları ile teması kesince tahtlarındaki krallar iktidara göz diken kimselere karşı artık halk ile anlaşıp kendilerini kuvvetlendirmeye muktedir olamıyorlardı.

Biz, uzak görüşlü hükümdar iktidarı ile halkın kör kuvveti arasında her iki taraf da manasını kaybetsin diye bir uçurum meydana getirdik. Bir kör ile değneği gibi ki, ikisi de birbirinden ayrı olunca kuvvetsizdir. İktidar peşinde koşanlar iktidarı kötüye kullanmaya tahrik etmek için, bütün kuvvetlerin liberal temayüllerin bağımsızlığa doğru yönelterek onların hepsini birbirine muhalif hale getirdik. Bu maksatla her çeşit teşebbüsü teşvik ettik, bütün partileri silahlandırdık, iktidar mevkiini her ihtiras için hedef haline getirdik. Devletleri karışık bir yayın kalabalığının çarpıştığı gladyatör arenaları haline getirdik. Kısa bir zaman sonra karışıklıklar ve iflaslar bütün dünyayı kaplayacaktır. Çok konuşan gevezeler parlamento oturumlarını ve yönetimle ilgili toplantıları konuşma müsabakası haline çevirmektedir. Atılgan gazeteciler ve vicdansız yazarlar her gün idareci memurlara saldırıyorlar. Cılgına dönmüş avamın yumrukları altında her şey havaya uçuşurken iktidarın suistimali, bütün müesseseleri kendilerini devirmeğe hazırlayan son manivela olacaktır.

Bütün halk fakirlik sebebi ile ağır çalışma mecburiyetine zincirlenmiştir. Bu, onların evvelce vurulduğu kölelik ve toprağa bağlı kölelik zincirlerden daha kuvvetlidir. Onlar bu zincirlerden kendilerini herhangi bir yolla kurtarabilirlerdi. Fakat yoksulluktan asla kurtulamayacaklardır. Biz anayasa kitleler için hayali ve gerçek dışı gözüken bir kısım haklar dahil ettirdik. Halkın hakları ismi de, verilen bu hakların hepsi, yalnız bir fikir halinde mevcut olabilir ve fiili hayatta asla gerçekleştirilemez. Proleterya bizim emrettiğimiz yönde ve bizim iktidar mevkiine yerleştirdiğimiz ajan kadromuzun hizmetinde bulunan kimseler lehinde rey kullanmalarının karşılığı olarak acıyıp soframızdan kendilerine fırlattığımız ekmek kırıntılarından başka anayasadan bir menfaat elde etmediğine göre, konuşmacıların gevezelik yapma hakkı elde etmeleri, gazetecilerin güzel yazılar yanında saçma şeyler yazma hakkına sahip olmaları, ağır yükünün altında beli ikiye bükülmüş proleter işçi için ne ifade eder? Cumhuriyete ait haklar, fakir bir insan için acı bir istihzadan başka bir şey değildir. Çünkü bir taraftan hemen hemen her gün çalışmaya mecbur olması sebebiyle o hakları kullanmaya muktedir değildir. Diğer taraftan o haklar kendisini yoldaşlarının grevlerine ve işverenlerin lokavtlarına bağlı hale getirdiğinden muntazam ve muayyen gelirinin bütün teminatından mahrum etmektedir.

Bizim rehberliğimiz altında halk, aristokrasiyi yok etti. O aristokrasi ki; kendisinin tek ve yegane müdafaa vasıtası ve halkın refahına bağlı ve ondan ayrılması imkansız menfaatleri sebebiyle de kendilerini besleyen bir anne idi. Şimdi aristokrasinin yıkılması sebebiyle halk, para öğüten merhametsiz alçakların pençesine düştü. Bunlar işçilerin boyunlarına acımasız ve zalim bir boyunduruk vurdular. Biz işçileri bu baskıdan kurtaracak kimseler olduğumuzu ileri sürerek sahnede görüneceğiz ve bizim savaşan kuvvetlerimiz olan Sosyalistlerin, Anarşistlerin ve Komünistlerin saflarına girmelerini onlara telkin edeceğiz.

Bu savaşan kuvvetlerimizi biz; sosyal masonluğumuzun sözde bütün beşeriyetin dayanışması ve kardeşçe idaresi gereğince daima destekledik. İşçilerin örneğinden kanunen faydalanmakta olan aristokrasi; işçilerin iyi beslenmeleri, sıhhatli ve kuvvetli olmaları ile alakalanırdı. Biz ise tam aksine Yahudi olmayanların öldürtülerek azalmalarından menfaat bekliyoruz. Bizim kuvvetimiz devamlı yiyecek kıtlığı ve işçinin beden zayıflığında gizlidir. Çünkü bütün bunlar onun bizim arzularımızın kölesi olmasına delalet eder. O kendi yetkileri içinde bizim arzularımıza karşı koyma kuvvet ve enerjisini bulamayacaktır. Kralların kanuni otoritesinin aristokrasiye verdiği işçiyi idare hakkını, açlık daha sağlam bir şekilde bize verir. Biz avam tabakasını açlığın doğurduğu sıkıntı, haset ve kin ile harekete geçirecek ve yolumuzun üzerinde bizi engelleyen ne varsa onların elleri ile silip yok edeceğiz. Bütün dünyaya hükmedecek olan hükümdarımızın taç giymesi vakti gelince, aynı eller ona engel olabilecek her şeyi ortadan kaldıracaklardır.

Yahudi olmayanlar bizim uzmanlarımızın telkinleri ile harekete geçirilmeksizin düşünme alışkanlığını kaybetmişlerdir. Bundan dolayı bizim krallığımız kurulunca derhal yapacağımız bir işi yapmanın, acil lüzumunu görmüyorlar. Bu iş, bilginin basit ve gerçek bir bölümü ve bütün bilgilerin temeli olan insan hayatinin ve onun sosyal varlığının yapısının gerektirdiği iş bölümünü ve netice olarak insanların sınıf ve şartlar içinde ayrılmaları hususundaki bilgileri okullarda öğretmektedir. Herkesin bilmesi gerekir ki insanların çalışma mevzularındaki farklılık sebebiyle herhangi bir eşitlik mevcut olamaz. Bir kimsenin kendini lekeleyen bir hareketi ile bütün bir sınıf kanun önünde eşit olarak sorumlu tutulamaz. O şahısla beraber hiçbir kimsenin değil, yalnız o şahsın kendi şerefi lekelenmiştir.

Sırlar içinde olan ve Yahudi olmayanların öğrenmesine imkan vermediğimiz cemiyet kuruluşunun gerçek ilmi herkese gösterecektir ki mevki ve iş, muayyen bir çevre içinde muhafaza edilmelidir. Şöyle ki, fertlerin bir eğitimden geçmiş olmaları sebebiyle kendilerine uygun olmayan bir işi yapmaya davet edilmeleri yüzünden insanların ıztırap kaynağı olmasınlar. Bu ilmin tamamen okunmasından sonra halk gönüllü olarak iktidara itaat edecek ve devlette kendilerine tahsis edilen mevkii kabul edecektir.

Bilimin bizim geliştirdiğimiz bugünkü durum ve istikametinde halkı yanlış yola sevketme kastı ile hareket edilmesi ve halkın kendisinin cehaleti sayesinde onlar basılı şeylere körü körüne inanır, bağrına basar. Bir kör kendisinden üstün saydığı her duruma kin duyar. Çünkü sınıf ve durumun manalarınınn idrakine sahip değildir. Ticari mübadeleler üzerindeki muameleleri durduracak ve sanayiyi felce uğratacak olan ekonomik krizleri tesiri bu kini daha fazla artıracaktır.

Bizce bilinmekte olan bütün gizli yeraltı metodları ile ve tamamı ile elimizde olan altının yardımı ile bütün Dünyada ekonomik krizler meydana getirecek, bu krizler vasıtasıyla Avrupa’daki bütün memleketlerde bütün işçi güruhunu aynı anda sokaklara fırlatacağız. Bu güruh; cehaletlerinin basitliği içinde zevkle dökülecekler ve beşikte bulundukları günlerden beri haset ettikleri malları o zaman yağma etme imkanı bulacaklardır. Bizimkilere dokunamayacaklardır. Çünkü saldırı anı bizce bilinecek ve biz kendimizinkileri muhafaza etmek için tedbirler alacağız.

Göstermiş bulunmaktayız ki, hadiselerin gelişmesi bütün Yahudi olmayanları idrakin hakimiyetine sokacaktır. Bizim istibdatımız kesin olacaktır. Çünkü o, bütün kargaşalıkları tedbirli bir şiddetle yatıştırmayı ve bütün müesseselerde liberalizmi yakıp kül etmeği bilecektir. Halk kendisine hürriyet adı altında her türlü müsaade ve müsamahada bulunulduğunu görünce kendisini hükümdar tahayyül ederek yolunun üzerindeki iktidara saldırdı. Fakat tabii diğer bütün körler gibi birçok engellere rastladı. Bir kılavuz arama telaşına kapıldı. Eski durumuna dönme idrakine asla sahip olmadı ve bütün iktidarını bizim ayaklarımızın altına attı. Bizim «büyük» ismini verdiğimiz Fransız ihtilalini hatırlayın. Onun hazırlanmasındaki sırlar bizce gayet iyi bilinmektedir. Çünkü o tamamen bizim ellerimizin eseridir. O vakitten beri daima Dünya için hazırladığımız Siyon kanından müstebid kral lehinde, en sonunda bizden bile dönmeleri için halkı bir hareketten diğerine sevkediyoruz.

Bu gün biz enternasyonal bir güç olarak yenilmez bir durumdayız. Çünkü herhangi bir devletin hücumuna uğrarsak diğer devletler tarafından destekleniriz. Yahudi olmayan halkların; kuvvet karşısında yaltakçılık ettikleri halde zayıfların karşısında merhametsiz olmak, hatalardan kaçınmaz ve cürümlere karşı müsamahakar, hür sosyal sistemin muhaliflerine tahammül etmeğe isteksiz oldukları halde cesur bir istibdatın şiddeti altında din uğrunda ölen kimse kadar sabırlı olmak gibi hususlarda derin alçaklık içinde bulunanları bize bağımsızlık için yardım eden vasıflardır.

Bugünün başbakan diktatörlerine sabırla katlanan ve onların suistimallerine tahammül eden Yahudi olmayan haklar, bunların en az bir kısmı için yirmi kralın kafasını uçururlardı. Halk kitlelerinin bu mantıksız, birbirini tutmaz hali, aynı mahiyette görünen olaylar karşısındaki tutumu nasıl izah edilebilir? Bu, diktatörlerin kendi ajanları vasıtası ile halkların kulağına bu suistimaller ile devlete verecekleri zararın halkların refahı, onların hepsinin enternasyonal kardeşliği, onların dayanışması ve haklarının eşitliği gibi yüksek bir gaye ile olduğunu söylemeleri vakıası ile izah edilebilir. Tabii onlar bu birleşmenin sadece bizim hakimiyetimizde ki idare altında başarılması gerektiğini söylemezler. Böylece halk dürüst kimseleri mahkum eder ve suçlu kimseleri suçsuz çıkarır, her ne isterse yapabileceğine gittikçe daha çok inanır. Bu durum sayesinde halk her türlü muvazeneyi yok eder ve her adımda karışıklık meydana getirir. Hürriyet kelimesi insan topluluklarını her kuvvete, her çeşit otoriteye, hatta tanrıya ve yaratılış kanunlarına karşı savaşa sevk eder. Bunun içindir ki biz krallığımızı kurduğumuz zaman, zalim bir prensip ifade eden ve kitleleri kana susamış hayvanlar hailine getiren bu kelimeyi hayat lugatından silmeğe mecbur olacağız. Gerçekten bu hayvanlar her zaman kan içip doyduklarında yeniden uykuya dalarlar ve o zamanlarda zincirlerine kolaylıkla vurulabilirler. Fakat onlara kan verilmezse uyumazlar ve mücadeleye devam ederler.


PROTOKOL 4


Her cumhuriyet bir takım safhalardan geçer. Bunların birincisi, oraya buraya atılan kol avamın ilk günlerdeki çılgınca öfkesini ihtiva eder. İkincisi, demagoji safhasıdır ki, bundan anarşi doğar ve bu da kaçınılmaz olarak istibdata götürür. Artık kanuni ve açıktan açığa ve bundan dolayı mesuliyete haiz bir istibdat değil, fakat görünmeyen ve esrarlı bir şekilde gizlenmiş, bununla beraber bir gizli teşkilatın ellerinde olduğu hissedilen bir istibdat. Bunun hareketleri bir paravana gerisinde ve her çeşit ajanın arkasında çalıştığı nispette vicdansızca olur. O ajanları değiştirmek sadece zararsız değil, fakat devamlı değiştirme sayesinde uzun müddetli hizmetlerin mükafatlandırılması için kaynakların harcanmasını önlediğinden gizli kuvvete gerçekten yardımcıdır da.

Görünmeyen bir kuvveti kim ve ne gibi bir durumda devirebilir? Bizim kuvvetimiz tamamen böyle bir kuvvettir. Yahudi olmayanların masonluğu, bir paravana olarak bize ve amaçlarımıza körü körüne hizmet eder. Fakat kuvvetimizin hareket planı, hatta onun tam hedefi bütün halk için bilinmeyen bir sır olarak duruyor. Hürriyet de; tanrıya iman ve insanların kardeşliği temeline dayansa, yaratılışın insanları, derecelere ayıran kesin kanunları tarafından reddedilen eşitlik telakkisine bağlanmasa, zararsız olarak ve halkın refahım bozmaksızın devlet ekonomisindeki yerini alabilirdi. Böyle bir imanla bir halk toplumu dini idare mıntıkalarının vesayeti altında idare edilebilir ve tanrının yeryüzünde tertip ettiği nizama itaat ederek manevi çabanın rehberlik eden eli altında rahat ve saygılı bir şekilde yürürdü.

Bu sebepledir ki bütün imanların el altından mahvına çalışmak, Yahudi olmayanların kafalarından tanrı ve maneviyat düşüncelerini koparmak ve onların yerine aritmetik hesaplar ve maddi ihtiyaçları yerleştirmek bizim için zaruridir. Yahudi olmayanlara düşünme ve farkına varma hususunda vakit bırakmamak için onların aklı sanayi ve ticarete çevirmelidir. Böylece bütün milletler kar peşinde ve yarışında bütün bütün yutulacaklar ve müşterek düşmanlarım farketmeyeceklerdir.

Fakat yine de hürriyetin Yahudi olmayanların toplumlarım parçalayıp yıkması için sanayiyi spekülatif temele oturtmalıyız. Netice olarak sanayi ile topraktan ne çıkarılmış ise onların ellerinden kayarak spekülasyona yani bizim sınıflarımıza geçecektir. Üstün gelmek için yapılan şiddetli mücadele ve ekonomik hayata yayılacak sarsıntılar hareketli, soğuk ve merhametsiz toplumlar meydana getirecektir ve şimdiden getirilmiştir de. Bu toplumlar yüksek siyasete ve dine karşı kuvvetli bir nefret besleyeceklerdir. Onların yegane kılavuzu kar yani altındır. Onunla elde edecekleri maddi zevklerden dolayı ona tapacaklardır. Sonra vakti gelince Yahudi olmayanların aşağı tabakaları, iyiyi elde etmek için değil, hatta servet kazanmak için değil, fakat sadece imtiyazlılara karşı kinlerinden dolayı, bizim iktidar rakiplerimiz olan Yahudi olmayanların alimlerine karşı bizi takip edeceklerdir.


PROTOKOL 5


Bozulmanın her yere girdiği, zenginlerin sadece yarı dolandırıcılık düzenlerinin becerikli sürpriz taktikleri ile kazanç sağladıkları, gevşekliğin hüküm sürdüğü, ahlakın gönüllü olarak kabul edilen prensiplerle değil cezai tedbirler ve sert kanunlarla muhafaza edildiği, iman ve memlekete dair duyguların kozmopolit inançlarla silindiği toplumlara ne şekilde bir idare tarzı verilebilir? Bu toplumlara biraz sonra anlatacağım istibdattan başka ne şekilde bir idare verilebilir? Biz cemiyetin bütün güçlerini ellerimize alabilmek için sıkı şekilde merkezleştirilmiş bir hükümet meydana getireceğiz. Tebamızın siyasi hayatının bütün faaliyetlerini yeni kanunlarla mekanik bir tarzda düzenleyeceğiz. Bu kanunlar Yahudi olmayanlar tarafından tanınmış olan bütün müsamaha ve hürriyetleri birer birer geri alacak ve bizim krallığımız herhangi bir anda ve her yerde bize söz ile veya fiilen karşı gelecek olan herhangi bir Yahudi olmayan şahsı yok edecek derecede muhteşem bir istibdat ile temayüz edecektir.

Benim söylediğim şekilde bir istibdatın bu günkü gelişme durumu ile bağdaşamayacağı bize söylenecektir. Fakat ben size bunun olacağını ispat edeceğim. Halk, tahtlarında oturan krallara tanrının iradesinin izharı olarak baktığı zamanlarda kralların müstebit iktidarına mırıldanmadan itaat ederlerdi. Fakat biz onların kafalarına kendi hakları mevzusunda telakkiler ima ettiğimiz günden beri tahtların sahiplerini alelade şahıslar gibi görmeğe başladılar. Biz onları tanrıya imanlarından da uzaklaştırdık. O zaman iktidarın kuvveti halkın sahip olduğu sokaklara fırlatıldı ve bizim tarafımızdan ele geçirildi. Bundan başka kurnazca dalavereler ile ortaya konan teori ve sözler vasıtası ile, genel hayatın düzenleriyle ve her çeşit diğer desiseler ile kitleleri ve fertleri yönetmek sanatı gibi bizim idareci beynimizin uzmanlarına ait olan hususlarda Yahudi olmayanlar bir şey anlamazlar. Analiz ve müşahedeler, küçük çıkarlar üzerinde hassasiyetle durma gibi maharetlerde bizim rakibimiz yoktur. Siyasi faaliyet planları çizmede ve dayanışmada bizimkinden fazlası mevcut değildir. Bu hususta yalnız Cizvitler bizimle mukayese edilebilir. Fakat biz kendi gizli teşkilatımızı daima gölgede tutarak, onları açık bir teşkilat olmaları sebebiyle düşüncesiz avamın gözünden düşürmek yolunu bulduk. Bununla beraber muhtemelen dünya için kendi hükümdarı kim olsa aynıdır. Katoliklerin başı da olsa bizim Siyon kanından müstebidimiz de olsa. Fakat biz seçilmiş kavme bunu bir kayıtsızlık mevzusu yapmak çok uzaktır.

Bir zaman için dünyadaki bütün Yahudi olmayanların bir koalisyonu bizimle belki başarılı bir şekilde mücadele edebilirdi. Fakat onların aralarında mevcut ve kökleri şimdi asla koparılıp çıkarılmayacak derecede derine atılmış olan anlaşmazlıklar sebebiyle bu tehlikeye karşı emniyette bulunmaktayız. Biz, Yahudi olmayanların şahsi ve kavmi hesaplarını, son yirmi yüzyıl boyunca besleyip çok geliştirdiğimiz dini ve ırki kinlerini birbirlerinin karşısına çıkardık. Bu sebepledir ki bize karşı kolunu kaldıran herhangi bir yerdeki bir devlet destek görmeyecektir. Onların her biri hatıralarında tutmalıdır ki bize karşı herhangi bir anlaşma kendisi için faydasız olacaktır. Biz çok kuvvetliyiz. Bizim kuvvetimizden kurtuluş yoktur. İçinde bizim esrarlı elimiz bulunmadıkça milletler önemsiz bir hususi anlaşma bile yapamazlar. Bizzat tanrı tarafından bütün dünyanın idaresi için bizim seçildiğimizi peygamberler söylemiştir.

