YAHUDİLİK

 

 

 

Sayılar 19: 2-6 "Tanrının buyurduğu yasanın kuralı şudur: İsrailliler'e size kusursuz, özürsüz, boyunduruk takmamış kızıl bir inek getirmelerini söyleyin. İnek Kâhin Elazar'a verilsin; ordugahın dışına çıkarılıp önünde kesilecek. Kâhin parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırı'nın önüne doğru serpecek. Sonra Elazar'ın gözü önünde inek, derisi, eti, kanı ve gübresiyle birlikte yakılacak. Kâhin biraz sedir ağacı, mercan köşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.


 

 

 

 

Yahudilere göre mesih devri öncesinde;

  • Mesih devri yaklaşırken şeytanın gücü doruk noktasına çıkacak, felaketler çoğalacak fakat Yahve şeytanı yenecek, İblislerin hepsini yok edecek, kötülüğü kökten kazıyıp atacak, ebedi hayat, neşe ve barışı getirecek kendi krallığını kuracaktır.
  • Allah’ın düşmanı olan kuvvetler Kudüs’e saldıracaklardır. Kudüs harap olacak, yabani eşeklerin gezinti yeri, sürülerin otlağı olacak. Babilliler İsrail ülkelerine ayak basacak, Fars atları İsrail mezarlarını çiğneyecektir.
  • Dünya milletleri birbirlerine saldıracaktır. Ürdün Nehri’nin suları kana dönüşecek. Fars Kralı Arabistan’a hücum edecek, Arabistan Kralı da Roma’yı vuracak.
  • Güneş kararacak.
  • Dünyaya dinsizlik ve ahlaksızlık hâkim olacak. İnsanlarda utanma hissi azalacak, pahalılık artacaktır. Ülke zındıklığa dönüşecek, hakka fazla kulak verilmeyecek, âlimlerin meclisi fâhişeler yuvası olacak. Tevrat âlimlerinde bilgi kalmayacak, oğul babasının şerefini düşürecek, kız annesine, gelin kaynanasına karşı gelecek.
  • Felaketler birbirini kovalayacak; savaşlar, hastalıklar ve pahalılık insanları saracak. Dünyanın verimi azalacak, ülke çöle dönecek, tarla ve bağlar bakımsız kalıp, dikenler, çalılar yetişecektir. Sınır halkları sefalet içinde şehirden şehre dolaşacak, yüzlerine bakan olmayacaktır.
  • İnsanların nesilleri kesilecek.

 

 

TEVRAT- YARATILIŞ (GENESIS) BÖLÜM 3

Tanrı'nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, "Tanrı gerçekten, 'Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin' dedi mi?" diye sordu. Kadın, "Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz" diye yanıtladı, "Ama Tanrı, 'Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz' dedi." Yılan, "Kesinlikle ölmezsiniz" dedi, "Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız."


Aslında turpun büyüğü yahudilikte şeytan kavramının olmamasıdır ama oraya sonra geliriz. Kendi eliyle kendinin olmadığına inandıran büyük düzenbaz şeytan görüldüğü üzere bilgi ağacının meyvesini yemeyi de, insanların haşa tanrılaşmasına giden kapının anahtarı olarak pazarlamıştır. Hemen bir dip not olarak belirteyim ki yok bilgi ağacıdır yok yılandır vs. kavramlar israiliyat olup islamiyetle alakası yoktur. Konunun islami, yani asıl doğru mahiyetinden yeri geldiğinde bahsedeceğim.

Bilgi ağacı ve meyvesinin insanı haşa tanrılaştıracağı masalı muhtemeldir ki yahudilerin diğer başka birçok şey gibi Babil sürgünü sırasında tevrat üzerinde yaptıkları tahrifatlara ekledikleri bir halkadır.

 

 

Tevrat-Genesis-Bölüm 3

1- RAB Tanrı'nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, "Tanrı gerçekten, 'Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin' dedi mi?" diye sordu. 2- Kadın, "Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz" diye yanıtladı, 3- "Ama Tanrı, 'Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz' dedi." 4- Yılan, "Kesinlikle ölmezsiniz" dedi 5- "Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız." 6- Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi. Kocası da yedi. 22- Sonra şöyle dedi: "Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu. Şimdi yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli."