Tanrı bizi bu vazifeyi görebilecek bir zeka ile teçhiz etti. Hasım tarafta bir zeka olsaydı bize karşı hala mücadele edebilirdi. Fakat öyle olsa da yeni gelen bir kimse eskiden beri yerleşmiş olan bir kimse ile denk olamaz. Bu sebeple aramızdaki mücadele, dünyanın bu güne kadar asla görmediği şekilde merhametsiz olacaktı. Evet onların zekası çok geç yetişmiş olacaktı. Bütün devlet mekanizmalarının tekerlekleri bir motor kuvveti ile hareket ettirilir ki o bizim ellerimizdedir. Devlet mekanizmalarının bu motoru altındır. Sion liderlerimiz tarafından icat edilen politik ekonomi ilmi uzun zamandan beri sermayeye şahane nüfuzunu vermiş bulunmaktadır. Sermayenin engelsiz olarak işletilmesi için o, sanayi ve ticarette inhisar tesis etmek hususunda, hür olmalıdır. Bu, şimdiden görünmez bir el tarafından dünyanın her tarafında icra safhasına konulmaktadır. Bu hürriyet, sanayi ile meşgul olanlara siyasi bir kuvvet verecek, bu da halka baskı yapmağa yardımcı olacaktır.

Bu günlerde halkları silahsızlandırmak onları harbe sevketmekten, alevler içinde yanan ihtirasları bizim menfaatimize kullanmak onların ateşini söndürmekten ve başkalarının fikirlerini alıp onların manalarım bize uygun şekilde değiştirmek onları kökünden kazımaktan daha ehemmiyetlidir. Yöneticiliğimizin en mühim amacı şu hususları ihtiva eder:

Halkın zihnini tenkit ile bozmak, onu mukavemet uyandıran ciddi düşüncelerden uzaklaştırmak, zihni kuvvetleri boş nutukların sahte savaşı ile meşgul etmek. Her çağda dünya halkları da fertler gibi sözleri iş şeklinde kabul etmişlerdir. Çünkü onlar genel arenadaki gösteri ile tatmin olurlar ve vaatleri icraatın takip edip etmediğine nadiren dikkat ederler. Bundan dolayı biz halka söz İle hitap edilecek müesseseler kuracağız ve bu müesseseler gelişmeye olan faydalarının beliğ delilini vereceklerdir. Her yöndeki bütün partilerin serbest dış görünüşlerini zahiren kabulleneceğiz ve bu dış görünüşlere nutuklarda ses vereceğiz. Nutuk veren kimseler o kadar konuşacaklar ki dinleyicilerin sabrım tüketecek ve nutka karşı bir nefret hasıl edeceklerdir. Kamuoyunu avucumuzun içine almak gayesiyle her taraftan birbirlerine zıt fikirleri netice çıkamayacak şekilde karşı karşıva getirerek, bu karışıklık içinde Yahudi olmayanların başlarının dönmesi ve her çeşit siyasi mevzularda hiç bir fikir sahibi olmamanın en iyi hal olduğu kanaatine varmaları için, yeterli bir zaman boyunca çalışarak onları şaşkın hale getirmeliyiz. Halkın siyasi mevzuları anlamaması gerekmektedir. Çünkü o mevzular yalnız halkı idare edenler tarafından anlaşılır. İşte bu birinci sırdır. Hükümetimizin başarısı için zaruri olan ikinci sır aşağıdaki hususları ihtiva eder:

Milli başarısızlıkları, ihtirasları ve medeni hayat şartlarını çoğaltmak. Böylece keşmekeş doğuran bir durum içinde bir kimsenin nerede bulunduğunu bilmesi imkansız olacak ve neticede halk birbirlerini anlamaz duruma gelecektir. Bu tedbir başka bir yoldan da bize hizmet eder. Şöyle ki, bütün partilerin arasına anlaşmazlık eker, hala bize boyun eğmek istemeyen bütün toplu güçleri yerinden çıkarır ve işimize herhangi bir derecede engel olabilecek herhangi bir şahsi teşebbüsün cesaretini kırar. Bize karşı şahsı teşebbüsten daha tehlikeli bir şey yoktur. Eğer o, arkasında bir dahiye sahipse böyle bir şahsi teşebbüs oralarına anlaşmazlık ektiğimiz, milyonlarca kişinin yapabileceğinden fazla şey yapar. Biz, Yahudi olmayan cemiyetlerin eğitimini o şekilde yönetmeliyiz ki her ne zaman şahsi teşebbüs isteyen bir mevzu ile karşılaşsalar meyus bir acz içinde elleri böğürlerinde kalsın.

Çalışma hürriyetinin neticesi olan büyük cabalar bir başkasının hürriyeti ile karşılaşınca kuvvetleri tüketir. Bu çarpışmadan ağır ahlaki sarsıntılar, hareketler ve başarısızlıklar ortaya çıkar. Bütün bu vasıtaları Yahudi olmayanların kuvvetini o şekilde azar azar tüketeceğiz ki onlar bize dünyanın enternasyonal iktidarım sunmaya mecbur olacaklardır. Bu durum herhangi bir şiddet hareketinde bulunmaksızın dünyanın bütün devletlerinin kuvvetlerini tedricen yutmağa ve bir üstün hükümet teşkil etmeğe bizi muktedir kılacaktır. Bu günün hükümdarları yerine bir hayalet dikeceğiz ki ona yüksek hükümet idaresi denilecektir. Onun elleri bir kıskaç gibi her istikamete uzanacak ve onun teşkilatı öyle muazzam ölçülerde olacaktır ki Dünyanın bütün milletlerine boyun eğdirmekte başarısızlık göstermeyecektir.


PROTOKOL 6


Biz yakında büyük paraların hazineleri olacak muazzam inhisarlar kurmaya başlayacağız. Yahudi olmayanların geniş servetleri bile o derece bunlara dayanacaktır ki siyasi mahvoluşun ertesi günü devlet kredileri ile birlikte batıp gideceklerdir. Burada hazır bulunan ekonomistler, bu tertibin ehemmiyetini bir kere tasavvur edin!.. Bizim yüksek hükumetimizi, bize gönüllü olarak itaat eden kimseleri koruyan ve onlara iyilik eden bir durumda göstererek mümkün olan her yol ile onun önemini arttırmalıyız.

Siyasi bir güç olan Yahudi olmayanların aristokrasisi öldü. Bizim onu hesaba katmağa ihtiyacımız yoktur. Fakat arazi sahibi olarak kendi kendilerine yeter oldukları müddetçe hala bize zararlı olabilirler. Bundan dolayı her ne pahasına olursa olsun onları topraklarından uzaklaştırmak bizim için elzemdir. Arazi vergilerinin arttırılması ile arazilere borç yüklenerek bu amaç en iyi bir şekilde elde edilecektir. Bu tedbirler arazi sahipliğini engelleyecek ve arazi sahiplerim aciz ve kayıtsız şartsız itaat etme durumunda tutacağız. Yahudi olmayanların aristokratları kendilerini az ile tatmin etmekte irsi olarak kabiliyetsizdirler. Çabucak yanıp bitecek ve söneceklerdir. Aynı zamanda ticaret ve sanayiyi, fakat en başta vazifesi sanayiye mukabil bir kuvvet teşkil etmek olan spekülasyonu şiddetle himaye etmeliyiz. Spekülatif sanayinin yokluğu özel ellerde sermayeyi çoğaltır ve toprağı emlak bankalarına borçluluktan kurtararak ziraatin eski haline gelmesine hizmet eder. Biz sanayinin hem emeği hem de sermayeyi araziden çekip çıkarmasını ve spekülasyon vasıtası ile dünyanın bütün parasının elimize geçmesini bu suretle bütün Yahudi olmayanların proleterya saflarına atılmasını arzu ediyoruz. O zaman Yahudi olmayanlar başka bir sebep için olmasa bile var olma hakkını elde etme için önümüzde eğileceklerdir.

Yahudi olmayanların sanayisini tamamen çökertmek için Yahudi olmayanların arasında geliştirdiğimiz lüksü ve spekülasyonun yardımına başvuracağız. Çünkü lüks için hırslı talep, her şeyi yutup bitirmektedir. Biz işçi ücretlerini yükselteceğiz, fakat bu işçilere hiçbir menfaat sağlamayacaktır. Çünkü biz aynı zamanda hayat için en lüzumlu şeylerin fiyatlarında da yükselme meydana getireceğiz ve bunun ziraat ve hayvancılıktaki gerileme sebebiyle olduğunu iddia edeceğiz. Ayrıca işçileri anarşiye ve sarhoşluğa alıştırarak istihsal kaynaklarım kurnazlıkla ve el altından derin bir şekilde mahvetmeğe çalışacağız. Aynı zamanda bu tedbirlerle yan yana olarak Yahudi olmayanların eğitim görmüş bütün güçlerini ortadan kaldırmak için her tedbiri alacağız. Bu faaliyetlerin gerçek manalarının vaktinden önce Yahudi olmayanların gözlerine carpmaması için bu faaliyetleri «işçi sınıfına hizmet hususunda ateşli bir arzu ve politik ekonominin büyük prensipleri» iddiaları ile maskeleyeceğiz. Politik ekonomide ise bizim ekonomik nazariyelerimizin enerjik, bir propagandası sürdürülmektedir.


PROTOKOL 7


Silahlanmanın hızlandırılması ve polis kuvvetlerinin artırılması yukarıda bahsedilen planların yerine getirilimesi için tamamen elzemdirler. Biz istiyoruz ki dünyadaki bütün devletlerde bizlerden başka ancak proleterya sürüleri bizim menfaatlarımıza bağlı birkaç milyoner, polisler ve askerler bulunsun. Baştan başa bütün Avrupa’da ve Avrupa ile münasebetleri vasıtası ile diğer kıtalarda karışıklıklar, anlaşmazlıklar ve düşmanlıklar meydana getirmeliyiz. Bununla biz iki menfaat elde ederiz. İlk olarak, istediğimiz yerde karışıklıklar meydana getirmek veya sükuneti temin etmek kuvvetine sahip olduğumuzu iyice bilecek olan bütün memleketleri kontrol altında tutabiliriz. Bütün bu memleketler bizde kaçınılmaz bir baskı gücü görmeğe alışıktırlar. İkinci olarak da siyasi vasıtalarla ekonomik anlaşmalarla veya borç yükümlülükleri ile her devletin kademelerinde gördüğümüz bütün iplikleri entrikalarımızla karmakarışık bir hale getireceğiz. Bu hususta başarıya ulaşmak için müzakereler ve anlaşmalar sırasında büyük kurnazlık ve tesir kullanmalıyız. Fakat «resmî lisan» denilen hususlarda bunun zıddı taktikleri kullanacak, dürüstlük ve uysallık maskesi takınacağız.

Dikkatlerine sunduğumuz şeylerin yalnız dışına bakmaya alıştırdığımız Yahudi olmayan millet ve hükümetler bu durumda bizi hala insan soyunun iyilik edici ve kurtarıcıları olarak kabule devam edeceklerdir. Bize karşı muhalefet hareketlerinin hepsine, buna cüret eden memleketin komşularının ilan edeceği bir harp ile cevap verme durumunda olmalıyız. Fakat eğer o komşular da bize karşı gelme tehlikesine atılırlarsa o zaman bir dünya harbi ile mukavemet göstermeliyiz. Siyasette başarının başlıca sebebi teşebbüslerindeki gizliliktir. Diplomatın sözü işlerine uymamalıdır. Biz ihmal edilebilecek birkaç istisnası ile şimdiden tamamen ellerimizde olan basın vasıtası ile gizlice suflörlük ettiğimiz ve kamu oyu olarak takdim edeceğimiz şeyle, istediğimiz sonuca şimdiden yaklaşmakta olan geniş bir şekilde tasarlanmış planımızın gösterdiği yönde faaliyette bulunmaya Yahudi olmayan hükümetleri mecbur etmeliyiz. Avrupa’nın Yahudi olmayan hükümetlerini kontrol altında tutma sistemimiz kısaca şöyle özetlenebilir: Onlardan bir tanesine karşı kuvvetimizi yıldırıcı teşebbüslerle göstereceğiz. Hepsine karşı ise; eğer bize karşı umumi bir ayaklanmaya imkan verirsek, Amerika, Çin ve Japonya topları ile cevap vereceğiz.


PROTOKOL 8


Hasımlarımızın bize karşı kullanabilecekleri bütün silahlar ile kendimizi silahlandırmalıyız. Anormal bir şekilde küstahça ve haksız görünecek hükümler söylemeğe mecbur kalacağımız haller için kanuni terimler lügatından en ince ifade gölgelerini ve düğümlü noktaları bulup çıkarmalıyız. Çünkü bu kararların kanuni şekle dökülmüş en yüksek ahlak prensipleri olarak görünecekleri ifadeler içinde ileri sürülmeleri mühimdir. Bizim yöneticiliğimiz, aralarında çalışmağa mecbur olacağı bütün medeniyet kuvvetleri ile kendini kuşatmalıdır. O, kendisini siyasi konuların yazarları, hukuk tatbikatçıları, idareciler, diplomatlar ve nihayet bizim özel okullarımızda hususî üstün talim ve terbiye görmüş kimseler ile kuşatacaktır. Bu kimseler sosyal yapının bütün sırlarının bilgisine sahip olacaklar, siyasi alfabeler ve sözler ile tertip edilecek her lisanı bilecekler, insan mizacının üzerinde işlemeğe mecbur olacakları bütün hassas telleri ile beraber, bütün derinliklerinden haberdar olacaklardır. Bu teller Yahudi olmayanların düşünüş şekli, onların temayülleri, kusurları, kötü huyları, meziyetleri, sınıf ve durumlarının hususiyetleridir.

Söylemeğe lüzum yoktur ki otoritenin yukarıda bahsettiğimiz kabiliyetli yardımcıları, kendilerinin idari işlerini, o işlerin gayesinin ne olduğunu düşünme zahmeti vermeksizin ve o işlerin ne için lüzumlu olduğunu asla incelemeden yapmağa alıştırılmış olan Yahudi olmayan kimseler arasından alınmayacaktır. Yahudi olmayanların idarecileri kağıtları okumadan imzalarlar ve onlar ya ücret için veya ihtiras sebebiyle hizmet ederler.

Biz hükümetimizi iktisatçıların tüm dünyası ile kuşatacağız. Şu sebeple ki iktisadi ilimler Yahudilere verilen öğretimin başlıca mevzusunu teşkil ederler. Yine bizim etrafımızda bankerler, sanayiciler, sermayedarlar ve bilhassa milyonerlerin tüm kadrosu bulunacaktır. Çünkü esasında her şey rakamlar meselesi ile halleledilecektir. Devletimizde sorumlu mevkileri Yahudi kardeşlerimize tevdi etmekte herhangi bir tehlike mevcut olmayacağı zamana kadar, bu mevkileri mazisinin kötü şöhreti kendileri ile halk arasında bir uçurum teşkil eden şahısların ellerine vereceğiz. O şahıslar eğer bizim emirlerimize itaat etmezlerse cezai sorumluluk ile veya ortadan kaybolma durumu ile karşılaşacaklardır. Bunlar o şahısları son nefeslerine kadar bizim menfaatlerimizin müdafii yapmak içindir.


PROTOKOL 9


Prensiplerimizin tatbikinde içinde yaşadığınız ve faaliyet gösterdiğiniz memleketin halkının karakterine dikkat edin. Bu prensiplerin umumi bir şekilde ve aynen tatbiki halkın bizim modelimizde yeniden eğitilmiş olacağı zamana kadar başarılı olamaz. Fakat göreceksiniz ki bunların tatbikine tedbirli bir tarzda yaklaşarak on sene geçmeden en sabatkar karakter değişecek ve halen bize itaat ettirmiş olduklarımızın saflarına yeni bir halk toplumu daha eklenecektir. Aslında bizim masonik parolamızın ifadeleri olan liberal kelimeler yani «hürriyet, eşitlik, kardeşlik», biz krallığımızı kurduğumuz zaman bizim tarafımızdan artık bir parola teşkil etmeyen ve sadece bir idealizm ifade eden sözler haline yani «hürriyet hakkı, eşitlik vazifesi, kardeşlik ideali» şekline çevrilecektir. Böylece o şekle sokulacaktır ki boğayı boynuzlarından yakalamış olacağız.

Biz şimdiden kendimizinkinden başka her çeşit idareyi, her ne kadar onlardan çoğu hukuken mevcut bulunuyorlarsa da, fiilen yok etmiş bulunuyoruz. Şimdiki zamanda eğer herhangi bir devlet bize karşı bir itirazda bulunursa, bu durum bizim önceden verdiğimiz yetki ve bizim emrimiz iledir. Çünkü onların Yahudi düşmanlığı küçük yaştaki kardeşlerimizi terbiye etmemiz hususunda bize gereklidir. Daha fazla açıklamaya girmeyeceğim. Çünkü bu mesele aramızda birçok defalar müzakere mevzusu teşkil etmiştir. Faalivetlerimizin sahasını sınırlayacak engeller mevcut değildir. Bizim üstün hükümetimiz kabul edilen terminolojide kuvvetli ve tesirli —diktatörlük— kelimesi ile vasıflandırılan kanun dışı şartları içinde bulundurur, Size bir vicdan rahatlığı içinde anlatmak durumundayım ki lider atına binmiş olarak ve bütün askerlerimizin başı olarak, biz kanun yapıcılar, hukuki ve cezaikararlar infaz edeceğiz, biz öldüreceğiz ve biz affedeceğiz. Biz irade kuvveti ile idare edeceğiz. Çünkü ellerimizde bir zamanlar kuvvetli olan şimdi ise tarafımızdan mağlup edilmiş bulunan bir partinin küçük parçaları var.

Elimizdeki silahlar hudutsuz ihtiras, yanan hırs, merhametsiz hınç, kin ve garazdır. Her şeyi yutan terör usulleri bizimdir. Hizmetimizde her fikir ve her nazariye mensubu şahıslar, monarşiyi geri getirmek isteyenler, demagoglar, sosyalistler, komünistler ve her çeşitten ütopik halciler vardır. Biz onların hepsini vazifeye koştuk. Onların her biri kendi hesabına otoritenin son kalıntılarının dayanaklarını yok ediyor ve düzenin bütün kurulu şekillerini devirmeğe çabalıyorlar. Bu faaliyetler sebebi ile bütün devletler işkence içindedir. Onlar sükun istiyorlar. Onlar sulh için her şeyi feda etmeğe hazırdırlar. Fakat biz onlara sulh vermeyeceğiz; ta ki onlar bizi enternasyonal üstün hükümetimizi açıkça ve itaatkar bir şekilde tanıyıncaya kadar.

Halk, sosyalizm meselesinin uluslararası bir anlaşma yolu ile halledilmesi lüzumuna dair sesini yükseltti. Ayrı partiler içerisinde bölünme onları bizim ellerimize verdi. Çünkü iddialı bir mücadeleyi devam ettirmek için paraya sahip olunmalıdır ve bütün para bizim ellerimizdedir. Tahtlarında oturan Yahudi olmayan kralların berrak görüşlü kuvveti ile avam kitlelerinin kör kuvveti arasındaki birlikten korkmamız için sebep olabilirdi. Fakat böyle bir ihtimale karşı lüzumlu bütün tedbirleri almış bulunuyoruz. Biz bu iki kuvvetin arasına karşılıklı terör şeklinde bir siper inşa ettik. Bu suretle halkın kör kuvveti bizim desteğiniz olarak duruyor. Biz, ancak biz, onlara bir lider tedarik edeceğiz ve tabii onları bizim hedefimize giden yola yönelteceğiz. Kör halk kitlelerinin elinin bizim kılavuzluk eden elimizden ayrılıp kendi basma serbest kalmaması için, bilfiil şahsen olmasa dahi ideolojik sahadaki biraderlerimizin en güvenilir olanlarından bazıları vasıtası ile her vesileyle onlarla yakın bir beraberlik içinde olmalıyız. Biz yegane otorite olarak tanındığımız zaman umumi yerlerdeki halk ile şahsen konuşacağız ve onlara siyasi meseleler üzerinde, fakat o meseleleri bize uygun istikamete çevirmek suretiyle ders vereceğiz.

Köy okullarında ne öğretildiğini kim tahkik edecek ? Fakat bir hükümet elçisi veya bizzat tahtındaki kral bir şey söyleyecek olsa derhal bütün devletin bundan haberdar olmaması imkansızdır. Çünkü bu, halkın ağzı ile dışarıya yayılır. Yahudi olmayanların müesseselerini vaktinden evvel yıkmamak için ona hünerle ve hassasiyetle dokunduk ve onların mekanizmasını hareket ettiren zembereklerin uçlarım ele geçirdik. Bu zemberekler düzeninin sıkı fakat tam hassas yerinde bulunurlar. Biz onların yerine, liberalizmin karışıklığa verdiği ruhsatı yerleştirdik. Biz kanunların icrasına, seçim işlerinin yürütülmesine, basma icrasına, şahsın hürriyetine ve bilhassa hür olarak mevcut oluşun köşe taşları olan terbiye ve eğitime ellerimizi sokmuş bulunuyoruz. Yanlış oldukları bizce bilinen, bununla beraber tarafımızdan telkin edilen prensip ve teoriler içinde yetiştirmek suretiyle Yahudi olmayanların gençliğini aldattık, şaşırttık ve bozduk. Mevcud kanunlar üzerinde esaslı değişiklik yapılmaksızın ve sadece onlara birbirine zıt yorumlar içinde yanlış mana vererek neticeler alınması yolunda bazı büyük hamleler yaptık. O neticeler, evvela bu yorumların kanunları maskelemesi sonra da karışık kanunlar ağını anlamayı imkansız hale getirmesinden dolayı onları hükümetlerin gözünden tamamı ile gizlemesi gerçeğinde ifadesini bulur. Meseleleri hakem kararı ile halletme nazariyesinin menşei işte budur. Yahudi olmayanlar eğer zamanı gelmeden neler cereyan ettiğini tahmin ederlerse onların bize karşı silahla ayaklanacaklarını söyleyebilirsiniz. Fakat biz Batı’dan buna karşı öyle korkutucu bir terör manevrası hazırladık ki en cesur kalpler bile ürker. O zamandan evvel metrolar ve yeraltı geçitlerinden,  bu başşehirler bütün teşkilatları ve arşivleri ile birlikte havaya uçurulacaklardır.


PROTOKOL 10


Bu gün evvelce söylediğim bir sözü tekrarlamakla konuşmaya başlayacağım ve hükümet ile halkların, siyasette dış görünüş ile yetindiklerini aklınızda tutmanızı rica edeceğim. Gerçekten temsilcileri, enerjilerinin çoğunu zevkleri için harcarken Yahudi olmayanlar, hadiselerin altında yatan manayı nasıl farkedebilir? Bunun ayrıntılarına dikkat etmek hareket halimiz için en mühim hususlardandır.

Yetkilerin taksimi, konuşma, basın, din (iman) hürriyetleri, cemiyetler kanunu, kanun önünde eşitlik, mülkiyet ve mesken dokunulmazlıkları, vergilendirme (gizlenmiş vergiler), kanunların makabline şümulü mevzuları üzerinde duracağımız vakit bunun bize yardımı olacaktır. Bütün bunlar halkın önünde doğrudan doğruya ve açıkça temas edilmemesi gereken meselelerdir. Bunlara temas etmenin zaruri olduğu hallerde sınıf sınıf sayılmamalı sadece muasır hukuk prensiplerinin tarafınızdan kabul edildiği ayrıntılı açıklamalara girmeden ilan edilmelidir. Bu hususta sükut etmenin sebebi bir prensibin ismini zikretmemekle dikkati çekmeden onlardan herhangi birini bırakmak için kendimize hareket serbestliği kazandırmaktadır. Eğer onların hepsi sınıf sınıf sayılsaydı onların hepsi o zaman verilmiş gibi görüneceklerdi.

Avam, siyasi güçte istidat sahibi kimseler için hususi bir sevgi ve saygı besler ve onların bütün şiddet hareketlerini hayranlıkla karşılar, «aşağılık bir iş fakat zekice hazırlanmış bir oyun, fakat nasıl kurnazca oynanmış, ne muhteşem bir şekilde tatbik edilmiş, ne büyük cüret..» Bütün milletleri, projesi bizim tarafımızdan çizilen yeni asli yapının inşa edilmesi vazifesine çekeceğimize güveniyoruz. Bu sebeple ilk önce kendimizi silahlandırmamız ve kendimizde kesinlikle pervasız bir cüret ve yolumuzdaki bütün engelleri yıkacak olan faal işçilerimizin şahsında dayanılmaz ruh kuvveti toplamamız bizim için zaruridir.

Hükümet darbemizi başardığımız zaman çeşitli halklara şöyle diyeceğiz: «Her şey çok kötü bir şekilde idi, herkes ızdırap ile ezildi. Biz size eziyet veren sebepleri, milliyetler, hudutlar, tedavüldeki paraların farklılıkları — ortadan kaldırıyoruz. Tabii bize itaat sözü verip vermemekte serbestsiniz, fakat bizim size ne sunduğumuz hususunda siz herhangi bir deneme yapmadan onun sizce teyit edilmesinin doğru bir hareket olması mümkün müdür? O zaman avam bizi övecek ve bizi ümit ve intizarın hep birlikte yapılan zafer alayında ellerinin üzerinde taşıyacaklardır. İnsan nevii mensuplarının en ufak ünitelerine bile grup toplantıları ve anlaşmaları ile rey vermeği öğreterek bizi dünya tahtına oturtacak alet olarak yaptığımız seçim kavramı, o zaman amaçlarına hizmet etmiş olacak ve bizi mahkum etmeden evvel son defa olarak, bizi yakından tanımak hususundaki müşterek bir arzunun açıklanmasında rolünü oynayacaktır.

Bunu sağlamak, kesin bir çoğunluk tesis edebilmek için sınıf ve vasıf farkı gözetmeden herkese rey verdirmeliyiz. Çünkü kesin çoğunluk, eğitim görmüş servet sahibi sınıfların reyleri ile elde edilemez. Bu hususta herkese kendine fazla önem verme hissi telkin ederek Yahudi olmayanlar arasında ailenin ve tahsil ve terbiye ile ilgili değerlerinin önemini yok edeceğiz ve ferdi düşüncelerinin ayrılması imkanını ortadan kaldıracağız. Tarafımızdan idare edilen avamın öne geçmesine müsaade etmeyeceğiz, hatta onları dinlemeyeceğiz. Onlar bize itaat ve teveccühün karşılığı olarak kendilerine ödediğimiz şey olan yalnızca bizim sözlerimizi dinlemeye alışıktırlar. Böylece biz kör ve büyük bir kuvvet meydana getireceğiz ki bu kuvvet avamın liderleri olarak onların başına geçirdiğimiz ajanlarımızın yol göstermesi olmadan asla hiçbir yöne hareket etme durumunda olamayacaktır. Halk bu rejime boyun eğecektir. Çünkü kazançtan, zevkleri ve her çeşit menfaatlarinin reçetesinin bu liderlere dayanacağını bileceklerdir.

Bir hükümetin planını yalnız bir beyin hazırlamalıdır. Çünkü eğer birçok kimsenin zihninde bölünüp parçalanmasına müsaade edilirse asla sağlam bir şekilde perçinlenemez. Bundan dolayı bizim hareket planını bilmemize izin verilebilir, fakat ondaki mahareti, onu meydana getiren parçaların birbirine bağlılığını, cümlelerin gizli manasının tatbiki kuvvetini altüst etmeyelim diye, onu müzakere etmemize müsaade edilemez. Bu çeşit bir işte çok sayıda reyler vasıtası ile müzakere ve değişiklikler yapmak onun üzerine her anlayışın ve her yanlış anlayışın damgasını basar ki bunlar onun derinliğine nüfuz edemez ve gizli entrikalarına uzanamaz.

Biz planlarımızın tesirli ve uygun bir şekilde tertip edilmesini istiyoruz. Bundan dolayı rehberimizin zekasının eserini avamın zehirli dişlerine veya hatta seçilmiş bir gruba fırlatmamalıyız. Bu planlar mevcut müesseseleri hemen şimdi baş aşağı etmeyecektir. Bunlar onların yalnız ekonomilerinde ve bunun neticesi olarak da gelişmelerinin bütün toplu hareketlerinde değişiklik yapacaktır ki böylece bizim planımızı da çizilen yollar istikametine yönelmiş olacaklardır.

Bütün memleketlerde çeşitli isimler altında mevcut bulunan şeyler hemen hemen bir ve aynı şeylerdir. Temsil etme ve edilme. Bakanlık, Senato, Devlet Şurası, Yasama ve Yürütme heyetleri. Size bu müesseselerin birbirleri ile münasebetinin işleyişini izah etmeğe lüzum görmüyorum. Çünkü siz bunların hepsine vakıfsınız. Yalnız şu hususa dikkat edin ki yukarıda isimleri söylenen müesseseler devletin birkaç mühim vazifesini karşılar. Üzerinde durmanızı rica edeceğim ki «mühim» kelimesini ben müesseseler için değil, vazife için kullandım. Netice olarak mühim olan müesseseler değil, fakat onların vazifeleridir. Bu müesseseler kendi aralarında bütün idari, teşrii, icrai yönetim vazifelerini taksim etmişlerdir. Bundan dolayı insan vücudundaki organların işlediği gibi işlerler. Eğer biz devlet makinelerinde bir parçayı bozarsak devlet bir insan vücudu gibi hastalanacak ve ölecektir. Liberalizm zehirini devlet organizmasına soktuğumuz zaman onun bütün siyasi görünüşü değişikliğe uğradı. Devletler öldürücü bir hastalığa yakalanmışlardır— kan zehirlenmesi. Geri kalan iş onların can cekişmelerinin sonunu beklemektir. Liberalizm anayasal devletleri meydana çıkardı. Bunlar Yahudi olmayanların yegane koruyucusunun yani istibdatın yerini aldı; ve bir anayasa ise gayet iyi bildiğiniz gibi bir anlaşmazlık, yanlış anlama, çekişmeler, uyuşmazlıklar, semeresiz parti kışkırtmaları, parti kaprislerinin okulu olmaktan başka bir şey değildir.

Kısaca devlet işlerinin şahsiyetini yıkmağa hizmet eden her şeyin okulu, konuşmacıların kürsüsü de basından daha az tesirli değildir. İdarecileri hareketsizliğe ve güçsüzlüğe mahkum etmiş ve bu suretle onları faydasız ve lüzumsuz kılmıştır. Gerçekten birçok memlekette idareciler bu sebepten dolayı mevkilerinden indirilmişlerdir. O zaman cumhuriyetler devri bir imkan dahiline girdi ve gerçekleştirilebildi ve sonra biz hükümdarın yerine bir yönetim karikatürü, bizim kuklalarımız, kölelerimiz olan mahluklar arasından, avamdan alınan bir başkan geçirdik. Bu bir mayın döşeme idi ki biz Yahudi olmayan halkın altına döşedik. Hatta Yahudi olmayan bütün halkların altına demeği tercih ederim. Yakın bir gelecekte biz başkanların sorumluluğunu tesis edeceğiz. O vakit bizim şahsiyetsiz kuklamız sorumlu olacağı için biz ehemmiyet verilmeyen kimseler durumunda olarak işleri sonuçlandıracağız. İktidara gelmeye çabalayanların safları zayıflarsa, başkanların bulunması zorluğundan, neticede memleketi altüst edecek bir çıkmaza girilirse, bundan bize ne ?

Planımızın bu neticeyi hasıl etmesi için biz seçimleri öyle başkanlar lehine tertip edeceğiz ki mazisinde karanlık ve meydana çıkarılmamış leke bulunsun. O zaman onlar bir taraftan açığa vurulmanın korkusu içinde olarak, diğer taraftan da iktidar arzularını elde eden herkesin başkanlık imtiyazlarına, menfaatlarine ve şerefine sahip olma hevesi içinde bulunarak bizim planlarımızın başarısı için güvenilir ajanlar olacaklardır.

Mebuslar meclisi, başkanları kendi içinden seçecektir. Fakat biz onlardan yeni kanunlar teklif etme veya mevcut kanunlarda değişiklikler yapma yetkisini alacağız. Çünkü bu hak bizim tarafımızdan ellerimizde bir kukla olan sorumlu başkana verilecektir. Tabii başkanın otoritesi bundan sonra imkan dahilinde her çeşit hücum için bir hedef olacaktır. Fakat onu halka yani halkın temsilcileri vasıtası ile vereceği kararlara, diğer bir ifade ile kendisi de bizim körü körüne kölemiz olan avamın çoğunluğuna müracaat şeklinde kendini müdafa vasıtası ile teçhiz edeceğiz.

Biz başkana kendi başına harp ilan etme yetkisi de vereceğiz. Bu son yetki için başkanın bütün memleketin ordusunun başkumandanı olarak ona kumanda etmeğe muktedir olabilmesi gerektiği, yeni cumhuriyet anayasasının müdafaası için bunun lüzumlu olduğu şeklinde bir mazeret göstereceğiz. Böylece bu anayasanın sorumlu temsilcisi olarak onu müdafaa etme yetkisi kendisine ait olacaktır. Kolaylıkla anlaşılabilir ki bu şartlarda kilidin anahtarı bizim elimizde bulunacak ve bizden başka kimse artık yasama gücünü yönetemeyecektir.

Bunun yanında yeni cumhuriyet anayasasının önsözü ile siyasi gizliliğin muhafazası bahanesi ile meclisten hükümet tedbirlerine dair gensoru açmak yetkisini alacağız ve ayrıca biz yeni anayasa ile temsilcilerin sayısını asgariye indireceğiz. Bununla mütenasip olarak siyasi ihtirasları ve siyasete duyulan hevesi azaltacağız. Eğer buhunla beraber küçük bir ihtimalle, bu asgari miktar içinde dahi ihtiras ateşi ile tutuşurlarsa bütün halkın çoğunluğuna müracaat ve havale etme yolunu harekete geçirerek onları hükümsüz kılacağız. Meclis ve Senato başkanlarının ve başkan yardımcılarının tayinleri başkana ait olacaktır. Parlamentoların devamlı toplantıları yerine onların oturumlarını birkaç aya indireceğiz. Bundan başka başkanlar icra kuvvetinin başı olarak parlamentoyu toplantıya çağırmak ve feshetmek yetkilerine ve bu son halde yeni parlamento seçimlerini geciktirme yetkisine sahip olacaktır. Fakat esasında kanuna aykırı olan bütün bu fiillerin neticesinde başkanın, planlarımızda tasarlanan vakitten evvei tarafımızdan tesis edilmiş olan sorumluluğa düşmemesi için başkanın etrafındaki yüksek idare mevkilerinde bulunan bakanların ve diğer memurların bizzat kendileri işlemlerde bulunmak suretiyle onu bu düzenlerin sorumluluğundan sıyırmalarım teşvik edeceğiz. Onlar böyle yaparak başkanın yerine kendileri sorumluluğu yükleneceklerdir. Biz bu rolü oynama görevinin yalnız bir resmi memura verilmeyip senato, devlet şurası veya bakanlar kuruluna verilmesini bilhassa tavsiye ederiz.

Başkan, çeşitli şekillerde yorumlanmaya müsait mevcut kanunların manasını bizim istediğimize göre yorumlayacak, ayrıca biz lüzum gösterdiğimiz zaman onları iptal edecektir. Bunun yanında geçici kanunlar teklif etmek ve hatta hükümetin anayasal görevlerinden bir kısminin geri alınması yetkisine sahip olacaktır. Bu iki yetki de devletin yüksek menfaati icabı oldukları bahanesi ile verilecektir. Bu tedbirler ile biz, yetkileri ele geçireceğimiz vaktin başlangıcında devletin anayasasını sokmağa zorlanacağımız her şeyi azar azar, adım adım ortadan kaldırma kuvvetim elde edecek, her çeşit anayasanın hissolunmaz bir şekil de ilgasına geçişi hazırlayacağız. Sonra vakti gelince her çeşit hükümeti bizim istibdatımıza devredeceğiz.

Müstebid kralımızın tanınması, anayasanın ortadan kaldırılmasından evvel de olabilir. Bu tanıma anı gelince, idarecilerinin bizim tertip ettiğimiz düzensizlik ve beceriksizliklerinden tamamen bıkmış olan halk gürültü ile bağıracaktı ki, «Onları yok edin ve bize bütün dünya üzerinde bizi birleştirecek ve anlaşmazlık sebeplerini —hudutlar, milliyetler, dinler, devlet borçları— ortadan kaldıracak, bize idarecilerimizin ve mümessillerimizin idareleri altında bulamadığımız sulh ve sükunu verecek bir kral verin.»

Fakat siz mükemmelen ve çok iyi bilirsiniz ki bütün milletler tarafından böyle isteklerin ifade edilmesi imkanını hasıl etmek için; her memlekette halkın hükümetleri ile münasebetlerinde tamamen beşeriyeti tüketecek derecede cekişmeler, kin, mücadele, haset ile ve hatta işkence kullanarak, şiddetli açlık ile, hastalık aşılamak ve yokluk ile karışıklıklar meydana getirmek zaruridir. Şöyle ki Yahudi olmayanlar parasal ve her konuda bizim tam hakimiyetimiz içinde sığınak bulmaktan başka kendilerine açık bir yol olmadığını görsünler. Fakat eğer biz dünya milletlerine nefes alacak bir mahal bırakırsak özlediğimiz an belki de hiç gelmeyecektir.


PROTOKOL 11


Evvelce de olduğu gibi hükümdarın otoritesinin kesin ifadesi halinde bulunan Devlet Şurası; yasama heyetinin bir teşhir organı gibi olacak. Öyle ki; ona hükümdarın kanun ve kararlarının yayın komitesi denilebilecektir. O zamanın yeni anayasa programı şudur:

1. Yasama heyetlerine tekliflerde bulunma görünüşü içinde,

2. Genel kaideler, Senato emirleri ve Bakanlık emirleri şeklindeki Devlet Şurası kararları görünümü altında başkanın kararnameleriyle,

3. Uygun bir fırsatın ortaya çıkması halinde devlette bir inkılap şeklinde kanunları, yetkileri ve adaleti biz yapacağız.

Faaliyet tarzımız takribi bir şekilde tespit etmiş olarak şimdi devlet makinesinin gösterilen istikamette gidişi içinde tamamlamaya hala mecbur bulunduğumuz inkılap kombinezonlarının teferruatı ile meşgul olacağız. Bu kombinezonlar ile basın hürriyetini, cemiyet kurma yetkisini, vicdan hürriyetini, seçim prensibini ve insan hafızasından ebediyen kaybolması gereken diğer bir çok hususlar ile yeni anayasanın ilan edilmesinin ferdasında uğrayacağı kökten değişikliği kastediyorum. Bu değişiklik önceden bizim bütün teşkilatımıza bildirebileceğimiz bir anda yapılmalıdır. Çünkü ondan sonra göze çarpar şekilde her değişiklik haşin bir sertlikle ve bir şiddet anlayış, ve kayıtlamalar içinde getirilirse aynı istikamette yeni değişikliklerin de yapılacağı korkusu sebebiyle bir ümitsizlik hissine götürebilir.

Diğer taraftan eğer o değişiklikler fazla müsamaha anlayışı içinde getirilirse bizim kendi yanlış işimizi kabul etmiş olduğumuz söylenir ve bizim otoritemizin yanılmazlık şöhreti kaybolur veya bizim korktuğumuz ve yumuşaklık göstermeğe zorlandığımız söylenir. Bundan dolayı da hiçbir minnet duygusu kazanamayız. Çünkü bunun mecburi olduğu zannedilecektir. Bunların birincisi de ikincisi de yeni anayasanın nüfuzuna zararlı olur. Biz arzu ediyoruz ki onun ilan edildiği ilk andan itibaren dünya halkları inkılap olayının başarılmış olması ile sersemlemiş, henüz dehşet ve kararsızlık durumunda iken, hepsi derhal kabul etsinler ki biz çok kuvvetliyiz, zaptolunamaz bir durumdayız ve kuvvet ile dopdoluyuz. Şöyle ki hiçbir halde onları hesaba katmayacağız ve şimdiye kadar onların düşüncelerine ve arzularına hiç dikkat etmiş değiliz. Herhangi bir anda ve herhangi bir yerde ortaya çıkacak ifade veya gösteriyi ezmeğe hazır ve muktediriz. İstediğimiz her şeye derhal el koymuş bulunuyoruz ve hiçbir halde kuvvetimizi onlarla bölüşmeyeçeğiz. Bundan sonra korku içinde ve titreyerek gözlerini her şeye kapatacaklar ve bütün bunların sonunda ne olacağını beklemeğe razı olacaklardır.