 

 

Psikiyatrik hastalıkların metafizik yönlerinden de ilerleyen bölümlerde bahsedeceğim. İlk sayfada sapık siyonist yahudi Sigmund Freud'dan bahsetmiştim. Atası dedesi haham olan bu vatandaşın fikirlerine bakınca ateist olduğunu sanabilirsiniz. Olduğundan farklı görünmek bir yahudi için çok normaldir. Hatta yüksek yahudilik menfaatleri için elzemdir. Ama kendisi de bir psikoloji profesörü olan David Bakan'ın Sigmund Freud ve Mistik Yahudi Geleneği adlı kitabından da görebileceğimiz üzere Freud psikanaliz tekniğini aslında kabalada ki sapık öğretilerden almıştır.


Zaten sapkın talmud ve kabala öğretileri hakkında birşeyler biliyorsanız Freud'un neyin sözcülüğünü yapmakta olduğunu anlarsınız. Şimdi yazacağım sapkınlıkta sınır tanımayan ahlaksız talmud yasaları için çok özür dilerim. Ama masal anlatmadığımın, inanılmaz da olsa tamamen gerçekleri söylediğimin nişanesi olarak yazmak zorundayım.


Bir büyük, küçük bir kız ile cinsi temas yaparsa bu göze girmiş bir parmak gibi kabul edilmeli. Keza bir çocuk bir kadınla temas ederse buda kadının cinsi uzvuna bir çubuk girmiş olarak kabul edilmeli. Bir büyük tarafından bir çocuk baştan çıkartılıp ırzına geçirilirse bu ırza girme hadisesi olarak kabul edilmeli, bir büyük tarafından bir çocuk baştan çıkartılıp ırzına girilirse  bu ırza geçme hadisesi olarak değerlendirimemeli; “Nasıl ki gözyaşı tekrar ve tekrar yeniden insanın gözüne gelirse üçyaşından küçük iken cinsi temasta bir kızın da bekareti geri gelebilir”. Küçük yaşlarda erkeklerle yatmış bir kız çocuğu evlenirken bu vaziyeti kocasına bildirmeli aksi halde kan gelmez ve kocası da bu vaziyetten hoşlanmaz.” Talmud Kethuboth 11b


Bir kadın kocasının izni ile parasını vererek kendisi ile cinsi bir şekilde alakadar olacak bir şahıs kiralarsa, bunda hiçbir kabahat yoktur fakat bu kiraladığı şahıs gayri Yahudi ise bu kabahattir zira kazançlı çıkan gayri Yahudidir. Fakat aynı vaziyet, bir Yahudi erkeği ile gayri Yahudi bir kız arasında vuku buluyorsa zararı yoktur fakat Yahudi erkeği bu gayri Yahudi kızla evlenmemeğe çok dikkat etmelidir. 

Talmud Kethuboth 51b


O adamki kızkardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur fakat kızkardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamamsı bu adama bildirilir. O şahıs ki daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğluda validesi ile yatmak isterse böyle bir vaziyette eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa, bize düşen bir vazife yoktur ta ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve validesi  buna mani olmak isterse, oğul kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar. 

Talmud Kethobuoth 76 a


Bir dul kendini tatmin için her türlü usule başvurabilir. Bir kadın sebepler göstererek hayvan ile hayvani münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur. Böyle işlere zevklere heveslenmeyen kadın bulunmaz. Bu sebepten bu gibi zevklere kedini veripte sonradan evlenmeyi düşünen kadını bir haham bile alabilir.

Talmud Yebamoth 59 a ve 59b


Böylelikle, O şahıs ki akrabası kız ile cinsi temas edip bekaret zarını yalnızca gevşetir. O adamdan şikayet edilmemelidir. Ölmüş kadın ile temas o kadının hayattaki vaziyetinde iken yapılan temas gibi kabul edilir. Kadın evli ise her ne kadar ölmüş olsa bile gene evli bir kadın olarak kabul edilir ham de ölmüş bir kadınla çiftleşmek meniyi ziyan etmek demektir. 