Yahudi olmayanlar bir koyun sürüsüdür ve biz onların kurtlarıyız ve sizler biliyorsunuz ki kurtlar koyun sürüsüne daldıkları zaman neler olur? Onların gözlerini kapatmaları için bir başka sebep daha vardır. Biz onlardan geri aldığımız bütün hürriyetleri sulh düşmanlarını bastırıp bütün partileri uysallaştırdığımız anda tekrar kendilerine vereceğimiz şeklinde onları bir ümit içinde bulunduracağız. Hürriyetlerinin geri verilmesi için onların beklemeğe ne kadar devam edeceklerini müzakere etmeğe değmez.

Netice olarak biz hangi maksat için bütün bu tedbirleri icat ettik ve bunların altındaki manaları yoklamaları için onlara hiçbir fırsat vermeden bunları Yahudi olmayanların kafalarına yerleştirdik? Gerçekten ne için ? Eğer dağılmış kabilemizin düz yol ile erişemeyeceğini dolambaçlı yol ile elde etmek için değilse? İşte bu bizim gizli masonluk teşkilatımızın temeli olarak vazife görmüştür ki bunları, arkadaşlarının gözlerine kum serpmek için mason localarının göstermelik ordusuna aldığımız Yahudi olmayan sığırlar bilmezler ve onlar hatta bu teşkilatın gayelerinden bite şüphe duymazlar. Tanrı bize, biz seçilmiş kavme, dağılma ihsan etti ve bütün gözlere bizim zayıflığımız şeklinde görünen bu dağılma içinde bizim bütün kuvvetimizi meydana çıkardı. Bizi şimdi bütün dünya üzerindeki hükümdarlığımızın eşiğine getirdi. Atmış olduğumuz temel üzerinde bina kurmamız için şu anda pek fazla İş kalmış değildir.


PROTOKOL 12


Hürriyet, kanunun müsaade ettiğini yapma hakkıdır. Kelimenin bu şekilde manalandırılmasının uygun bir zamanda bize hizmeti olacaktır. Çünkü kanunlar yukarıda bahsi geçen programa göre yalnız bizim arzumuza göre ilga edilecek veya yapılacak olduklarından bütün hürriyet böylece bizim ellerimizde olacaktır. Biz basınla aşağıdaki tarzda uğraşacağız:

Bugünün basını tarafından oynanan rol nedir? O bizim gayemiz için lüzumlu olan hisleri kamçılar ve alevlendirir veya partilerin egoistçe amaçlarına hizmet eder. O çok defa tatsız, haksız ve yalancıdır ve halkın çoğunluğu basının gerçekte hangi gayelere hizmet ettiğine dair en ufak bir fikir sahibi değildir. Biz ona eyer vuracağız ve sıkı bir dizginle dizginleyeceğiz. Aynı işi matbaaların bütün istihsali için de yapacağız. Çünkü biz eğer broşürler ve kitaplar için hedef olarak kalırsak basının hücumlarını duyurma hususundaki düşünce nerede kalırdı? Şimdiki zamanda sansür yüzünden ağır bir masraf kaynağı olan yayın istihsalini biz devletimiz için çok karlı bir gelir kaynağı durumuna çevireceğiz. Biz ona özel bir damga vergisi yükleyeceğiz ve herhangi bir basın organı veya matbaa kurulmasına müsaade etmeden evvel teminat yatırmalarını isteyeceğiz. Bunlar o zaman basının yapacağı herhangi bir çeşit hücuma karşı bizim hükümetimizi garantili duruma getirecektir. Eğer o zaman hala böyle şeyler mümkün olup da bize karşı hücum için herhangi bir teşebbüste bulunursa biz onları merhametsiz bir şekilde para cezalarına çarptıracağız.

Damga vergisi, teminat yatırılması ve bu yatırılan paralar ile emniyet altına alınan para cezaları hükümete muazzam bir gelir kazandıracaktır. Parti organlarının yayın uğrunda para esirgemedikleri doğrudur, Fakat biz bunları bize karşı ikinci hücumlarında kapatacağız. Kimse cezadan muaf olarak hükümetimizin yanılmazlığı halesine gölge düşüremeyecektir. Herhangi bir yayını durdurmak için bahane olarak halkın düşüncesini karıştırdığı iddia edilecektir. Dikkat etmenizi rica ederim ki bize hücum edenler arasında bizim tarafımızdan tesis edilmiş organlar da olacaktır. Fakat onlar sadece bizim değiştirmeyi önceden kararlaştırdığımız noktalara hücum edeceklerdir. Bizim kontrolümüz olmadan bir tek tebliğ bile halka ulaşmayacaktır. Hatta bütün haberlerin, bürolarında dünyanın her tarafından haber toplanan birkaç ajans tarafından yayılması sebebiyle şimdi bile bu neticeyi zaten elde etmiş bulunmaktayız. Bu ajanslar bilahare tamamen bizim olacak ve sadece bizim kendilerine dikte ettiklerimizi yayacaklardır.

Eğer şimdiden biz Yahudi olmayanların hepsinin Dünya olaylarına burunlarının üstüne yerleştirdiğimiz gözlüklerin renkli camlarından bakacakları derecede kendimizi onların cemiyetlerinin kafasının sahibi yapma yolunu bulmuşsak, eğer şimdiden Yahudi olmayanların budalalığının devlet sırları dediği şeylere bizim girmemize engellerin mevcut olduğu bir tek devlet bile yoksa, ya bütün dünyada hüküm sürecek kralımızın şahsında dünyanın hükümdarları olarak kabul edileceğimiz zamanki durumumuz nasıl olacaktır?

Tekrar matbaaların geleceğine dönelim Yayınevi sahibi, kitabevi sahibi veya matbaacı olmak isteyen herkes kendisine bu işler için tesis edilmiş bir diploma tedarik etmeğe meçhul tutulacaklar ve herhangi bir hata halinde derhal tevkif edileceklerdir. Bu gibi tedbirler ile düşünce aleti bizim hükümetimizin ellerinde bir terbiye vasıtası olacak ve artık millet kitlesinin ilerleme iddiası ile karanlık yollara ve tuhaf fikirlere saptırılmasına müsaade edilmeyecektir. Aramızda bu hayali ilerleme iddialarının ahmakça tasavvurlara giden kestirme yollar olduğunu bitmeyen var mıdır? Bu ahmakça tasavvurlar hem insanların kendi aralarında ve hemde otoriteye karşı anarşik münasebetler doğurur. Çünkü, ilerleme, daha doğrusu ilerleme fikri her çeşit serbestlik telakkisini ortaya çıkarmış fakat bunların hudutlarını tayin etmeğe muvaffak olamamıştır.

Liberal denilen herkes, fiilen olmasa bile fikren muhakkak anarşisttir. Onların her biri hürriyet hayaletinin peşini takip ediyor ve münhasıran düzene riayetsizlik yani protesto etmiş olmak için protesto etme anarşisine düşüyorlar. Periyodik basına dönelim. Her basılı maddeye olduğu gibi bunlara da sayfa basma damga vergisi ve teminat yatırma mecburiyeti yükleyeceğiz. Otuz yapraktan az kitaplar için iki misli alınacaktır. Bir taraftan basılı zehirlerin en kötü şekli olan mecmuaların sayısını azaltmak için diğer taraftan da yazarları, az okunacak ve özellikte pahalıya mal olacak uzun eserler yazmağa zorlaması için bu çeşit kitapları broşür sayacağız. Aynı zamanda zihni gelişmeye bizim menfaatimiz bakımından tespit edilen yönde tesir etmek için biz kendimiz, ucuz olacak ve doyulmaz bir şekilde okunacak yayınlar yapacağız. Vergiler, tatsız yazarlık heveslerin; sınırlayacak ve ceza sorumluluğu yazarları bize bağlı yapacaktır. Eğer bize karşı yazı yazmağa istekli kimseler bulunacak olsa bunlar eserlerini basmaya hevesli hiçbir şahıs bulamayacaklardır. Yayınevi sahibi veya matbaacı herhangi bir eseri basılı olarak yayınlamak için kabul etmeden evvel bu işi yapmak için müsaade almak üzere yetkili makamlara başvurmaya mecbur olacaklardır. Böylece bize karşı hazırlanan bütün düzenleri önceden bileceğiz ve onlardan evvel davranarak bahsedilen mevzu üzerinde izahatta bulunarak onları tesirsiz bırakacağız.

Kitap yayını ve gazetecilik en önemli eğitim güçlerinden ikisidir ve bundan dolayı bizim hükümetimiz gazetelerin çoğunun sahibi olacaktır. Bu durum hususi mülkiyetteki basının zararlı tesirini yok edecek ve bizi halkın düşüncesi üzerinde çok büyük bir tesir elde etme durumuna getirecektir. Eğer biz o gazete için ruhsat verirsek bizzat kendimiz otuz tane kuracağız ve diğer yayınlar için de aynı nispette muhafaza edeceğiz. Bununla beraber hiçbir surette bundan halk şüphelenmemelidir. Bu sebepten dolayı neşredeceğimiz gazeteler en karşı temayül ve fikirleri  taşıyan, düzene riayetsizlik edip protesto etmişler içinde görüneceklerdir. Bununla bize karşı güven hasıl olacak, bundan hiç şüphelenmeyen hasımlarımız aramıza çekilmiş olacak ve böylece onlar tuzağımıza düşerek, zararsız hale getirileceklerdir.

Ön sırada resmi mahiyette olan organlar bulunacaktır, Bunlar daima menfaatlarimizin üzerinde koruyucu olacaklar ve bundan dolayı de tesirleri nispeten önemsiz olacaktır. İkinci sırada yan resmi organlar bulunacaktır. Onların rolü mülayim ve lakayt olan kimseleri çekmek olacaktır. Üçüncü sırada biz kendi muhalefetimizi kuracağız ki tamamen dış görünüş olarak organlarından en az birinde bize çok aykırı görünen tezler ileri sürecektir. Bizim hakiki muhaliflerimiz bu taklit muhalefeti kendilerinin olarak kalpten kabul edecek ve bize bütün sırlarını açıklayacaklardır. Bütün gazetelerimiz mümkün olan her görünüşte aristokratik, cumhuriyetçi, devrimci, hatta anarşist olacaklardır. Tabii anayasa mevcut olduğu müddetçe. Onların yüz eli olacak ve kamu oyunun gereği olan her bir sektör için bir parmağı bulunacaktır. Ne zaman bir heyecan uyansa bu eller, düşünceyi bizim gayemiz istikametine sevk edecektir. Çünkü heyecanlanan bir hasta bütün muhakeme kuvvetini kaybeder ve tefkirlere kolaylıkla kapılır. Kendi kamplarından olan bir gazetenin fikirlerini tekrar ettiklerini sanan budalalar bizim fikirlerimizi veya bizim için makul görünen herhangi bir fikri tekrar etmiş olacaklardır. Kendi partilerinin organını takip ettiklerinin boş inancı içinde onlar, gerçekte bizim kendileri için açmış olduğumuz bayrağı takip edeceklerdir.

Bizim gazetelerden teşekkül eden milis ordumuzu bu anlayış içinde idrak etmek için bu düzeni teşkilatlandırmakla özel ve ihtimamlı bir dikkat göstermeliyiz. Merkez basın dairesi unvanı altında basınla ilgili toplantılar tertip edeceğiz. O toplantılarda bizim ajanlarımız dikkati çekmeden günün emirlerim ve parolalarını vereceklerdir. Bizim organlarımız resmi tebliğlerdekinden daha dolgun bir şekilde ifadede bulunabilmemiz gayesiyle münakaşa ve tekzipler ile fakat daima sathi olarak ve meselenin özüne temas etmeksizin resmi mahiyette gazetelere karşı yapmacık bir mücadelenin yaylım ateşini devam ettireceklerdir. Tabii bu durum her ne zaman bizim menfaatimize olacak ise. Bize yapılacak olan bu hücumlar ayrıca bir başka gayeye de hizmet edecektir. Yani tebamız tam bir söz hürriyetinin varlığına inandırılacaklar ve bu suretle ajanlarımız bize muhalif olan bütün organların bizim emirlerimize karşı herhangi bir esaslı itiraz bulamadıklarından, boş şeyler saçmalayan kimseler olduklarını iddia etmek için fırsat verecektir.

Bu şekilde tertip metodlar, halk tarafından farkedilemezler. Fakat halkın teveccüh ve itimadını bizim hükümetimiz tarafına çekmede başarı kazanmak için en iyi bir şekilde hesaplanmış ve kesinlikle güvenilir metotlardır. Üzerine basacağımız toprağı daima çok ihtiyatlı bir şekilde yoklayarak böyle metotlar sayesinde zaman zaman icap eden şekilde vakalar veya onların tekziplerini iyi veya kötü karşılanacaklarına göre kah gerçek kah yalan olarak neşrederek siyasi meseleler üzerinde halkın zihnini heyecanlandıracak veya sakinleştirecek, ikna edecek veya karıştıracak bir durumda olacağız.

Biz muhaliflerimiz üzerinde kesin bir zafer kazanacağız. Çünkü yukarıda bahsedilen basınla uğraşma metotlan sebebiyle onlar temayüllerinin görüşlerini tam ve kesin olarak ifade edecekleri basın organlarına sahip olamayacaklardır. Hatta bizim onları sathi istisnalar dışında tekzip etmeğe bile ihtiyacımız olmayacaktır. Basınımızın üçüncü sınıfı içinde tarafımızdan ateşlenen bu gibi tecrübe atışlarım ihtiyaç halinde yarı resmi organlarımızda enerjik bir şekilde tekzip edeceğiz. Şimdiki zamanda bile, sadece Fransız basınını ele alın.

Parola ile işleyen masonik dayanışmayı açığa vuran haller vardır. Bütün basın organları mesleki gizlilik içinde birbirlerine bağlıdırlar, Onlardan hiçbirisi kendi malumat kaynaklarının sırrını bunların bildirilmesi kararlaştırılmadıkça dışarıya vermezler. Gazetecilerden hiç birisi kendi tüm mazisi içinde yüz kızartıcı bazı yaralar ve buna benzeyen şeyler bulunmadıkça basın mesleğine kabul edilemiyeceği için onlardan hiç birisi bu sırrı ifşa etmek tehlikesine girmeyecektir. Çünkü bu yaralar derhal açıklanır. Bu sırlar birkaç kişi arasında kaldığı müddetçe gazetecinin şöhreti memleket çoğunluğunu çeker, avam onu şevkle takip eder.

Bizim hesaplarımız, bilhassa taşra vilayetlerini şumulüne alır. Oralarda bizim herhangi bir anda başkente saldırabilmemize vesile olacak ve başkentlere taşra vilayetlerinin kendi istek ve hissiyatı olarak göstereceğimiz istek ve hisler alevlendirmek bizim için zaruridir. Tabii bunların kaynağı daima bir ve aynı olacaktır. Biz iktidarı tam ele geçireceğimiz zamana kadar başkentlerin, kendilerim taşra halkının yani bizim ajan kadromuz tarafından hazırlanan bir çoğunluğun fikirleri ile boğulmuş bulmalarını arzu ediyoruz. Amacımız için elzemdir ki en uygun anda meydana getirdiğimiz bir emrivakiyi başkentler başka bir sebep için olmasa da bir sebep için yani taşra vilayetlerindeki çoğunluğun bunu kabul etmiş olduğu düşüncesi içinde olarak artık müzakere yapma durumuna girmesinler.

Bizim tam hükümdarlığımızı elde etmemize geçişten önceki yeni rejim döneminde bulunduğumuz sırada, halk arasındaki dürüst olmayan hareketlerin hiçbir çeşidinin basın tarafından herhangi bir şekilde açıklanmasına müsaade etmemeliyiz. Yeni rejimin suç işlenmesini bile ortadan kaldıracak bir derecede herkesi memnun ettiği düşüncesini vermek için bu lüzumludur. Suç işlenmesi hallerini ancak o suçlara maruz kalanlarla tesadüfen şahit olanlar bileceklerdir.


PROTOKOL 13


Günlük ekmek ihtiyacı, Yahudi olmayanları sakin kalmaya zorlar ve onları bizim aciz hizmetkarlarımız yapar. Yahudi olmayanlar arasından bizim basınımızda işe alınan ajanlar bizim emrimizle doğrudan doğruya resmi belgelerde yayınlanması bize uygun olmayan şeylerin münakaşasını yapacaklardır. Biz bu sırada bu münakaşaların çok yükselen gürültüsü arasında sessizce istediğimiz tedbirleri alacağız ve sonuçlandıracağız. O zaman onları halka bir emrivaki gibi göstereceğiz. Hepsi birer ilerleme gibi gösterilmiş olacağı için bir kere kararlaştırılmış olan bir meselenin ilga edilmesin; istemeğe kimse cesaret edemeyecek ve basın derhal halkın düşünce akışını yeni meselelere çevirecektir. Halkı daima yeni şeyler aramağa alıştırmada mı?

Münakaşasını üzerilerine aldıkları meselelere dair en ufak fikir sahibi olmadıklarını bile anlamaya muktedir olmayan beyinsiz servet dağıtıcıları bu münakaşaların içine kendilerini atacaklardır. Siyasal meseleler, onları yüzyıllardır meydana çıkaran ve yönetenlerin haricindeki kimselerin idraklerinin dışındadır. Bütün bunlardan görüyorsunuz ki avamın düşüncesini temin etmekle bizi sadece kendi mekanizmamızın çalışmasını kolaylaştırıyoruz. Dikkat etmişsinizdir ki bunlar faaliiyetlerimiz için değil, fakat herhangi bir meselede tasvip arıyor göründüğümüz sözlerimiz içindir. Biz bütün işlerimizde kanaatlarımıza bağlı bir ümitle ammenin refahı için çalıştığımıza dair devamlı olarak beyanlarda bulunmaktayız.

Bize çok huzursuzluk verebilecek kimseleri siyasi meselelerin münakaşalarından başka tarafa çevirmek için şimdi siyasette yeni meseleleri yani sanayi meselelerini ileri sürüyoruz. Bırakın bu sahada kendi kendilerine budalaca münakaşalar yapsınlar. Kitleler siyasi faaliyet zannettikleri işlerden uzak durmaya razıdırlar (ki bu faaliyet sahasında biz onları Yahudi Olmayan hükümetlere karşı savaş vasıtaları olarak kullanmak için hazırlanmış bulunuyoruz), ancak şu şartla ki çalışacak yeni işler bulsunlar. Bu işlerde biz onları aynı siyasi mevzulara benzeyen şeylerle uğraştırıyoruz.

Kitleler kendi bulundukları durumları anlamasınlar diye biz onları ayrıca zevkle, oyunlar, eğlenceler, tutkular, halka mahsus eğlence yerleri ile de başka yönlere çekeceğiz. Pek yakında her çeşit sanat ve spor müsabakaları yapılmasını basın vasitası ile teklif edeceğiz. Bu alakalar nihayet onların zihinlerini bizim onlarla mücodeleye mecbur kalacağımız meselelerden başka tarata çekecektir. Halkın bizzat kendi düşüncelerim teşkil etmeğe ve aksettirmeğe alışık olmayışları gittikçe büyüyecek ve bizimle dayanışma halinde bulunduğu hususunda şüphe çekmeyecek kimseler vasıtası ile halka yalnız biz yeni düşünce istikametleri arzetmemiz sebebiyle onlar bizim ile aynı tonda konuşmağa başlayacaklardır. Liberallerin ve ütopik hayalcilerin rolü bizim hükümetimiz tanındığı zaman nihayet bitmiş olacaktır. O zamana kadar onlar bize faydalı hizmette bulunmağa devam edeceklerdir. Bundan dolayı onların zihinlerini her çeşit yeni ve güya ilerici boş telakkiler ve tuhaf nazariyeler ile yönetmeğe devam edeceğiz. Biz bütün başarımızı, ilerleme kelimesi ile Yahudi olmayanların beyinsiz kafalarım döndürerek kazanmadık mı? Yahudi olmayanlar arasında bu kelimenin altında yatan ve içinde maddi icatlara ait bir mesele bulunmayan, hakikatten her hali ile ayrı olan manayı, hakikatin bir olduğunu ve hakikatin içinde ilerleme için yer olmadığını fark edecek bir dimağ bile yoktur. İlerleme, tanrının seçtiği kavim olan bizlerden başkası bilmesin diye hakikati gizlemeğe hizmet eden aldatıcı bir fikirdir. Beşeriyeti lütufkar idaremiz altına almak gayesiyle onu alt üst etmiş bulunan büyük meseleleri, krallığımızı kurduğumuz zaman konuşmacılarımız açıklayacaklardır. Bütün bu halkları yüzyıllar boyunca kimsenin keşfedemediği bir siyasi plana göre bizim kademe kademe aldattığımızdan o zaman kim şüphe edebilir?


PROTOKOL 14


Kaderimizin bağlı olduğu ve kendisi vasıtası ile bizim kaderimiz ile dünyanın kaderleri birleştirilmiş olan bir olan tanrıya ait dinimizden başka mevcut diğer dinler, krallığımızı kurunca bizim için istenilmez olacaktır. Bundan dolayı biz diğer bütün inanç şekillerini ortadan kaldırmalıyız. Eğer bu durum tanrıya inanmayan kimselerin ortaya çıkmasına sebebiyet verirse ki onları bu gün de görüyoruz, bu durum sadece bizim görüşlerimizle karışık bir geçiş merhalesi olarak kalmayacak, fakat o nesillere bir ikaz olarak hizmet edecek ve onlar bizim Musa dinine ait vaazlarımıza kulak vereceklerdir. Onun sağlam ve tamamen ayrıntılı bir şekilde hazırlanmış sistemi ile bütün dünya halktan bizim tebamız haline getirilecektir. Biz onun mistik tarafına ağırlık vereceğiz. İleride de söyleyeceğimiz gibi onun bütün terbiyevî kuvvveti buna dayanır.

Sonra mümkün olan her fırsatta makaleler neşredecek ve makalelerde bizim lütufkar idaremiz ile geçmiş çağlar arasında mukayeseler yapacağız. Her ne kadar yüzyıllar süren kaynaşma sonucu zorla elde edilmiş ise de sükunet, bizim menfaatlarımızı arzu ettiğimiz yüksek ferahlığa ulaştıracaktır. Yahudi olmayan hükümetlerin hatalarım en parlak renkler içinde tasvir edeceğiz. Biz onlara karşı öyle bir nefret aşılayacağız ki halklar, kölelik durumu içindeki sükuneti övülen, hürriyetin beşeriyete işkence eden ve insan yaşayışının tüm kaynaklarını ne yaptığını bilmeyen alçak maceracılar güruhuna sömürten haklarına tercih edeceklerdir.

Yahudi olmayanların devlet yapılarının el altından mahvına çalıştığımız zaman onları kışkırtarak yaptırdığımız hükümet şekillerinin faydasız değişmeleri halkları o kadar bıktıracaktır ki o vakit onlar idaremiz altında her şeye katlanmayı, yaşamış oldukları bütün dalgalanma ve sefaletlere tekrar tahammül etmek riskine girmeye tercih edeceklerdir Aynı zamanda takip ettikleri hayali sosyal fayda planlarında, bu planların beşer hayatinin temeli olan dünya çapında münasebetlerde asla daha iyi bir durum meydana getirmeyip daha kötü bir durum meydana getirmeğe devam ettiğine dikkat etmeden beşeriyete gerçek faydası olan her şeyi anlamaktaki eksiklikleri sebebiyle yüzyıllar boyunca beşeriyete eza veren Yahudi olmayan hükümetlerin tarihi hataları üzerinde ısrarla durmayı ihmal etmeyeceğiz. Prensiplerimizin ve metotlarımızın bütün gücü bizim onları sosyal hayattaki ölü ve bozulmuş eski düzen şeylerin parlak bir tezadı gibi göstermemiz ve o şekilde yorumlamamız keyfiyetinde yatar.

Filozoflarımız Yahudi olmayanların çeşitli inançlarının kusurlarını münakaşa edeceklerdir. Fakat bizim inancımız bizden başka kimse tarafından tamamiyle öğrenilemiyeceğinden bizden hiç kimse de onun sırlarını ifşa etmeye cesaret edemeyeceğinden kimse bizim inancımızın bakış açışısını hiçbir zaman münakaşa mevzusu yapamayacaktır.

İlerici ve aydınlanmış olarak tanınan memleketlerde manasız, iğrenç, menfur bir edebiyat meydana getirdik. Üst makamlarımızdan yayınlanacak olan parti programının lisanı ile arasındaki farkın tesirli bir şekilde gösterilmesine yardımcı olsun diye bizim iktidara geçişimizden sonra da bir müddet için bu edebiyatın varlığını teşvik etmeye devam edeceğiz. Yahudi olmayanların önderleri olmak için yetiştirilmiş olan Sion liderlerimiz, nutuklar, projeler, hatıralar, makaleler tertip edecekler ve bunlar bizce Yahudi olmayanların zihinlerine tesir etmek ve onların bizim tarafımızdan kararlaştırılan ilim, anlayış ve şekillerine doğru sevkedilmeleri için kullanılacaklardır.


PROTOKOL 15


Mevcut bütün hükümet şekillerinin değersizliği kesin olarak kabul edildikten sonra her yerde bir ve aynı günde yapılması hazırlanan hükümet darbelerinin yardımı ile nihayet kesinlikle krallığımızı kurduğumuz zaman (ki bunların vukuundan evvel az bir zaman değil belki de hatta tam bir yüzyıl geçecektir), bize karşı plan olabilecek şeylerin artık mevcut olmadığını görmeyi kendimize vazife edineceğiz. Bu amaç ile bizim krallığımızı kurmamıza silahla karşı koyanların hepsini merhametsizce öldüreceğiz. Gizli bir cemiyete benzeyen her çeşit yeni müessesenin kurulması da ölümle cezalandırılacaktır. Onlardan halen mevcut bulunanları, ki bizce bilinmektedirler, bize hizmet etmekte ve etmiş olanları dağıtacağız ve üyelerini Avrupa’dan çok uzak olan kıtalara sürgüne göndereceğiz. Çok şeyleri bilen Yahudi olmayan masonlar için de aynı tarzda muameleyi takip edeceğiz. Bazı sebeplerle sürgüne göndermekten istisna edeceklerimizi de devamlı sürgün korkusu içinde tutacağız. Gizli cemiyetlerin bütün eski üyelerini bizim idare merkezimiz olan Avrupa’dan sürgün edilmeye tabi tutan bir kanun yürürlüğe koyacağız.

Bizim hükümetimizin kararları nihai olacak ve bunlara karşı müracaat yolları bulunmayacaktır. Aralarına derin bir şekilde anlaşmazlık ve itimatsızlık ekip kökleştirdiğimiz Yahudi olmayan cemiyetlerde düzeni idare etmek için mümkün olan tek yol otoritenin kuvvetini açıkça ispat eden merhametsiz tedbirler almaktır. Mağdur duruma düşenler dikkat nazarına alınmamalıdır. Onlar bu duruma istikbaldeki refah için katlanacaklardır. Bu refahın elde edilmesi fedakarlıklar bahasına da olsa her çeşit hükümetin vazifesidir. Hükümetlerin mevcudiyeti yalnız imtiyazları sebebiyle değil, aynı zamanda yükümlülükleri sebebiyle tanınır. İdarenin sağlamlığının başlıca teminatı iktidar halesinin kuvvetlendirilmesi ve bu halenin sadece mistik sebeplerden tanrının seçmesinden gelen yüzündeki dokunulmazlık alametlerinin o muhteşem ve sarsılmaz kudretten alınmış olmasıdır. Son zamanlara kadar Rusya otokrasisi böyleydi ve Papalığı saymazsak dünyada tek ve yegane önemli düşmanımız o idi. Halk kendisini cesaret ve fikir kuvveti ile hipnotize edene dokunmaz. Krallığımızı kuracağımız zamana kadar geçecek müddet zarfında biz aksi istikamette bir yolda hareket edeceğiz.

Dünyadaki her memlekette serbest mason locaları kuracağız ve çoğaltacağız, Onlara kamu faaliyetlerinde şöhretli olan veya olabilecek herkesi çekeceğiz. Çünkü biz başlıca haber alma büromuzu ve tesir vasıtalarımızı bu localarda bulacağız. Bütün bu localar yalnız bizce bilinen ve başka kimse tarafından katî surette bilinmeyen Sion liderlerimizden müteşekkil bir merkezi idare altında toplayacağız. Bu locaların kendilerinin mümessilleri bulunacak ve onlar yukarıda bahsedilen masonluk idaresini gizlemeye hizmet edecekler ve onlardan alacağı parola ve programı tevzi edeceklerdir. Bu localarda bütün devrimci ve liberal unsurları birbirine rapteden düğümü bağlayacağız. Onlar cemiyetin her tabakasından bir araya getirilmiş olacaklardır. En gizli siyasi planlar bizim tarafımızdan bilinecek ve bu planlar henüz onların düşünüldükleri günde bizim rehberlik edici ellerimize düşecektir.

Enternasyonal ve milli polis teşkilatmızın hemen hemen bütün ajanları bu localann üyeleri arasında bulunacaklardır. Onların bu hususta bize hizmetlerinin yeri doldurulamaz. Çünkü polis teşkilatı yalnız itaatsizlere karşı kendi özel tedbirlerini kullanma durumunda olmayıp aynı zamanda bizim faaliyetlerimizi gizler ve hoşnutsuzluklar için bahaneler sağlar, vesaire. En istekli şekilde gizli cemiyetlere giren halk sınıfı; açık gözlülükle geçimlerini sağlayanlar, mesleği bakımından ilerlemeye meraklı olanlar ve bütün halk içerisinde en kararsız olan kimselerdir. Bizim onlarla iş yapmakta, tarafımızdan icat edilen makinenin mekanizmasını kurmak için onları kullanmakta müşkülatımız olmayacaktır.

Eğer dünyada karışıklıklar büyüyorsa bunun manası şudur ki onun büyük dayanışmasını parçalamak için bunları biz tahrik etmişizdir. Bunların arasından bir entrika ortaya çıkarsa o zaman bu entrikanın başı bizim en güvenilir hizmetkarlarımızın birisinden başkası olmayacaktır. Tabii ki masonik faaliyetlere rehberlik etmesi gerekenler başkaları değil bizleriz. Çünkü nerede idare edildiğimizi biz biliriz. Her çeşit faaliyette nihai gayenin ne olduğunu biz biliriz. Halbuki Yahudi olmayanlar hiçbir bilgiye sahip değildirler. Hatta faaliyetin derhal olan tesirini dahi bilemezler. Onlar çok kere düşüncelerinin icra edilip tamamlanmasında kendi görüşlerinden tatmin olmanın bir anlık hesabını göz önünde tutarlar ve hatta dikkat etmezler ki bu muayyel fikir asla onların kendi şahsi teşebbüslerine ait değildir. Fakat biz onların düşüncelerini hare kete geçirmişizdir.

Yahudi olmayanlar mason localarına ya merak saiki ile veya halka mahsus çörekten kemirebilmek ümidi ile girerler. Onlardan bazıları da (kendilerinin tatbik kabiliyeti olmayan) temelsiz ve tuhaf fikirlerine halk önünde dinleyici bulabilmek için girerler. Bunlar şöhret heyecanına ve alkışa susamışlardır ki bu hususlarda biz dikkate değer derecede eli açık bulunmaktayız. Onlara bu şöhreti vermemizin sebebi onlarda doğuracağı kibirlilikten istifade etmek içindir. Çünkü bu anlayışsızlık; onları, bizim telkinlerimize karşı uyanık bulunmadan ve bu telkinlerin kendi düşüncelerini ifade ettiğine ve bunları başkalarından almış olmanın imkansız olduğuna dair tam bir yanılmazlık duygusu içinde, bizim telkinlerimize uygun hale getirir. Yahudi olmayanların en tedbirlisinin bile kibirlilikleri yüzünden ne derece saflık durumuna getirilebileceğini ve aynı zamanda en önemsiz bir şöhret noksanlığı ile, her ne kadar bu durum onların hoşlandığı alkışların kesilmesinden başka bir şey değilse de, onların kalplerini yerinden çıkarmanın ne kadar kolay olduğunu ve kendilerini bir şöhret kazanma uğrunda kölece boyun eğme durumuna indirdiğini tasavvur edemezsiniz. Onların bu maddiyatçı psikolojisi bizim onları gerekli gördüğümüz istikamete yöneltmek vazifemizi kolaylaştırıyor. Görünüşte kaplan olan bu kimseler koyun ruhuna sahiptirler. Herkes onların başları arasından serbestçe geçer.

Biz onları kollektivizmin sembolik birliği tarafından ferdiyetin yok edilmesi hususundaki bir fikrin oyuncak atına bindirdik. Onlar şimdiye kadar düşünme dirayetine sahip olamadılar ve ileride de olamayacaklar ki bu oyuncak at en mühim yaratılış kanununa açık bir aykırılık göstermektedir. Şöyle ki dünyadaki her mahluk diğerine benzemeyen bir ferttir. Ve bu durum kesinlikle ferdiyetin tesisi amacına matuftur. Eğer biz onları böyle budalaca bir körlük çukuruna düşürmeye muktedir olduysak bu ispat etmez mi hem de hayret edilecek derecede açık olarak ispat etmez mi ki Yahudi olmayanların kafası bizim kafamıza kıyasla o derece gelişmiş değildir? İşte asıl bu bizim başarımızı garantiler.

Sion liderlerimiz eski zamanlarda, önemli bir netice elde etmek için herhangi bir vasıta önünde duraklamamamız ve netice uğrunda feda edilen kimseleri hesaba katmamamız gerektiğini söylerken ne derece uzak görüşlü idiler. Yahudi olmayan sığırların zürriyetinden olan kimselerden feda edilenleri hesaba katmış değiliz. Her ne kadar biz de kendi aramızdan birçoklarını feda etmiş isek de bu sebeple bizi şimdiden onlar dünya üzerinde öyle bir duruma getirdiler ki onlar bunu hayal dahi edemezlerdi. Nispeten az sayıda olan bizim feda ettiğimiz kimseler bizim milletimizi yok olmaktan kurtardı.

Ölüm herkes için kaçınılmaz bir sonuçtur. İşlerimize engel olanları bu sonuca yaklaştırmak, bu işleri tesis eden bizleri yaklaştırmaktan iyidir. Biz, masonları o derece tedbirli bir şekilde öldürüyoruz ki biraderlerimizden başka kimsenin hatta kendilerinin bile bizim ölüm hükmümüzden bir şüpheleri mevcut olamaz. Onların hepsi gerektiği zaman sanki normal şekilde bir hastalık sebebiyle imiş gibi ölürler. Bunu bildikleri için o localardaki biraderler dahi bize karşı itiraza cesaret edemezler. Bu metotlarla biz masonluğun içinden bizim tertiplerimize karşı her türlü itiraz tohumlarım söküp attık.

Biz bir taraftan Yahudi olmayanlara liberalizm telkin ederken diğer taraftan kendi halkımızı ve ajanlarımızı münakaşa götürmez bir itaat durumunda tutuyoruz. Bizim tesirimiz ile Yahudi olmayanların kanunlarının tatbiki asgari hadde indirilmiştir. Kanun tesiri bu sahada yapılan liberal yorumlamalar ile giderilmiştir. En mühim ve temel iş ve meselelerde hakimler bizim kendilerine dikte ettiğimiz şekilde karar verirler ve Yahudi olmayanların idaresi hususunda mevzuları bizim tuttuğumuz ışık altında görürler. Tabii bizim oyuncağımız olan fakat kendileri ile iş gördüğümüzü harice bildirmediğimiz şahısları, gazete görüşlerini ve diğer vasıtaları kullanırız. Hatta senatörler ve yüksek idare makamlarındakiler bile bizim nasihatlanmızı kabul ederler. Yahudi olmayanların safi hayvan kafası, analiz ve müşahedeye ve bundan başka muayyen bir tarzda sorulan bir sualin neyi hedef aldığım önceden görmeğe kabiliyetli değildir. Yahudi olmayanlar ile bizim aramızdaki bu düşünce kapasitesi farkından, Yahudi olmayanların hayvan kafasına karşılık bizim seçilmiş kavim olarak dururmumuzun ve yüksek kaliteli insanlığımızın mührü açıkça farkedilebilir. Onların gözleri açıktır. Fakat kendilerinden başka bir şey görmez ve onlar icatta bulunamaz (ancak belki maddi şeyler içad edebilirler). Bundan açıkça anlaşılır ki, yaratılıştan dünyanın sevk ve idaresi bize verilmiştir.

Bizim hükmetmeğe açıktan açığa başlayacağımız ve o idarenin lütuflarını göstereceğimiz vakit gelince bütün kanunları yeniden yapacağız. Herhangi bir kimsenin onları tam olarak bilecek durumda olması için bizim bütün kanunlarımız, kısa, sade, daimi olacak ve içlerinde hiçbir çeşit yorumlamalar bulunmayacaktır. Müştereken sahip olacakları başlıca özellik düzene itaat ettirecek ve bu prensibi yüksek bir seviyeye getirecek olmalarıdır. En aşağıdaki ferde kadar herkes iktidar temsilcisinin yüksek otoritesi karşısında sorumlu tutulacağından her suiistimal o zaman kaybolacaktır. İkinci derecedeki memurların yetki su istimalinin son bulması için o kadar merhametsizce cezalandırılacaklardır ki kimse kendi yetkileri ile bunu deneme hevesi bulamayacaktır.

Devlet mekanizmasının pürüzsüz işlemesinin bağlı olduğu idarenin her hareketini titizlikle takip edeceğiz. Çünkü bundaki gevşeklik heryerde gevşeklik doğurur. Bu tek kanuna aykırılık veya yetki suiistimali hali bile ibret teşkil eden bir şekilde cezalandırmanın dışında tutulmayacaktır. Suçu gizleme, idare hizmetlerinde bulunanların suça göz yummaları bütün bu çeşit kötürlüler şiddetle cezalandırmanın daha ilk misallerinin akabinde görünmez olacaktır. İktidarımızın halesi kendisinin üstün nüfuzunu kazanma uğruna en küçük bir karşı gelme için uygun cezayı yani zalim bir cezayı gerektirir. Buna maruz kalan kimse her ne kadar uğradığı ceza kusurunu aşmış olsa da idari muharebe sahasında otorite, prensip ve kanun umuma ait arabanın dizginlerim ellerinde tutanların umumi  yoldan kendi hususi patikalarına sapmalarına müsaade etmez. Mesela bizim hakimlerimiz bileceklerdir ki her ne zaman kendileri budalaca müsamaha duygusuna sahip oldukları intibasını bırakırlarsa, o zaman kendileri adli kanunu ihlal ediyorlardır. O kanunlar ki kusurlardan dolayı verilen cezaların insanları ıslah edici birer ibret teşkil etmeleri için tesis edilmişlerdir, hakimlerin ruhsal niteliklerini göstermeleri için değil. Bu gibi nitelikler beşer hayatinin terbiyevi temsili olan umumi bir meydanda değil hususi hayatta gösterilmeğe uygundurlar.

Bizim adliye personelimiz 55 yaştan sonra hizmet edemeyeceklerdir. Bunun ilk sebebi yaşlı adamlar önceden edindikleri fikirleri daha büyük bir mukavemetle devam ettirirler ve yeni emirlere itaat etmeğe daha az kabiliyetlidir. İkinci sebebi ise bu tedbirleri takiben biz personelin değiştirilmesinde daha büyük bir esneklikten istifade edeceğiz ki böylece bizim baskımız altında daha kolaylıkla eğileceklerdir. Mevkiini muhafaza etmek isteyen kimse ona layık olmak için kör bir itaat göstermeğe mecbur olacaktır. Genellikle hakimlerimiz bizim tarafımızdan ve oynamağa mecbur oldukları rolün cezalandırmak ve kanunları tatbik etmek olduğunu ve Yahudi olmayanların bu günlerde hayal ettiği gibi devletin terbiyevi planı zararına olarak liberalizm göstermek hülyasına kapılmak olmadığını tamamen anlayan kimseler arasından seçilecektir. Personeli değiştirme hususundaki bu metot aynı memuriyeti yapanların toplu dayanışmasını yok etmeğe ve onların hepsini akıbetlerinin dayalı olacağı hükümet menfaatlerine bağlamaya da hizmet edecektir. Hakimlerin genç nesli tebamızın kendi aralarında tesis edilen düzeni karıştırabilecek herhangi bir suistimalin kabul olunmazlığı hususunda kesin bir görüş içinde yetiştirileceklerdir.