Talmud Yebamoth 55b


Bundan fazlası da var ama yazmaya ne akıl ne mide dayanmaz. Bu akıl durduran ifadeleri binlerce yıldır inanç olarak benimsemiş lanetli bir topluluktan ve onların peşine takılıp gidenlerden her türlü musibeti beklemek şaşırtıcı olmaz. 17. yüzyılda mesihliğini ilan edip yahudilerin çoğunu peşine takan İzmir'li Sebatay Sevi isimli yahudiyi ya da onun günahın kutsallığı isimli doktrinini duydunuz mu bilmem. Adına kuzu bayramı denilen ve halk arasında mum söndü diye bilinen eş değiştirmeye veren sapkınlıklar ve daha neler neler.. Bu sebatayistlerin en çok yaşadıkları yer İzmir, Selanik ve İstanbul'dur. İstanbul'da Şişli, Nişantaşı ve Teşvikiye yerleşmişlerdir. İzmir'de ise merkez üstleri Kestane Pazar'ıdır. Fetö'nün de peydahlandığı ve palazlandığı yer de ilginçtir ki burasıdır. Özellikle son 150 yıldır bu milletin dinsizleştirilip dejenere edilmesine müteakip yok edilmesine ilişkin her türlü dalaverenin baş aktörü olan bu güruha tekrar değineceğiz. http://www.yenisoz.com.tr/dunyayi-subyanci-satanist-sapkin-bir-cete-yonetiyor-makale-11978 dünyanın ömrü  ancak Freud kişisel gelişimi engelleyen her türlü sorunun kökünün cinsellik olduğunu söylemektedir. Bunun sebebi insanların içinde ki çift cinsiyetli eğilimlerdir ona göre. Cinselliğin her türünü dilediğince yaşamayan her birey hastadır ona göre. Tesadüftür ki kabalada aynı şeyi söyler. Aşkın bilince ulaşabilmenin yolu kök çakra malkuthda yatmakta olan kundalini enerjisinin eril güç Chokmah ve dişil güç Binah'tan geçerek kether'e ulaşması gerekmektedir. Freud'un öğretisinin erkek merkezli olması da kabalada ki Adam Kadmon geerçeğinden ileri gelmektedir. Aşkın bilincin cosmos olduğunu belirtyim. Binlerce yıllık terane. İleride daha iyi anlaycaksınız. Rockefeller'lerin himayesinde ki Tavistock Enstitüsünün onun heykelinin dikilmesine de çok şaşırmamak gerekli.

 

 

 

 

Algı yönetimi ve kitlelerin dönüştürülmesi ile ilgili konumuza posbıyık Nietzsche'nin bir tespiti ile devam edelim. Bana kalırsa posbıyığın muhtemelen kendisi de yahudiydi. Birileri diyebilir ki olur mu adam yahudilere de düşmandı. İleride bahsedeceğim üzere eyyamcılığı dinlerinin bir parçası haline getirmiş bu sapık topluluğun mesiyanik projelerini hayata geçirmek yapabileceklerinin bir sınırı yoktur. Anadolu’da kimliğini gizleyerek 30 sene sahte şeyhlik yapmış yahudilerin haberleri kulağınıza gelmiştir belki örneğin.

Yeryüzünde bulunan asillere, güçlülere, efendilere, hükümdarlara karşı tüm yapılmış olanlar, yahudilerin onlara yaptıkları ile karşılaştırıldığında bir hiçe dönüşür. Bu inaçlarına bağlı insanlar (yahudiler) ancak, düşmanlarının ve topraklarını ellerinden alanların değer yargılarında meydana getirecekleri radikal değişimler ile tam olarak tatmin olabilirler. Söylemek gerekir ki en manevi rövanş da budur...

Yahudiler ile başlayan ve tarihi ikibin yıl öncesine dayanan ahlaka karşı başkaldırıyı artık göremiyoruz çünkü zafer kazanılmıştır.

nietchze On the Genealogy of Morals, section 7

 

Kabalistler, görünenin ardında mutlaka bir şeylerin gizlendiği fikrinden hareket etmişlerdir. Bunun için kutsal metinlerde çeşitli sayılar ve matematiksel işlemlerle gizli gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyorlardı, ortaya çıkarılmaya çalışılan gizli gerçekler arasında kurtarıcı Mesih’in kim olacağı ve hangi tarihte geleceği de vardı. Aralarında en çok rağbet görenlerden birisi de Mileniyum’da bir Mesih’in mutlaka geleceği şeklindeydi. Yine Kabala’da 666 sayısının şeytanın yılı, ya da sayısı olduğu şeklinde bir inanış bulunuyordu. Bu iki sonuçtan hareketle,1666 yılının ‘hayati önemine’ ilişkin yaygın bir inanış oluştu. Sabetaycı inancın temellerini oluşturan Yaratılış ve Mesih’in gelişi kavramlarını çeşitli semboller oluşturur. ‘Kuzu Bayramı’ tepsisinde Davud’un Kalkanı, Yıldızı görülmektedir. Sabetaycı düşüncede temel bir konumu olan, Luria Kabalası’na göre evren, Tanrı’dan saçılan ilahi kıvılcımlar tarafından yaratılmıştır. Tepsinin sol üst ve sağ tarafında bulunan yılan başları, Sabetaycı inancın temelini oluşturan Zohar Kabalası’na göre Yaratan’ın iyi ve kötü yüzlerini ortaya koymaktadır ve birbirleriyle mücadele halindedirler. Mesih’in peydahlanacağına Ahiret günlerinde bu iki yılandan kötü olan kazanacak ve iyi yılana dönüştükten sonra Yahudi ulusunun kurtuluş kapılarını açacaktır, üstelik İbranice de yılan anlamına gelen ‘nahaş’ sözcüğünün ebced (gematrianın karşılığı: harflerin sayısal değeri ile gizli bilgileri çözmek) hesabına göre, sayısal değeri ‘maşiah’ sözcüğü ile eş değerdir.   http://www.salom.com.tr/haber-98002-sabetayizm_ve_kabala.html