Bu günlerde Yahudi olmayanların hakimleri memuriyetlerinin tam bir anlayışına sahip olmayarak her çeşit çürüme karşı müsamaha gösteriyorlar. Çünkü şimdiki çağın idarecileri, hakimleri vazifeye tayin ederken onlara kendilerinden istenen bir vazife duygusu ve mevzuya vukuf aşılamağa dikkat etmezler. Av aramak için yavrusunu koyveren vahşi bir hayvan gibi Yahudi olmayanlar da kendi tebasına kazançlı mevkiler verir ve bu gibi memuriyetlerin hangi gaye ile meydana getirildiğini onlara aşılamayı düşünmezler. Onların hükümetlerinin, kendi idarelerinin davranışı sebebiyle bizzat kendi kuvvetleri tarafından mahvedilmelerinin sebebi budur. Bu hareketlerin neticelerine dair misalden bizim hükümetimiz için diğer bir ders daha çıkaralım. Devlet yapımız için, ikinci derecede memurların yetiştirilmelerine mesnet olan idari teşkilatımızın bütün önemli stratejik mevkilerinden liberalizmi söküp çıkaracağız. Bu gibi mevkiler münhasıran idarede hükmetmek için yetiştirdiğimiz kimselere düşecektir. Eski memurların emekliye ayrılmalarının hazineye ağır yük olacağı şeklindeki muhtemel bir itiraza şu cevapları veririm.

Evvela onlara kaybettikleri mevki yerine bazı hususi vazifeler bulunacaktır. İkinci olarak söylemeye mecburum ki dünyadaki bütün para bizim ellerimizde toplanacaktır. Bundan dolayı bizim hükümetimiz masraftan korkmaya mecbur değildir. Bizim istibdatımız her şeyde bir kademe halinde bulunacak ve bundan dolayı onun herbir kararı içinde üstünlüğümüz saygı görecek ve bu kararlar muhakkak, surette yerine getirilecektir. İstibdatımız hiçbir homurdanma ve hiçbir hoşnutsuzluğa önem vermeyecek ve ibret verici mahiyette cezalandırma hareketi ile onların her çeşit tezahürünün kökünü yok edecektir. Biz mahkeme kararlarının nakzedilmesi yetkisini kaldıracağız. O yetki münhasıran bizim tasarrufumuza, bizim hükümdarımızın yetki sahasına geçirilecektir. Çünkü bizim işe başlattığımız hakimlerin kararlarının doğru olmayabileceğine dair halk arasmda bir fikrin doğmasına müsaade etmemeliyiz. Eğer bununla beraber buna benzer bir şey vuku bulursa kararı biz nakzedeceğiz fakat aynı zamanda vazifesini ve kendi tayin edilişinin gayelerini anlamadaki noksanlığı sebebiyle bu gibi hallerin tekerrürünü önleyecek şekilde o hakimi ibret verici bir şekilde cezalandıracağız.

Tekrar ediyorum, hatırda tutmalıdır ki idaremizin her adımında onun sadece halkın bizden memnuniyetini yakından göstermeye ihtiyaç olduğunu bileceğiz. Çünkü halkın iyi bir hükümetten iyi bir memur istemeye yetkisi vardır. Hükümetimiz, hükümdarlarımızın vazifesi üzerinde bir babanın koruyucu görünüşüne sahip olacaktır. Kendi kavmimiz ve tebamız onun şahsında kendilerinin her ihtiyacı ve işiyle ve hükümdar ile olan münasebetleriyie olduğu kadar onların teba olarak birbirleri ile olan münasebetleri ile de alakadar olan bir baba farkedeceklerdir. Onlar çocuklarını vazife ve itaat hisleri içinde tutmak isteyen tedbirli ana babalar gibi onların hayatlarında her şeyi düzenlediğimizden memnun olacaklardır. Çünkü dünya halkları, devletimizin sırları hususunda daima rüşde ermemiş çocuklar durumunda bulunacaklardır, tamamen kendi hükümetimizin durumu gibi. Gördüğünüz gibi istibdatımızı hak ve vazife üzerine koruyorum.

Vazife yapmaya zorlama yetkisi, tebasını bir baba gibi gözeten bir hükümetin doğrudan doğruya borcudur. O, kuvvetlinin hakkına sahiptir ki o hakkı beşeriyeti yaratılıştan tayin edilen nizam istikdmetine yeni itaata sevketme yararına kullanmalıdır. Dünyada her şey bir itaat durumundadır, İnsana değilse şartlara veya kendi iç karakterine, her durumda daha kuvvetli olana. Bu sebepten iyilik uğruna kuvvetli olacağız. Kurulu düzeni ihlal edici bir fiilde bulunan fertleri tereddütsüz olarak feda etmeye mecburuz. Çünkü kötülüğün ibret verici şekilde cezalandırılmasında büyük bir terbiyevi mesele yatar. İsrail kralı Avrupa’nın kendisine sunduğu tacı kutsal başına giydiği zaman dünyanın atası olacaktır. Uygun görmesi sebebiyle onun zaruri olarak feda edeceği kimselerin sayısı Yahudi olmayan hükümetlerin azamet düşkünlüğü yüzünden yüzyıllar boyunca aralarındaki rekabet sebebiyle feda edilenlerin sayısına asla ulaşmayacaktır. Bizim kralımız kürsüsünden halklara şöhreti aynı saatte bütün dünyaya yayılacak olan nutuklar söyleyerek onlar ile devamlı birlik içinde olacaktır


PROTOKOL 16


Bizimkilerin dışında bütün toplu kuvvetlerin yıkılmasına tesir etmek için toplu hareketlerin ilk merhalesi olan üniversiteleri yeni bir istikamette yeniden eğiterek kuvvetten düşüreceğiz. Onların görevlileri ve profesörleri en az bir şekilde dahi ayrılmaya yetkili olmayacakları gizli ve teferruatlı faaliyet programı ile vazifeleri için hazırlanmış olacaklardır. Onlar hususî bir ihtiyatla ve tamamı ile hükümete tabi olarak vazifelerine tayin edileceklerdir. Siyasi meselelerle alakalı dersleri olduğu gibi devlet hukukunu da ders programının haricinde tutacağız. Bu mevzular yeni başlayan talebeler orasından üstün kabiliyetlerinden dolayı seçilen birkaç düzine şahsa öğretilecektir. Üniversiteler, artık sınıflarından babalarının dahi asla düşünce kuvvetine sahip olmadığı siyasi meselelerle uğraşarak anayasa için bir komedi veya bir trajedi şeklinde uygunsuz planlar hazırlayan zayıf tabiatlı adamlar salıvermemelidir.

Çok sayıda kimselerin devlet meselelerine dair yanlış malumatı, Yahudi olmayanlann bu istikamette bütün dünyadaki eğitiminin misalinden siz kendiniz de bizzat görebileceğiniz gibi ütopik hayal kuranlar ve kötü teba meydana getirir. Kendilerinin düzenini çok parlak bir şekilde bozan bütün prensipleri onların eğitimine sokmak gereğini duyduk. Fakat biz iktidarda olduğumuz zaman eğitim programından her çeşit kanştırıcı mevzuu kaldıracağız ve gençlikten otoriteye itaatli, idare mevkiindeki şahsı kendilerine bir dayanak olarak seven, sulh ve sükun bekleyen kimseler meydana getireceğiz.

İçinde iyiden ziyade kötü misaller bulunar klasikçilik ve herhangi bir çeşit ilk çağ tarih tahsili yerine geleceğe ait programîarın tahsilini koyacağız. Biz insanların hafızalarından evvelki yüzyılların hoşumuza gitmeyen bütün olaylarım sileceğiz ve sadece Yahudi olmayan hükümetlerin bütün hatalarını tasvir edenleri bırakacağız. Ameli hayata, düzenin gerektirdiği yükümlülüklere, halkın birbirleri ile olan münasebetlerine, kötülüğü yayan ve bulaştıran kötü ve egoistçe örnek olmaktan kaçınmaya dair dersler ve terbiye dünyasının benzer meseleleri öğretim programının ön sırasında yer alacaktır. Öğretimi hiç bir surette genelleştirmeden bunlar hayattaki her ihtiyaç ve mesleğe göre ayrı bir planda hazırlanacaktır.

Meselenin bu şekilde ele alınışı özellikle mühimdir. Her sosyal sınıf, hayattaki hedefi ve vazifesine uygun sert sınırlar içinde yetiştirilmelidir. Ara sıra görülen istidatil kimseler hayatta diğer sosyal sınıflara geçme imkanı bulmuşlardır ve daima bulacaklardır. Fakat bu nadir istidatlı kimseler uğruna kabiliyetsiz kimselerin kendilerine yabancı olan saflara geçmelerine ve o saflara doğuştan veya vazife ile sahip olan kimselerin yerlerini talan etmelerine müsaade etmek tam bir budalalık olur. Bu açık manasızlığa müsaade eden Yahudi olmayanlar için bütün bunların ne netice doğurduğunu siz kendiniz bilirsiniz. Hüküm süren kimsenin tebasının kalplerinde ve kafalarında sağlamca yerleşmesi için, onun faaliyeti müddetince bütün millete okullarda ve umumi yerlerde maksat ve işleri ve bütün lütufkar teşebbüslerine dair bilgi vermesi gereklidir. Biz her çeşit ders verme hürriyetini kaldıracağız. Her yaştaki talebeler ana babaları ile birlikte bir dernekte olduğu gibi eğitim müesseselerinde toplanma hakkına sahip olacaklardır. Tatil günlerinde öğretmenler bu toplantılarda beşeri ibret verici kanunlar, şuursuzca münasebetlerden doğan sınırlamalar ve nihayet henüz dünyaya ilan edilmemiş yeni nazariyeler meseleleri üzerinde serbest konferanslar vereceklerdir. Bu nazariyeleri bizim inancımıza bir geçiş merhalesi olarak meydana getireceğiz. Şimdiki zamandaki ve gelecek zamandaki faaliyetimizin programının açıklanması tamamlanınca ben size bu nazariyelerin esaslarını okuyacağım.

Kısaca, halkın fikirlerle yaşayıp idare edildikleri ve bu fikirleri yalnız her yaştakiler için, tabii değişik metodlar ile olmak üzere aynı başarıyı sağlayan eğitim vasıtası ile öğrendiklerini birçok yüzyılların tecrübesi ile bilerek düşünce bağımsızlığının son parıltısını da bütün bütün elimize geçirecek ve kendi menfaatimiz için kullanmak üzere zaptedeceğiz. Esasen biz uzun zamandanberi mevzu ve fikirlere kendi menfaatımize göre yön veriyoruz. Düşünceye gem vurma sistemi şimdiden görerek öğrenim denen sistem ile uygulamaya konmuştur. Bunun amacı Yahudi olmayanları, kendilerinde bir fikir teşekkülü için gözlerinin önüne bir şeyler getirilmesini bekleyen uysal hayvanlar haline getirmektir. Fransa’da en iyi ajanlarımızdan biri olan burjuvazi şimdiden yeni bir «görerek öğrenim» programım yapmış bulunmaktadır.


PROTOKOL 17


Avukatlık mesleğinin icrası soğuk, zalim, inatçı, karaktersiz insanlar meydana getirir. Bunlar her meseleyi şahsa bağlı olmayan sırf hukuki görüş noktasından ele alırlar. Onların kökleşmiş alışkanlığı her şeyde o işin neticelerinin kamuya faydasına değil, onun maddi mahiyetinin müdafaa yönünden değerine bakmaktır. Onlar çoğunlukla herhangi bir şeyin müdafaasını üzerlerine almayı reddetmezler. Hukuk ilminin en ufak bir meselesi üzerinde münakaşalar yaparak her ne pahasına olursa olsun bir beraat kararı almağa uğraşırlar ve bu suretle adaleti bozarlar. Bu sebepten dolayı biz bu mesleği dar bir çerçeveye sokacağız ve onu umumi icra hizmeti sahası içinde tutacağız. Avukatlar aynen hakimler gibi davada taraf olan şahıslarla haberleşme yetkisinden mahrum edileceklerdir. Onlar işi sadece mahkemeden alacaklar ve o işi rapor ve belge notları ile tetkik edecekler ve müvekkillerini meydana çıkan hadiselere dair mahkemede sorguya çekilmelerinden sonra müdafaa edeceklerdir. Onlar müdafaanın mahiyetine bakılmaksızın bir ücret alacaklardır. Bu durum takibat yararına raportör olacak savcıya karşı onları yalnız adalet yararına hukuk mesleği icra eden raportörler durumuna getirecektir. Bunlar mahkemelerde işleri kısaltacaktır. Bu yol ile şahsi menfaattan değil, kanaat getirmek suretiyle yürütülen dürüst, tarafsız bir müdafaa uygulaması tesis edilecektir. Bu aynı zamanda sadece en fazla para veren tarafı kazandırmak hususunda anlaşmak için avukatlar arasındaki bozuk pazarlık alışkanlığını da ortadan kaldıracaktır.

Uzun zamandan beri Yahudi olmayanların din adamlarım itibardan düşürmek ve bu suretle onların dünya üzerindeki faaliyetlerini yıkmağa dikkat ediyoruz. Onlar bize bu günlerde hala büyük bir engel olabilirler. Günden güne onların dünya halkları üzerindeki tesiri azalıyor. Vicdan hürriyeti her yerde ilan edilmiştir. Bu sebeple şimdi bizi Hıristiyan dininin tamamen yıkılması anından ayıran müddet; sadece seneler ile ifade edilecek kadar kalmıştır. Diğer dinler için de böyledir. Bununla beraber onlarla uğraşmada daha az müşkülatımız olacaktır. Fakat bundan şimdi bahsetmek mevsimsizdir. Biz siyasette kilisenin nüfuzunu ve kilisenin siyasette yer almasını müdafaa edenleri, eski gelişmelerine nispeten geriye götüren dar çerçevelere koyacağız. Papalık sarayım yıkma zamanı nihayet gelince görünmez bir elin parmağı milletleri bu saraya karşı sevk edecektir. Bununla beraber milletler onun üzerine atıldığı zaman biz sanki fazla kan dökülmesini önlemek istiyormuşuz gibi onun müdafileri kisvesinde ileri çıkaracağız. Bu oyalama ile biz onun bütün iç kısımlarına gireceğiz ve emin olun ki bu mevkiin bütün kuvvetini kemirinceye kadar asla bir daha dışarı çıkmayacağız. Yahudilerin kralı dünyanın gerçek papası, enternasyonal kilisenin atası olacaktır.

Fakat biz, gençliği yeni geleneksel dinler için ve müteakiben bizim dinimiz için yeni baştan eğitilirken aradaki zaman zarfında mevcut kiliselere açıktan açığa dokunmayacağız. Fakat biz onlara karşı, ayrılık meydana getirecek şekilde planlamış tenkitçilik yolu ile savaşacağız. Umumiyetle bizim çağdaş basınımız; o zaman devamlı olarak ancak bizim hünerli kabilemizin istidatlı kimseleri tarafından yapılabilecek tarzda her vasıta ile onların nüfuzunu azaltmak için en karaktersiz ifadeler kullanarak devlet işlerini, dinleri, Yahudi olmayanların kabiliyetsizliklerini tenkid etmeğe devam edecektir.

Biz herşeyi resmi polis teşkilatının yardımı olmaksızın göreceğiz. Bu teşkilat, Yahudi olmayanların kullanması için bizim dikkatle hazırladığımız yetki genişliği içinde hükümetlerin görüşünü engellemektedir. Bizim programımızda devlette gönüllü olarak hizmet etme prensibi ile tebamızın üçte biri diğerlerini bir vazife anlayışı ile gözetleme altında tutacaktır. O zaman bir casus ve gammaz olmak bir ayıp olmayacak bir meziyet olacaktır. Bununla beraber asılsız ithamlar merhametsizce cezalandırılacaktır ki bu yetkinin suistimali çoğalmasın.

Ajanlarımız; cemiyetin hem alt tabakalarından hem de üst tabakalarından, vakitlerini eğlence ile geçiren idareci sınıftan, yazarlardan matbaacılardan ve yayınevi sahiplerinden, kitabevi sahiplerinden, katiplerden ve satıcılardan, işçilerden, arabacılardan, hademelerden ve saireden alınacaktır. Bu topluluk hiçbir yetkiye sahip olmayacak ve kendi hesabına hiçbir faaliyette bulunmasına izin verilmeyecektir. Bunun neticesi olarak hiçbir kuvveti olmayan bir polis teşkilatı olarak sadece şahit olacak ve ihbar edecektir. Onların ihbarlarının tahkiki ve tevkif kararı verme yetkisi sorumlu bir gruba ait olacak ve onlar polis işlerini kontrol edeceklerdir. Bununla beraber tevkif kararının fiilen infazı jandarma ve belediye polis teşkilatı tarafından yapılacaktır. Devlet meseleleri ile alakalı herhangi bir şeyi görüp veya duyup da haber vermeyen şahısların gizleme cürümünü işlediği ispat edilecek olursa bununla itham edilip sorumlu tutulacaklardır.

Tam bu günlerde bizzat kendi aile veya üyelerinin kabal’a aykırı herhangi bir şey yaptıklarını farkeden biraderlerimizin onların kabal’dan çıktıklarını ihbar etme tehlikesine girmeğe mecbur tutuldukları gibi, bütün dünya üzerindeki krallığımızda da bütün tebamız için devlete bu yönde hizmet vazifesi yapmak mecburi olacaktır. Böyle bir teşkilat yetki ve kuvvet suistimallerini, rüşvetçiliği, telkinierimizin vasıtası ile insanların üstün hakları şeklindeki nazariyelerimiz ile Yahudi olmayanların adetleri arasına soktuğumuz her şeyi tamamen ortadan kaldıracaktır. Fakat biz başka türlü nasıl onların idaresi ortasında karışıklık sebeplerini önceden hazırlayarak artırabilirdik ? Bu metotlar arasında en önemlilerden biri düzeni yenileme için kullanılan ajanların inatçı bir şekilde kendini beğenmişlik, yetkinin sorumsuzca kullanılması ve en başta rüşvetçilik gibi kötü temayüllerinin gelişme ve ortaya çıkmasını engellemek için elverişli durum bulacak şekilde tayin edilmelidir.


PROTOKOL 18


Otoritenin itibarı için en öldürücü zehir olan gizli polis teşkilatının sıkı tedbirlerini daha kuvvetlendirmek bizim için zaruri hale geldiği zaman biz, taklit karışıklıklar düzenleyeceğiz veya güzel konuşan konuşmacıların işbirliğinde ifadesini bulan bazı hoşnutsuzluk gösterilerinde bulunacağız. Bu konuşmacıların etrafında onların sözlerine yakınlık duyan herkes toplanacaktır. Bu durum Yahudi olmayanların polis teşkilatı arasında bulunan hizmetkarlarımız vasıtası ile bize evlerde arama yapma ve gözaltında tutma bahaneleri verecektir. Konuşmacıların çoğu eğlence sevgisi ve konuşma uğruna hareket ettiklerinden açıktan açığa bir davranışları olmadıkça onlara dokunmayacağız. Sadece onların arasına gözetleyici elemanlar sokacağız. Hatırlanmalıdır ki eğer kendisine karşı sık sık suikastler meydana çıkarırsa o otoritenin itibarı azalır. Bu durum onun zaafiyeti ve daha kötüsü adaletsizliği fikrini hatıra getirir. Biliyorsunuz ki bizim koyun sürümüzün kör koyunları olan ajanlarımız vasıtası ile Yahudi olmayan kralların hayatlarına karşı sık sık suikastlar yaparak onların nüfuzunu kırdık. O ajanlar ki birkaç liberal cümle onları kolayca cürüm işlemeye sevkeder. Yeter ki o cümleler politik renklerle boyanmış olsun. Biz hükümdarları gizli polis teşkilatının tedbirlerini açıkça ilân etmekle zaafiyetlerini kabule icbar etmekteyiz ve bu suretle de otoriteyi yıkıma sürükleyeceğiz.