 

 

 

 

Bu evrim-tekamül tandanslı transhumanizm dinini de diğer pek çok algıyı algıyı pazarlamakta kullandıkları gibi yine devasa yazılı ve görsel medya imparatorlukları aracılığı ile belleklere kazıyorlar. Zira ölümsüz olma vaadi insanların mevcut tüm dini değerlerini alt üst etmeye yönelik olarak hazırlanmış kirli bir tezgahtır. İşin içine özünde egomanyak olan insanoğlunun başını döndürecek tanrısallık aromasının katılması ise şeytani bir dokunuştur.

Örneğin bir yahudi olan Yuval Noah Harari isimli bir yahudinin yazdığı ve yine bir şekilde çok satanlar listesine sokulmuş olan kitap, daha ismiyle bile derdini anlatmayı başarmaktadır. Üç aşağı beş yukarı nelerden bahsettiği malum olan kitaptan bir anektot alalım.

2 milyon yıl önce ayrılan bir maymun türünün kollarından biri yaklaşık 200 bin yıl önce homo sapiens oldu. bugünkü modern insanı tanımlayan homo sapiens tam olarak bilinmeyen nedenlerden 'bilişsel devrim' yaşadı ve 70 bin yıl önce afrika'dan çıktı.

Bu cümleden kurgulanmakta olan yeni dünya dininin bir başka ayağı olan bilişsel başlangıcın izahıadına yapılan somut bir gönderme görmekteyiz. Hiç eveleyip gevelemeden neyi pazarladıklarını söyleyelim. Dünyada bulunan akıllı yaşamın kaynağı dünya dışıdır.

(Tevrat, Genesis Bölümü, 6)

1- Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu. 2- İlahi varlıklar insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler. 4- İlahi varlıkların insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi.

Kendimizden de bir örnek verecek olursak Azra Kohen'den bahsedebiliriz. Bir yahudi soyadına sahip bu arkadaşın bir şekilde en çok satanlar listesine sokulmuş (tıpkı Dan Brown gibi) kitapları kitapları fipiçi üçlemesi ile Aeden. 

Üçlemeden bir alıntı yapalım. Bakalım bize neler anlatacak;

Kendini gerçekleştirmek… Peki bu ne demek? Ben niye buradayım demek. Özümde neyim demek. Beni diğerlerinden ayıran en temel şey ne demek. ‘Şeklim ne?’ değil, ‘İçimdeki bu ses ne?’, ‘İçeriğim ne?’ demek. Böylece kendi ilkelliğinden arınmış hakiki insan doğar. hakiki insan burada belki daha bebektir ama en azından kendini bilir. ‘Transcendence’ diyorlar buna. ruhun tekâmülü, evrim. Ve işte bu evrim olmadan yani her bir birey kendini gerçekleştirmeye odaklanmadan demokrasi var olamaz.

Mesaj neymiş bakalım. Kabalayı açıp okusam daha açık olamazdı emin olun. Kişi ancak özünü (tanrısallık) anladığında, içinde ki sesin ne olduğunu kavradığında diğerlerinden farklı ve üstün olduğunu anlar. O artık insansı (insan görünümünde hayvan) değil hakiki insandır. Yani kabalada ki Adam Kadmon. Bunu, bilinç sıçraması vs. şeklinde gudik tabirlerle de ifade ediyorlar. Tekamülünü-evrimini tamamlamamış insanlar ilkeldir. Yani seninle benim aynı şekle sahip olmamız ikimizin de aynı aynı evrim-tekamül seviyesine sahip olduğumuz anlamında gelmez. Ve evrimini-tekamülünü tamamlamamış insanların oluşturduğu toplumlar demokratik olamaz. Yani kendi kendini idare edemez. Ben üstün insanım (Transcendence). Sen ise demokrasinin önünde ki engelsin O zaman ne yapmak lazım ? Devrim. Peki nasıl. Sen zayıf olduğun için elemine edilmelisin. Zaten iklim değişikliği !!! vs. var ve gezegenimiz hepimize yetecek kadar büyük değil. Öyle değil mi ?

Kişisel gelişim kitabı etiketine bu üçlemenin siyasi arka planına da dikkat çekmek istiyorum. Nitekim devrim sözcüğünü boş yere kullanmadım. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yayılmaya çalışılan sözde sivil direniş hareketlerinden, çok öncelerden V For Vandetta ile algısını hazırlanmaya başlanmış kendini kahraman zanneden ama aslında vahşi bir vandala dönüştürüldüğünden haberi dahi olmayan sokak eylemcisi kardeşimedir bu sözlerim. İstisnasız tüm ülkeleri parçalama hareketi olan bu hareketin amacının arap coğrafyası ile fitili ateşlenen bahar görünümlü kaos planlarına tüm dünyanın nasıl adım adım çekildiğini iyi analiz etmelisin. Bu yaşananların, PKK trarafından da benimsenen ve teorisyeni Murray Bookch isimli bir yahudinin Ekolojik Toplum ambalajlı adına 3. Devrim dediği anarşist teorinin argümanları olduğunu idrak etmelisin. Modern komunizm denilebilinecek bu anlayışın dünyayı yöneten kapitalist elitlerin çevreyi ve toplumu yok etmesinden dolayı her türlü hiyerarşi ve taahküme başkaldırılması gerektiğini neden istediğini iyi anlamalısın. İlk sayfada vermiş olduğum, İngiltere başbakanı Benjamin Disraelin’in komunizm hakkında söylediklerini hatırla ve şunu asla unutma kapitalizmin de komunizmin de arkasında aynı adamlar var. İstedikleri sonucu elde etmek için Hegel Diyalektiğini (Tez + Antitez = Sentez)yüzyıllardır ustalıkla kullanan Yahudilerin içinden biri olan Doktor Oscar Levy kaleme aldığı bir mektupta kullandığı ifadeler ile durumu özetlemektedir.

Yahudi bileşenler, bir yandan dünyanın ruhani olarak çöküşünün ve diğer yandan da Yahudi idealizminin keskinleşmesinin araçları olduğundan hem komunizmin hem de kapitalizmin itici gücünü oluştururlar.

(The World Significance Of The Russian Revolution, G. Pitt Rivers)

Öz yönetim, halk meclisleri, öz savunma güçleri, komünalizm gibi kavramların fikir babası olan Murray Bookch’ın derdinin yahudi hegomonyasında ve kolay yönetilebilinir mahiyette 1000 küçük ülkecik oluşturma projesinin kilometre taşları olduğunu anlamak çok da zor olmasa gerek. Uzun lafın kısası mesele ekolojik toplum ya da ağaç değil güzel kardeşim. Sen hala anlamadın mı ?

(Tevrat, Tesniye Bölümü, 7/17/,22) 

"Eğer kendi yüreğinde, "Bu milletler benden çokturlar, nasıl onların mülkünü alabilirim?" dersen, onlardan korkmayacaksın... Rab o milletleri önünden azar azar kovacak, onları çabukça bitiremezsin yoksa senin üzerinde kır hayvanları çoğalır."

Bu serinin isimlerinin mistizmin ve bilimselliğin birleştirildiği ezoterik paganist yeni dünya dini anlayışı üzerinden seçildiğinin ayrımına vardınız mı ? Bakalım bu fi (phi, altın oran) başka nerelerde çıkacak karşımıza. Soru ezoterizmde için geometri neden çok önemlidir ?

Vizyona evrim olarak giren (Transcendence) filminin transhumanist temasına bir gönderme yaparak yazarın diğer kitabından söz edelim.

 

 

Tesniye, 23/20: "Yabancıya faizle ödünç verebilirsin, fakat kardeşine faizle ödünç vermeyeceksin; tâ ki, mülk olarak al­mak ü­ze­re gitmekte olduğun diyarda elini atacağın her şeyde Al­lah'ın Rab seni mübarek kılsın."

(Tesniye, 15/6) 

Çünkü Allah'ın Rab, sana vadetmiş ol­du­ğu gibi seni mübarek kılacaktır; ve çok milletlere ödünç vereceksin, fakat sen ödünç almayacaksın ve çok milletlere saltanat e­de­ceksin fakat onlar sana saltanat etmeyecekler.

 

 

 

A'RÂF SÛRESİ

(169)      Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap'ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?