Bizim hükümdarımız sadece ufak bir muhafız birliği tarafından gizlice korunacaktır. Çünkü biz kendisinin mücadele etmeye kuvvetinin yetmeyeceği veya saklanmaya mecbur kalacağı şekilde kendisine karşı bir ayaklanma olabileceği düşüncesini kabul etmeyeceğiz. Yahudi Olmayanların yaptığı ve yapmakta olduğu gibi eğer biz de bu düşünceyi kabul edersek hükümdarımız için olmasa bile uzak olmayan bir tarihte onun hanedanı için bu sebepten dolayı bir ölüm hükmü imza etmiş olurduk.

Bizim hükümdarımız titizlikle uygulanan dış görünüşüne göre iktidarını sadece milletin menfaatine kullanacak, kendisinin ve hanedanının çıkarını düşünmeyecektir. Bundan dolayı bu durumun müşahadesi ile onun otoritesi bizzat tebası tarafından hürmet görecek ve korunacaktır. Bu şekilde bir açıktan açığa koruma onun kuvvetinin teşkilatlanmasında ki zaafiyeti ispat eder.

Hükümdarımız daima halk arasında zahiren meraklı görünen erkek ve kadınlardan teşekkül eden bir kitle tarafından kuşatılacaktır. Bunlar onun etrafında görünüşte bir tesadüf neticesi imiş gibi ön safları işgal edecekler ve saygısız bir şekilde olan diğer safları geride tutarak iyi bir düzen içinde gibi göstereceklerdir. Bu durum diğer saflar içinde de intizamlı durma numunesi olacaktır. Eğer bir dilekçe sahibi halk arasında görünüp saflar arasından yol açmaya çalışarak dilekçesini hükümdarın eline vermek isterse ön saftakiler bu dilekçeyi alarak dilekçe sahibinin gözlerinin önünde ona vermelidirler ki herkes verilen şeyin yerine ulaştığını ve bunun neticesi olarak da bizzat hükümdarın kontrola tabi olduğunu bilsin. İktidar halesinin mevcudiyeti halkın «kral bundan haberdar olsaydı» veya «kral bunu işitecek» diyebilmesini gerekli kılar.

Resmi gizli polis teşkilatının kurulması ile otoritenin mistik itibarı kaybolur, muayyen bir cüret meydana gelir ve herkes kendini onun efendisi sayar. Hükümete karşı serkeşlik satan kimseler otoritenin kuvvetinin farkındadırlar ve ne zaman bir fırsat çıkarsa otoriteye karşı suikast yapacakları anı gözlerler. Biz Yahudi olmayanlara başka şeyler telkin ettik. Fakat her hadise gizli polis teşkilatının onları nerelere götürdüğünü görmemizi mümkün kıldı. Bize karşı suç işleyenler ciddi bir temele istinat etsin veya etmesin ilk şüpheler üzerine tevkif edileceklerdir. Siyasi bir kabahat veya cürüm işlediğinden şüphelenilen bir şahsa muhtemel bir hata yapma korkusu ile kaçma fırsatı verilmesine müsaade edilemez. Çünkü bu mevzularda biz tam manası ile merhametsiz olacağız. Eğer müsamaha göstererek basit cürümlerde suçun saik ve sebepleri üzerinde durmayı kabul etmek mümkün olsa bile hükümetten başka kimsenin bir şey anlamayacağı meselelerle meşgul olan kimseler için affedilme imkanı yoktur ve hiçbir hükümet de gerçek siyaseti anlayamamıştır.


PROTOKOL 19


Politikada bağımsız olarak ferden çalışmaya müsaade etmiyorsak da diğer taraftan halkın durumunu düzeltmek hususunda her çeşit projeleri gözden geçirmek için hükümetlere teklifleri ihtiva eden her türlü haber ve dilekçe verilmesini teşvik edeceğiz. Bu durum bize tebamızın kusurlarım ve sair hayallerini açıklayacaktır. Biz ya o işi yaparak veya yanlış hükme varan kimsenin kısa görüşlülüğünü ispat ederek tedbirli bir şekilde, onları cevaplandıracağız.

Hükümete karşı serkeşlik satma, bir fil karşısında bir fino köpeğinin kesik kesik havlamalarından başka bir şey değildir. Sağlam teşkilatlanmış bir hükümet için, polis bakış açısında değil, fakat halk bakış açısında, fino köpeği fil karşısında kendi kuvvet ve ehemmiyetinin ne olduğunun tam bir bilmezliği içinde havlar. İkisinin ehemmiyet nispetini gösterecek, ibret almaktan başka bir şeye onun İhtiyacı yoktur ve file gözleri iliştiği an fino köpekleri havlamayı kesip kuyruk sallayacaklardır. Politik cürümler ile kahramanlık yapmanın itibarını kırmak için biz onları hırsızlık, cinayet ve her çeşit kötü ve ahlaksızca cürümleri işleyenlerle aynı kategoride duruşmaya göndereceğiz. Kamuoyu o zaman kendi telakkileri içinde bu cürüm kategorisini diğerleri ile aynı utanç vericilik ile bağlayacak ve onu da aynı ayıp ile damgalayacaktır. Yahudi olmayanları isyan ile mücadele etmede, bu vasıtaları kabul etmekten engellemek için elimizden geleni yaptık ve umarım ki başarı kazandık. Bu sebeple idi ki basın vasıtası ile ve dolaylı olarak tarihe dair zekice derlenmiş okul kitaplarındaki ifadeler ile isyan çıkardıkları iddia ve kabul edilen kimseleri amme menfaatine mazlumlar olarak ilan ettik. Bu ilanlar liberal kimseler gurubunu artırdı ve Yahudi olmayanlardan binlercesini bizim sığır sürümüzün arasına kattı.


PROTOKOL 20


Bugün malî programa temas edeceğiz ki onu planlarımızın en zor, tamamlayıcı ve kesir noktası olarak sözlerimin sonuna bıraktım. Bu bahse girmeden evvel topyekün ima yolu ile zaten söylemiş bulunduğumu size hatırlatmak isterim. Krallığımızı kurunca otokratik hükümetimiz kendisinin bir baba koruyucu rolü oynadığını hatırlayarak kendini koruma prensibi içinde halk kitlelerine budalaca vergiler yüklemekten kaçınacaktır. Fakat devlet teşkilatı pahalı işler. Bu yüzden ihtiyacı olan parayı elde etmek zaruridir. Bundan dolayı bu mevzuda muvazene meselesi üzerinde hususi bir ihtiyatla durulacaktır.

Hükümdarlığımızda kral, devletindeki her şeyin kendisine ait olduğu hukuki faraziyesinden istifade edecektir (ki bu faraziye kolaylıkla gerçekleştirilebilir). Kral, devlet içindeki tedavülleirni düzenlemek için her çeşit meblağın tümünü kanunen müsadere etme yoluna başvurma yetkisine sahip olacaktır. Bundan şu sonuç çıkar ki vergilendirme; mallar üzerine matrah arttıkça nisbeti de artan bir vergi olarak konulacaktır. Bu tarzda ödenmesi gereken kısım kimseyi zorlamadan ve perişan etmeden mal yekününün bir yüzdeki şeklinde ödenecektir. Zenginler bilmelidirler ki fazla mallarının bir kısmım devletin tasarrufuna bırakmak kendilerinin vazifesidir. Çünkü devlet onların mallarının kalan kısminin mal emniyetini ve dürüst kazanç hakkını garanti eder. Dürüst diyorum Çünkü mal üzerindeki kontrol kanuni temele dayalı soygunculuğu ortadan kaldıracaktır. Bu sosyal reform yukarıdan gelmelidir. Çünkü bunun zamanı gelmiştir. Bu bir sulh taahhüdü olarak zaruridir.

Fakirler üzerine vergi bir ihtilal tohumudur ve ufağın peşine düşmek suretiyle büyüğü kaybederek devletin zararına işler. Bundan tamamiyle ayrı olarak sermayedarlar üzerine bir vergi yüklenmesi bizim bu günlerde Yahudi olmayan hükümetlerin kuvvetine yani onların devlet maliyetlerine karşı muvazene olarak serveti topladığımız hususi ellerde servet artmasını azaltır. Sermayeye göre bir yüzde nisbeti içinde artan bir vergi, şimdiki ferde bağlı vergi veya emlak vergisinden daha fazla bir gelir getirecektir. Bu, şimdi bize yalnız bir sebepten faydalıdır ki yahudi olmayanlar arasında rahatsızlık ve hoşnutsuzluk uyandırır. Kralımızın dayanacağı kuvvet, muvazene ve sulh garantisini içinde bulundurur. Çünkü bu şey fert uğruna devlet makinesinin isteyişini sağlamak için sermayedarların gelirlerinden bir kısmını ödemeleri zaruridir. Devlet ihtiyaçları yük hissetmeyen ve ondan yeteri kadar faydalanan kimseler tarafından karşılanmalıdır. Böyle bir tedbir fakirlerin zenginlere karşı kinini yok edecektir. Çünkü fakir onda devlet için lüzumlu mali bir destek, sulh ve refah teşkil fiden bir durum görecektir. Çünkü o bu şeyleri elde etmek için lüzumlu vasıtaların zenginlerin ödediğini müşahade edecektir.

Eğitim görmüş sınıflardan olan vergi mükelleflerinin yeni ödemeler üzerine kendilerini çok fazla üzmemeleri için bu ödemelerin tahsis edildiği yerin tüm hesaplan, hükümdar makamının ve idari müesseselerin ihtiyaçları için tahsis edilecek olanlar gibi meblağlar hariç olmak üzere, kendilerine verilecektir. Hükümdarlık eden kimse kendisine ait hiçbir mala sahip olmayacaktır. Çünkü devletteki her şey onun mal varlığım temsil eder. Başka türlü olsaydı birbirine zıt iki durum olurdu. Hususi servete sahip olma durumu, herkesin umumi malındaki kendisinin mülkiyet hakkını yok ederdi. Hükümdarlık eden şahsın akrabaları devlet imkanları, kaynakları, mali vasıtaları ile bakılacak olan mirasçıları hariç olmak üzere devlet memurları saflarına girmeli veya mülkiyet hakkı elde etmek için çalışmalıdırlar. Kraliyet kanundan olma imtiyazı hazineyi soymaya hizmet etmemelidir. Satın alma, para makbuzu, veya miras alma, matrah yükseldikçe nispet yükselen bir pul vergisine tabi olacaktır. İsmen titiz bir şekilde kaydedilecek olan bu verginin ödendiği ispat edilmeden nakit veya gayrınakit bir mal devredilmesi halinde malın eski sahibi bu transfer anından devir işleminin bildirilmesinden kaçınmanın ortaya çıkarılmasına kadar geçen müddet için vergi üzerine faiz ödemekle yükümlü tutulacaktır.

Devir işlemine dair vesikalar her hafta isim, soyadı ve malın eski ve yeni sahiplerinin daimi ikametgahlarına dair kayıtlarla mahalli hazine dairesine sunulmalıdır. Bu devir işleminin ismen kaydedilmesi lüzumlu şeylerin alım satımının mutat masraflarım geçen muayyen bir meblağdan başlamalıdır. Bu masraflar ise sadece birimin muayyen bir yüzdesi şeklinde bir damga vergisine tabi olacaktır. Şimdi bu gibi vergilerin yahudi olmayan devletlerin gelirlerinin kaç misli olacağım siz tahmin edin. Devlet maliyesi muayyen bir miktar ihtiyat meblağı bulundurmaya mecbur olacak ve toplanan vergilerden bu miktarı aşan kısmı tedavüle sokulacaktır. Bu meblağlar ile umuma ait işler düzenlenecektir. Bu çeşit işlerde teşebbüs devlet kaynaklarından meydana gelecek ve çalışan sınıfı devlet menfaatlarine ve hükümdarlık eden kimselere kuvvetle bağlayacaktır. Aynı meblağlardan bir kısmı da icat verimlilik için mükafati olarak ayrılacaktır.

Hiçbir suretle yukarıdaki muayyen ve serbestçe hesaplanan meblağların bir tek birimi dahi devlet hazinesinde alıkonulamayacaktır. Çünkü paranın mevcudiyeti tedavül etmek içindir ve herhangi bir çeşit para durgunluğu devlet makinesinin işleyişine yıkıcı bir tesir yapar. Çünkü o yağlama yağıdır. Yağlamada ki durgunluk mekanizmanın muntazam işleyişini durdurabilir. Mübadelenin bir kısmı yerine faizli senetlerin ikame edilmesi kesinlikle bu durgunluğu meydana getirmektedir. Bu halin neticesi zaten kafi derecede görülebilmektedir. Biz bir de hesap mahkemesi kuracağız. 0rada hükümdar henüz hesabı tamamlanmamış olan cari ayın hesabı ve henüz tevdi edilmemiş olan evvelki ayın hesabı müstesna olmak üzere devlet gelir ve giderlerinin tüm hesabım her an bulacaktır., Devleti soymada menfaati olmayacak tek ve yegane şahıs onun sahibi olan kimsedir; yani hükümdar. Bu sebepledir ki onun şahsi kontrolü sızıntı ve israf imkanlarını ortadan kaldıracaktır.

Hükümdarın kontrol ve tetkike zaman bulabilmesi için çok kuvvetli vaktini alan adabı muaşeret uğruna kabul merasimlerinde ki temsili görevi kaldırılacaktır. O zaman onun iktidarı tantana ve ihtişam kazanmak için tahtı kuşatan ve devletin umumi menfaatlerini gözetmeyip yalnız kendi menfaatlerini gözeten her devrin adamı olan gözde kimseler arasında parçaları bölüştürülmeyecektir. Yahudi olmayanlar için meydana getirmekte olduğumuz ekonomik krizler parayı tedavülden çekmekten başka vasıtalarla meydana getirilmiş değildir. Devletlerden parayı çekerek muazzam sermayeleri hareketsiz hale getirdik. O devletler ki borç almak için daima o durgun sermayelere müracaat etmeye mecbur oluyorlardı. Bu borçlanmalar faiz ödemeleri ile birlikte devletlerin maliyelerine yüklendi ve onları da sermayedere bağlı köleler yaptı.

Sanayinin küçük sermaye sahiplerinin elinden çıkarak büyük sermayedarların elinde toplanması, halkın ve onlarla beraber devletlerin de bütün enerjisini tüketti. Şimdiki durumda paranın tedavüle çıkarılması umumiyetle fert basma ihtiyaçlara uygun bir şekilde değildir ve bundan dolayı işçilerin bütün ihtiyaçlarım karşılamaz. Paranın tedavüle çıkarılması nüfusun artışına uygun olmalıdır ve bu suretle çocuklar da mutlaka doğdukları günden itibaren para istihlak eden kimseler olarak addedilmelidirler. Tedavülün düzeltilmesi bütün dünya için mühim bir meseledir. Biliyorsunuz ki altının ölçü birimi elması, onu kabul eden devletlerin mahvına sebep olmuştur. Çünkü, o, para için talepleri karşılamaya muktedir bulunmamaktadır. Ayrıca bu talepleri karşılayamasın diye biz altını tedavülden mümkün olduğu kadar kaldırmaktayız. Bizim ölçü birimimiz olarak çalışan insan gücünün fiyatı ortaya konmalıdır, bu birim kağıt ile de hesaplansa odun ile de. Biz para tedavülünü her doğumu miktara ekleyerek ve her ölümü o miktardan çıkararak tebadan her bir kimsenin normal ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yapacağız.

Hesaplar büyük veya küçük idare merkezlerinin her biri tarafından idare edilecektir. Devlet ihtiyaçları için para ödemelerinde gecikmeler olmasın diye bu gibi ödemelerin tutan ve şartları hükümdarın kararı ile tespit edilecektir. Bu durum bir bakanlık tarafından bir müessesenin diğerinin zararına korunmasını ortadan kaldıracaktır. Gelir ve gider bütçeleri yan yana icra edileceklerdir ki uzak olarak birbirlerine karanlık hale gelmesinler. Yahudi olmayanların mali müessese ve prensiplerinde öne süreceğimiz reformları, kimseyi korkutmayacak şekillerde kisvelere sokacağız. Yahudi olmayanların karışıklıkları ile mali işlere soktukları düzensiz karanlığın neticesinde reformların lüzumuna işaret edeceğiz. Bu karşılıkların birincisi ilerde göstereceğimiz gibi onların tek bir bütçe hazırlayarak başlamalarıdır ki bu bütçe aşağıdaki sebep yüzünden seneden seneye artar.

Bu bütçe senenin yarısına kadar sürüklenir, sonra onlar işleri düzeltecek bir bütçe talep ederler ve bunu üç ayda harcarIar. Bundan sonra ek bir bütçe isterler ve bütün bunlar bir tasfiye bütçesi ile sona erer. Fakat müteakip yılın bütçesi bütün ilavelerin yekününe göre hazırlandığından normalden senelik ayrılma bir yıl içinde yüzde elliye kadar ulaşır ve böylece yıllık bütçe on yılda üç misli olur. Yahudi olmayan devletlerin dikkatsizlik ile müsaade ettikleri bu gibi metotlar yüzünden onların hazineleri boştur. Borçlanma dönemleri birbirini takip etmekte ve bunlar kalanı bitirmekte ve yahudi olmayan bütün devletleri iflasa götürmektedir. Tam olarak anlıyorsunuz ki yahudi olmayanlara telkin ettiğimiz bu çeşit ekonomik tertipleri biz tatbik edecek değiliz. Her çeşit borç alma, devletin zayıflığını ve devlet yetkilerinin anlaşılmasının eksikliğini ispat eder.

Ödünç alma durumları tebalarından geçici bir vergi almak yerine el açarak bankerlerimize gelip dilenen hükümdarların başlarının üzerinde bir Demokles’in kılıcı gibi asılıdır. Harici borçlanmalar öyle sürüklerdir ki kendi kendilerine düşmedikçe veya devlet onları fırlatıp atmadıkça devletin vücudundan kaldırılmalarına imkan yoktur. Fakat yahudi olmayan devletler onları koparmaz, kanlarını akıtıp kurutarak kaçınılmaz bir şekilde yok olmaları için gönüllü olarak kendi üzerlerine onlardan daha fazla kaynakta ısrar ederler.

Gerçekten esasında bir borçlanma ve bilhassa bir dış borçlanma nedir ? Bir borçlanma borç alınan sermaye meblağı üzerine bir yüzde nispetinde faiz ihtiva eden tahvil çıkarılmalıdır. Eğer borçlanma yüzde beş nispetinde bir yükümlülük taşırsa bu halde yirmi sene içinde devlet borç alınana eşit bir meblağı boş yere faiz olarak öder. Bu durum kırk sene içinde iki misli, altmış senede üç misli meblağ ödemesine varır ve bunlarla beraber borç ödenmemiş bir borç olarak kalır. Bu hesaptan açıkça anlaşılır ki herhangi bir çeşit fert başına vergilendirme ile devlet, vergi ödeyen fakirlerin son kuruşlarım kendi ihtiyaçları için faizsiz olarak toplayacağı yerde borç para aldığı zengin yabancılar ile hesaplaşmak için ceplerinden almaktadır. Borçlanmalar dahili kaldığı müddetçe yahudi olmayanlar sadece paralarım fakirlerin ceplerinden zenginlerin ceplerine aktardılar. Fakat biz borçlanmaları harici sahaya devretmek için gerekli bütün şahısları satın aldığımız zaman devletlerin bütün serveti bizim kasalarımıza aktı ve yahudi olmayan herkes bize teba vergisi ödemeğe başladı.

Eğer tahtlarında oturan Yahudi olmayan kralların devlet işleri hususundaki sathi olmaları ve bakanların rüşvet almaları veya hükmetme mevkisindeki diğer şahısların mali mevzular üzerindeki anlayış noksanlığı onların memleketlerini bizim hazinelerimizi ödenmesi tamamen imkansız miktarlarda borçlu yapmış ise bu durum bizim büyük zahmetlerimiz ve para masraflarımız olmaksızın başarılmış değildir.

Biz para durgunluğuna müsaade etmeyeceğiz ve bundan dolayı devletin bütün kuvvetini emip bitiren sülüklere faiz ödemesi olmasın diye yüzde bir faizli dizi hariç olmak üzere faizi devlet tahvili olmayacaktır. Faizli senet tedavüle çıkarma yetkisi, münhasıran sanayi şirketlerine verilecektir ki bunlar karlarından ödeme yapma da müşkülat çekmezler. Halbuki devlet bu şirketler gibi borç alınan para üzerine kar yapamaz. Çünkü devlet harcamak için borç alır işte kullanmak için değil. Sanayi senetleri hükümet tarafından da satın alınacaktır ki böylece o şimdiki borçlanma işlemleri ile faiz ödeyici olmak durumundan faiz karşılığı para borç veren durumuna geçecektir. Bu tedbir para durgunluğunu, asalak karları ve tembelliği önleyecektir.

Yahudi olmayanların bağımsız oldukları müddetçe onların arasında bunların hepsi bizim için faydalı idi. Fakat bunlar bizim hükümdarlığımız altında arzu edilen şeyler değildirler. Yahudi olmayanların bizden faizli olarak borç almaları ve bu paraların hepsinin bizimle hesap görmek için aynen ve üstelik faiz de eklenerek kendi devletlerinin cebinden alınması gerekeceğini hiç düşünmemeleri vakıasında belli olduğu gibi onların safi vahşi hayvan beyinlerinin düşünce kuvvetinin gelişmemiş olduğu ne kadar açıktır. İhtiyaçları olan parayı, bizzat kendi halklarından almalarından daha basit ne olabilirdi. Fakat bizim onlara, borçlanma mevzusunu hatta bunda kendileri için bir menfaat görecekleri bir ışık içinde sunmak yolunu bulmuş olmamız, bizim seçilmiş dimağımızın zekasının ispatıdır. Yahudi olmayan devletler üzerinde yaptığımız denemeler ve kazandığımız yüzyılların tecrübeleri ışığında vakti gelince ortaya çıkaracağımız hesaplarımız açıklık ve kesinlikle ayırtedilecek ve bir bakışta herkese icatlarımızın faydalarını gösterecektir. Bunlar bizim yahudi olmayanlar üzerindeki hakimiyetimizi borçlu olduğumuz fakat bizim krallığımızda müsaade edilemez olan bu kötü işlere bir son verecektir.

Muhasebe sistemimizin etrafını öyle engellerle çevireceğiz ki ne hükümdar ne de en önemsiz devlet memuru meydana çıkarılmaksızın en ufak bir meblağı bile tahsis edildiği yerden saptırmak veya muayyen faaliyet planında bi kere tespit edilmiş olandan başka bir tarafa çevirmek durumunda olmayacaktır. Muayyen bir plan olmaksızın hüküm sürmek imkansızdır. Bir vakitler devlet işlerinden başka tarafa çekmek için kendilerine temsili kabul merasimleri, adabı muaşeret kaidelerine riayet etmeyi eğlenceler tavsiye ettiğimiz yahudi olmayan hükümdarlar sadece bizim hakimiyetimizin paravanları idiler. Hükümdarların gözüne giren kimselerin, ajanlarımızın kendileri için çizdiği faaliyet sahasındaki beyanları o hükümdarın yerine geçerek her zaman istikbalin ekonomileri ve ileriye ait gelişme hususunda vaatler ile kısa görüşlü kafalara memnunluk vermişlerdir. Ne ile ekonomi ? Yeni vergiler ile mi ? Bunlar sorulabilirdi. Fakat bizim beyanatımızı ve tasarılarımızı okuyanlar bunları sormadılar. Bu dikkatsizliğin onları nereye götürdüğünü, halkların hayret verici çalışmalarına rağmen onların nasıl bir mali düzensizlik zirvesine vardıklarını biliyorsunuz.


PROTOKOL 21


Son toplantıda bahsettiğim dahili borçlanmaların şimdi teferruatlı bir izahını ilave edeceğim. Harici borçlanmalar bizi yahudi olmayanların milli paraları ile beslenmekte olduklarından onlara dair daha fazla bir şey söylemeyeceğim. Fakat bizim devletimiz için yabancılar yani harici hiç bir şey olmayacaktır. Yahudi olmayan hükümetlere hepsi o devletlerin ihtiyacı olmayan borç paralar vererek paraları iki misli, üç misli ve daha fazla olarak geri almak hususunda, idarecilerin rüşvet almalarından ve hükümdarların gevşekliklerinden istifa ettik. Kimse bize böyle bir şey yapabilir miydi ?

Bundan dolayı ben sadece dahi borçlanmaların teferruatından bahsedeceğim. Devletler böyle bir borçlanma yapılacağını ilan eder ve tahvilleri yani faizli senetleri için iştirak taahhüdü açarlar. Herkes alabilsin diye fiyatlar yüzden bine kadar tayin edilir ve ilk iştirak taahhüdünde bulunanlar için iskonto yapılır. Ertesi gün herkesin onların satın almak için acele ettiği iddia edilerek suni vasıtalarla onların fiyatları yükseltilir. Birkaç gün içinde hazine kasalarının dolduğu ve kullanabileceklerinden fazla para mevcut olduğu söylenir (ondan sonra neden alınsın). İştirak taahhütlerinin tedavüle çıkarılacak borç senetlerim birkaç kat geçtiği iddia edilir. Bu yalanlar içinde bütün merhaleler sonuçlandırılır. Onlar derler ki baksana hükümetin tahvillerine ne kadar güven gösterildi. Fakat komedi oynanırken gerçek ortaya çıkar ki zimmet, hem de gayet ağır bir zimmet meydana getirilmiştir.

Faiz ödemeleri için yeni borçlanmalara baş vurma zaruri olur ki bunlar da ana borcu ortadan kaldırmaz sadece ona eklenirler. Bu kredi tükenince borcun değil yalnız faizin dahi karşılanması için yeni vergiler zaruri olur. Bu vergiler de bir zimmeti kapamakta kullanılan bir zimmettirler. Sonra tahvillerin değiştirilmesi zamanı gelir, fakat bunlar borcu karşılamaksızın faiz ödemesini azaltır ve bunun yanında borç verenlerin müsaadesi olmadan yapılamazlar. Değiştirme ilanı üzerine bir teklif yapılır ki tahvillerini değiştirmek istemeyenlerin paraları iade edilecektir. Eğer herkes isteksizliklerini beyan edip paralarım geri isteseydi hükümet kendi kazdığı çukura düşecek, iflas durumuna gelecek ve teklif ettiği paraları ödemeye muktedir olamayacaktı. Yahudi olmayan hükümetler, tebalarının mali işlere dair hiç bir şey bilmemeleri ve faiz azalmasını paralarının başka yatırımlar için tehlikeve atılmasına tercih etmeleri sayesinde birçok vakitler omuzlarından birkaç milyonluk yükü atmaya muktedir olmuşlardır. Bu günlerde harici borçlanmalar için Yahudi olmayanlar bu oyunları oynayanlardır. Çünkü biliyorlar ki biz paramızın tamamını geri isteyeceğiz. Bu suretle kabul edilen bir iflas birçok memleketler için halkların menfaatlari ile onlara hükmeden kimseler arasında herhangi bir vasıta bulunmadığının en sağlam ispatı olacaktır. Şu ve müteakip nokta üzerine hususi bir dikkat toplamınızı rica edeceğim.

Bu günlerde bütün dahili borçlanmalar dalgalı borçlar adı altında birleştirilmiştir. Yani ödeme vadeleri çok veya az yakın olanlar gibi. Bu borçlar tasarruf bankalarına yatırılan paralardan ve ihtiyat fonlarından meydana gelir. Eğer bunlar uzun müddet için bir hükümetin idaresine bırakılırsa dış borçların faiz ödemeleri olarak uçup gider ve bunların yerini eşit meblağda irad depozitoları alır. Yahudi olmayanların devlet hazinelerindeki bütün delikleri yamayan işte bu sonunculardır. Biz dünya tahtına çıktığımız zaman bütün bu mali ve benzeri desiseler bizim menfaatimizle uygun olmadıklarından süpürülüp giderilecekir. Böylece bir iz bırakmadan bütün para borsaları da ortadan kaldırılacaktır. Çünkü biz değerlerimiz üzerinde fiyatların değişmesi ile iktidarımızın itibarinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz ve onların tam değerini gösteren fiyatı alçalma ve yükselme imkanı olmaksızın kanun ile ilan edeceğiz. (Yükselme, alçalma için bahane teşkil eder. Gerçekten biz yahudi olmayanları değerleri üzerinde alçaltma yapmak için evvela yükseltme ile işe başladık.)

Biz para borsaların yerine hükümetin muhteşem kredi müesseselerini geçireceğiz. Bunların gayesi, hükümet görüşlerine göre sanayi değerlerinin fiyatlarını sabit tutmak olacaktır. Bu müesseseler piyasaya bir günde beş yüz milyon sanayi senedi sürecek veya aynı miktarın tümünü satın alacak bir durumda olacaktır. Bu suretle bütün sanayi teşebbüsleri bize bağlı hale gelecektir. Onunla kendimiz için ne muazzam bir kuvvet temin edeceğimizi kendiniz tasavvur edebilirsiniz.


PROTOKOL 22


Şimdiye kadar ben size söylediğim her şeyde istikbal için şimdiden ortaya çıkmaya başlayan büyük hadiselerin seline dolarak, gelmekte olanın ve geçmişin ve halen cereyan eden şeylerin sırlarını, yahudi olmayanlar ile münasebetlerimizin ve mali muamelelerin sırlarını dikkati tasvir etmeğe çalıştım. Bu mevzuda ilave edeceğim hala az bir kısım şeyler kalmıştır. Günümüzün en büyük kuvveti altın, ellerimizdedir. İki gün içinde depolarımızdan istediğimiz miktarda tedarik edebiliriz. Elbette bizim hükümdarlığımızın tanrı tarafından önceden mukadder kılındığına başka delil aramaya lüzum yoktur. Elbette böyle bir servetle çok yüzyıllar boyunca icra etmeye mecbur olduğumuz kötülüklerin nihayet gerçek refah doğurduğunu yani her şeyi düzene getirdiğin ispat etmekte başarısızlık göstermeyeceğiz. Her ne kadar bazı şiddet hareketleri ile de olsa yine de hepsi aynen tesis edilecektir. Biz yarılmış ve parçalanmış dünyaya gerçek iyiliği ve aynı zamanda şahıs hürriyetini iade etmiş olduğumuzu ve bununla tesis ettiğimiz kanunları sıkı bir şekilde tatbik ederek uygun derecede ilişkiler ile sulh ve sükundan istifade etmesini mümkün kıldığımızı ispat etme yolunu bulacağız.

Biz bununla açıklayacağız ki hürriyet, sefahati ve gem vurulmamış düzene riayetsizlik yetkisini içinde bulundurmaz ve bundan başka bir kimsenin mevki ve kudreti, vicdan hürriyeti, eşitlik ve benzeri şeyler içinde herkes için yıkıcı prensipler neşretme yetkisini içinde bulundurmaz. Şahıs hürriyeti, hiçbir surette düzensiz kitleler önünde menfur nutuklar ile kendisini ve başkalarım tahrik etme yetkisini içinde bulundurmaz. Çünkü; gerçek hürriyet, birlikte hayatın bütün kanunlarına ve insanın şerefine saygı ile ve sıkıca riayet eden ve yetkilerin mevcut oluşları gibi mevcut olmayışlarının da şuuruna sıkıca sarılmış olan, tamamen ve yalnızca kendi şahsının mevzusu etrafında tuhaf tahayyüllerde bulunmayan şahsın dokunulmazlığım ifade eder. Bizim otoritemiz parlak olacaktır. Çünkü o çok kuvvetli olacak, hükmedecek, yönetecek ve bütün prensipler diye isimlendirdikleri, gerçekte ütopik konuşmalardan başka bir şey olmayan manasız sözler ile boğuk sesle bağıran liderlerin ve konuşmacıların arkasında karışıklığa düşmeyecektir. Otoritemiz düzenin tacı olacak ve insanın bütün refahını ihtiva edecektir. Bu otoritenin halesi bütün insanlar için önünde mistik diz bükme ve saygılı korku telkin edecektir.


PROTOKOL 23


Herkes itaatli olsun diye tevazu dersleri aşılamak ve bundan dolayı lüks maddelerin istihsalini azaltmak lüzumludur. Bununla biz lüks sahasındaki rekabet ile alçaltılmış olan ahlakı düzelteceğiz. Küçük sermaye sahiplerinin istihsalde bulunmalarını yeniden tesis edeceğiz ki bu imalatçıların özel sermayesinin altına bir mayın koyma demek olacaktır. Bu, şu sebep için de zaruridir ki büyük mikyasta imalat yapan imalatçılar her zaman şuurlu olarak olmasa da sık sık kitlelerin düşüncelerini hükümete karşı çevirirler. Küçük sermaye sahiplerinin adamları işsizlik nedir bilmezler ve bu durum onları mevcut düzene ve bunun neticesinde otoritenin sağlamlığına sıkıca bağlar. İşsizlik bir hükümet için en tehlikeli şeydir. Bizim için onun rolü otoritenin bizim ellerimize geçtiği an bitmiş olacaktır. Sarhoşluk da kanun ile yasak edilecek ve alkol tesiri altında vahşi bir hayvana dönen şahsın insan olma vasfına karsı işlenmiş bir cürüm olarak cezalandırılacaktır. 

Bir defa daha tekrar ediyorum ki teba sadece kendilerinden kesinlikle bağımsız olan kuvvetli ele körü körüne itaat gösterirler. Çünkü onlar o elin içinde: bir müdafaa kılıcı ve sosyal felaketlere karşı dayanak hissederler. Bir kralda bir melek ruhu olmasına ne ihtiyaçları var? Onda görmeleri gereken şey kuvvet ve iktidarın tecessüm ettirilmesidir. Bütün mevcut idarecilerin yerini alacak olan hükümdarımız, varlığını bizim ahlaksızlaştırdığımız cemiyetlerin arasında sürdürecektir. O cemiyetler ki tanrının otoritesini bile inkar etmişlerdir. Onların arasından her tarafa anarşi ateşi sıçrar. Bu hükümdarın ilk işi bu her şeyi yutan ateşi söndürmek olmalıdır. Bundan dolayı her ne kadar onları kendi kanları ile ıslatacaksa da onları devletin bünyesini kaplayacak her çeşit acılara karsı şuurlu olarak savaşan düzenli bir şekilde teşkilatlandırılmış ordular şeklinde yeniden meydana çıkarsın diye bu mevcut cemiyetleri kılıçtan geçirmeye mecbur olacaktır. Tanrının seçtiği bu kimse, düşünce ile değil hisleri ile ve insanlıkla değil hayvanlıkla hareket eden şuursuz kuvvetleri yıkmak için yüce yerden seçilmiştir. Bu kuvvetler şimdi hürriyet ve hukuk prensipleri maskesi altında soygunculuk ve her çeşit zorbalık tezahürleri içinde zafer şenliği yapıyorlar. Onlar, harabeleri üzerinde yahudilerin tahtını kurmak için her çeşit sosyal düzeni devirmiş bulunuyorlar. Fakat o, krallığının başına geçtiği anda onların rolü nihayete erecektir. O zaman onları, yolunun
üzerinden süpürüp atmak gerekecektir. O yolun üzerine, ne düğüm ne de kıymık bırakılmamalıdır. O zaman bizim dünya halklarına şöyle söylememiz mümkün olacaktır:

Tanrıya şükredin ve bizzat tanrının kendisine yıldızını rehber ettiği, alnında insan kaderinin mührünü taşıyan kimsenin önünde diz bükün ki ondan başka kimse bizi yukarıda bahsedilen bütün kuvvetler ve kötülüklerden kurtaramazdı.


PROTOKOL 24


Şimdi kral Davud’un hanedanına ait köklerin dünyanın son tabakaları için geçerli bir hale konulması metotlarına geçiyorum. Bu geçerli hale koyma en başta bütün beşeriyetin düşüncesinin eğitimine yön verilmesi içinde, dünyanın bütün işlerinin idaresinin bu güne kadar dayandığı Sion liderlerimizin muhafazakar gücünde dahil bulunmaktadır. 

Davud zürriyetinin muayyen mensupları, kralları ve onların veliahtlarını miras hakkına göre değil onların göze batar kabiliyetlerine göre seçerek, siyasetin en gizli sırları içinde, hükümet planları içinde vazife vererek fakat daima kimsenin bu sırları öğrenmemesini şart koşarak onları hazırlayacaklardır. Bu tarz faaliyetin gayesi, sanatının gizli mevkilerinde vazife görmemiş kimselere hükümetin tevdi edilemiyeceğini herkes bilsin diyedir. Bu şahıslara sadece birçok yüzyılların tecrübelerinin mukayeseleri ile yukarıda bahsedilen planları pratik tatbikatı, siyasi ve iktisadi hareketler ve sosyal bilimler üzerinde bütün müşahedeler, kısaca beşeriyetin münasebetlerinin tanzimi için yaratılıştan sarsılmaz bir şekilde tesis edilen bütün kanunların ruhu öğretilecektir. Babadan oğula intikal etmek suretiyle veliaht olanlar eğer eğitim zamanlarında hafifmeşreplik, yumuşaklık ve otoritenin yıkımı olan, kendilerini idare için kabiliyetsiz ve kendi içlerinde krallık vazifesi için tehlikeli yapan diğer vasıflar görülürse tahta çıkmaktan sık sık men edileceklerdir. Sadece kayıtsız şartsız sert kabiliyetli hatta zalim bir şekilde hükmedecek kimseler iktidar dizginlerini bizim Sion liderlerimizden alacaklardır. İrade zayıflığı veya diğer bir çeşit kabiliyetsizlik ile hasta olma hallerinde krallar kanunen hükümdarlık dizginlerini yeni ve kabiliyetli ellere devretmelidirler. Kralların cari an için ve bundan başka istikbal için bütün faaliyet planları onun en yakın müşavirlerince bile bilinmemelidir. Yalnız kral ve onu korumak için yanında duran üç kişi ne yapılacağını bilecektir. 

Azimli iradesi ile kendisinin ve beşeriyetin efendisi olan kralın şahsında herkes esrarlı yolları ile beraber beşeriyetin akıbetini sezecektir. Hiç kimse kralın tertipleri ile neye vasıl olmak istediğini bilmeyecek ve bundan dolayı hiç kimse meçhul bir yolun üzerinde durmaya cesaret edemeyecektir. Anlaşılıyor ki kralın beyin haznesi ihtiva etmeye mecbur olduğu hükümet planına uygun olmalıdır. Bu sebepledir ki o ancak yukarıda bahsedilen Sion liderleri tarafından kafası yoklandıktan sonra tahta çıkacaktır. Halkın krallarını bilmesi ve sevmesi için onun halk ile çarşı pazarda konuşması zaruridir. Bu durum bu iki kuvvetin lüzumlu perçinlenmelerini temin eder ki bunlar şimdi terör ile bizim tarafımızdan birbirlerinden ayrılmışlardır. Bu terör her iki kuvvetin ayrı ayrı bizim nüfuzumuza düşecekleri zamanın gelmesine kadar zaruri idi.

Yahudilerin kralı, ihtiraslarının ve bilhassa şehvetinin elinde kalmış olmamalıdır. O, karakterinin hiçbir tarafına kafasının üstünde hayvani his gücü vermemelidir. Şehvet, düşünceleri en kötü ve beşer faaliyetinin en hayvani tarafına çevrildiğinden zihin kapasitelerini ve görüş açıklığını diğer hepsinden kötü olarak karıştırır. Davud’un kutsal zürriyetinden olan bütün dünyanın hükümdarının şahsında beşeriyetin desteği, halkına bütün şahsi temayüllerini feda etmelidir. Bizim hükümdarımız kusursuzluk örneği olmalıdır.